Seçim anlam tarafından tek

mümkün kılmakla birlikte, tüm dünyadaki tek tek ülkelerde seçim kampanyalarını aynılaştırmamıştır. Bu sebeple çalışma kapsamında incelediğimiz ül kelerde seçim Tek Dereceli Seçim İlkesi Nedir ? Tek dereceli seçim ilkesine göre seçmenler hiçbir aracı olmaksızın doğrudan temsilcilerini seçerler. Açık Sayım ve Döküm Esası Nedir ? Açık sayım ve döküm ilkesi, oy sayımının ve dökümünün isteyen herkes tarafından takip edilebilmesini ifade etmektedir. Seçti - Seç - Anlam ve Kullanım. Seçim Eski İngilizceden türetilmiştir cēosan. İki veya daha fazla alternatif arasından birisini veya birini en iyi veya en uygun olarak seçmek için araçlar seçin. Seçim, aynı zamanda bir hareket tarzına karar vermeyi de içerebilir. Geçişsiz fiil, geçişsiz fiil olarak da kullanılabilir. Seçim anketleri yapan araştırma şirketleri küçük oy ... olacağı da neredeyse herkes tarafından kabul ediliyor. ... bir mecliste 276 vekile ulaşarak tek başına iktidar olma şansının ... Buna göre, seçmen tarafından aday gösterilmek isteyen kişinin önce Yüksek Seçim Kurulu'na (YSK) başvurması ve ardından da belirtilen süre içerisinde en az 100 bin seçmenin YSK'ya ... Düşünmeye başlayınca vardığım nokta, “Evet, erken -hatta baskın- bir seçim için önemli bir gerekçe bu” oldu. Ayrıca, bizim kamuoyumuz tarafından bile ‘sürpriz’ olarak karşılanan politik adımların birbiri ardına atılmaya başlaması ile Trump’ın rakibi karşısında azalan desteğinin gözle görülür hal alması neredeyse eş-zamanlı. Anlam, tek bir bütünlük değil, en azından ikiye ayrılan bir parçalanma olarak ele alınmaktadır. Burada önemli olan bu verilen anlam ile alınan anlamın örtüşüp örtüşmediğini tespit etmek ve çözümlemektir (Mutlu, 2005: 130). Kodlama sürecindeki anlam üretme etkinlikleri, izleyicinin kodaçarken anlam Bence bu seçim çok anlamlı. Seçimlerin sonuçlarından ya da kimin kazanacağından bahsetmiyorum. Şu an yapılacak bir erken seçimi, ben kalp spazmı geçiren hastayı, mide ameliyatına sokmaya benzetiyorum. Yani siyasilerin kendi iç mücadeleleri benim adıma bir anlam teşkil etmiyor. Şu tarafından düşünün: Türkiye’de iktidar partisi ve Cumhurun Başkanı, lideri, bu seçim sürecinde hiçbir şekilde kendi makamında yan gelip yatmadı, herkesten çok daha fazla ... HDP İl Binası önünde kurulan çadırda videokonferans yöntemiyle PKK tarafından kaçırılan Nilüfer T'nin annesi Maide T. ile görüşen anne ve babalar, Almanya'da tek başına evlat ...

Türkiye cumhuriyeti üzerinde oynanan büyük oyun

2020.07.25 23:11 AllahyokDindogru Türkiye cumhuriyeti üzerinde oynanan büyük oyun

Türkiye cumhuriyetinin en aydın kesimi olarak sizelere eksisözlük kullanıcı olan 24 yaşında bir üniversite öğrencinin devletin ileri gelen bakan başbakan cumhurbaşkanlarının ortak yönleri ifşa eden bi arkadaşımızın içeriğini paylaşmak isitiyorum. Bu içerik ekşisözlükten kaldırılmıştır. En son içeriği okuduğum da favı iki bin kusurdu. Sizlerin de yorum ve görüşlerini almak ve üzerinde tartışmak için bıraya aktarma kararı aldım.
1*bülent ecevit ve deniz baykal'ın rockefeller bursu ile amerika'da çalışması...
rockefeller demişken, rockefeller 1928 yılında vehbi koç'la işbirliği yaparak standart oil petrol şirketinin yerel temsilciliğine getirilmiştir. (bkz: #45831991)
2*bülent ecevit harvard üniversitesi'nde henry kissinger'ın yanında 8 ay inceleme yaptı. ilginçtir daha sonra henry kissinger abd'de dışişleri bakanlığı yaptı. o esnada ise ecevit türkiye'de başbakanlık yapıyordu. ve tarihler 1974'ü dünyanın ecevit başbakan olarak kıbrıs'a müdahale planını devreye soktu. kissinger ile defalarca görüşme yaptı.
3*süleyman demirel henüz üniversite'den yeni mezun olmuşken 1950 senesinde abd'ye gidip araştırmalarda bulundu. döndü, 1953'te seyhan barajı proje müdürü oldu. bu dönemde adnan menderes'in dikkatini çekerek çok erken yaşta dsi barajlar dairesi başkanlığına getirildi. 1955'te dsi genel müdürü oldu. akabinde eisenhower bursu ile tekrar amerika'ya gitti. döndü, bir kaç sene sonra dünyaca ünlü morrison şirketinin yerel temsilcisi seçildi (bkz: morrison süleyman) ardından siyasete atıldı, 1964'te celal bayar'ın da büyük gayreti ile genel başkan seçildi. yılların süleyman demirel'i işte böyle paraşütle en tepeye iniş yaptı.
4mehmet şimşek'in aynı zamanda ingiliz vatandaşı olması... 2007 senesinde akp'ye karşı girişilen sosyal-ekonomik-askeri baskıdan sonra yaşanan seçimleri akp %47 oy oranı ile kazandı. bu seçimlerden önce hükümet heyeti ingiltere ziyaretinde bulunmuştu. ziyaret esnasında exeter üni. mezunu mehmet şimşek her nasıl olduysa hükümetin dikkatini çekti. ar1bülent ecevit ve deniz baykal'ın rockefeller bursu ile amerika'da çalışması… rockefeller demişken, rockefeller 1928 yılında vehbi koç'la işbirliği yaparak standart oil petrol şirketinin yerel temsilciliğine getirilmiştir
dından seçimde milletvekili olarak gösterildi. milletvekili seçildi. ve hemen ekonomiden sorumlu devlet bakanı yapıldı. sanki birileri mehmet'i bakan yapın dercesine...
*exeter üniversitesi demişken, eski c.başkanı abdullah gül de o okulda okudu. ardından islam kalkınma bankasında görevlendirildi. exeter üniversitesi'nin anlam ve önemi için: buyrun
5*exeter'li diğer türkler: fehmi koru (gazeteci) durmuş yılmaz (eski merkez bankası başkanı) şükrü karatepe (refahlı belediye başkaı) ekmeleddin ihsanoğlu (çatı adayı)
6*ali babacan'ın fulbright bursu ile okumuş olması. fulbright bursunun anlam ve önemi için: buyrun
7*dipnot: amerikan burslarının anlam ve önemine binaen:
--- spoiler ---
"1975 yılı. richard podol aıd (uluslararası kalkındırma örgütü) uzmanı.. amirlerine yolladığı türkiye raporunda bakın neler diyor:
“yirmi yıldan fazla bir zamandır türkiye’de faaliyette bulunan amerikan yardım programı bir zamandan beri meyvelerini vermeye başlamıştır. önemli mevkilerde amerikan eğitimi görmüş bir türk’ün bulunmadığı bir bakanlık ya da bir iktisadi kamu kuruluşu hemen hemen kalmamıştır. bu kimseler halen bulundukları örgütte ‘ilerici güç’ niteliğini taşımaktadır. genel müdür ve müsteşarlık mevkilerinden daha büyük görevlere kısa zamanda geçmeleri beklenir. aıd bütün gayretleri bu gruba yöneltilmelidir.
geniş ölçüde türk idarecilerini indoktrine etmek gerekir. burada özellikle orta kademe yöneticiler üzerinde durmak yerindedir. amaç, bunlara yeni davranışlar kazandırmaktır. bu grubun yakın gelecekte yüksek sorumluluklar mevkilerine geçecekleri düşünülürse, bütün gayretlerin bu kimseler üzerinde toplanması mantık açısından doğrudur." --- spoiler ---
8*turgut özal'ın demirel tarafından bürokratlığa getirilmesi... çok ilginçtir, basit ve sade bir hayatı olan özal semra hanım'la evlenmesinin ardından amerika'ya texas tech üni'ye gidip araştırmalarda bulundu (yazar notu: abd'ye gidip araştırmalarda bulunanlar nedense ilerde hep başbakan oluyor) dönüşte birden elektrik işleri etüd idaresi müdürü olan özal ardından demirel'in danışmanlığına peşinden de dpt müsteşarı yapıldı ve akabinde dünya bankası sanayi danışmanı olması için abd'ye davet edildi. demirel'in yanı sıra erbakanla da çalışan özal milletvekili adayı gösterildi. seçilemedi. tekrar dpt müsteşar vekili yapıldı. ardından batı ülkeleri türkiye'den bazı "ekonomik hamleler yapmasını istedi" demirel önce direndi sonra kabul etti, bu hamleleri yapması için de turgut özal'ı başbakanlık müsteşarı yaptı. böylece özal çok önemli 24 ocak kararlarının mimarı oldu. ardından darbe oldu. 22 ay boyunca bülent ulusu idaresindeki darbe hükümetiyle çalıştı. sonra demokratik seçimlere giren 3 partiden biri oldu. diğeri ise mdp'nin başkanı turgut sunalp'ti.
9*turgut sunalp demişken... turgut özal 1983 seçimleri için kenan evren'in izin verdiği üç liderden biridir. diğerleri turgut sunalp ve necdet calp'tır. turgut sunalp 1948'de abd'ye gönderilen 16 subaydan biridir. bu subaylar abd'ye nato kapsamında eğitim almaları için gönderildi. her biri geri gelince çok önemli vazifeler üstlendi. örneğin 16 subaydan 14'ü 1960 darbesinde etkin rol aldı. 60 darbesinde rol almayan iki isim ise danışkarabelen ve turgut sunalp'ti.
10*danış karabelen demişken... o da 1953'te sona eren kore savaşına katılan türk komutanlar arasındaydı. nasıl olduysa danış karabelen savaştan sonra cia tarafından üstün hizmet belgesi aldı. savaşı amerikan genel kurmayı yaptı ama belgeyi ne hikmetse cia verdi. ardından türkiye nato'ya girdi, karabelen orgeneralliğe yüksedi ve daha sonra "kontrgerilla, türk gladyosu ve ergenekon" olarak bilinen "özel harp dairesi" isimli yapılanmayı bizzat kurdu.
11* 16 subaydan 2'si 1960 darbesine katılmadı demiştik, 14'ü katıldı. evet. onlardan biri de tanıdık bir sima: alparslan türkeş. türkeş darbe bildirisini 27 mayıs cuma günü sabah 5:25 sularında okuyan kişidir. cümlelerini tamamlarken "nato ve cento'ya bağlıyız" diyordu türkeş.
12* nato ve centoya bağlıyız cümlesi türkiye'de yaşanan darbelerin tümünde kullanılmış bir cümledir. 1980 darbesi'nin de sonunu süslemiştir. netekim 12 eylül'de yapılan darbeden sadece iki hafta sonra nato genelkurmay başkanı türkiye'ye geldi ve kenan evren'le görüştü, akabinde rogers planı devreye girdi. rogers nato genelkurmay başkanıydı ve kenan evren'i "yunanistan'ın nato'nun askeri kanadına geri dönmesine onay vermesi için" ikna etmişti. 1974'te yaşanan kıbrıs müdahalesi ile yunanistan natodan ayrılmış 1977 ise geri dönemk için başvurmuştu. fakat geri dönebilmesi için tüm üyelerin onayına ihtiyacı vardı. türkiye ise onay vermediği için yunanistan geri dönemiyordu. bu türkiye'nin en büyük kozlarından biriydi. fakat kenan evren darbeden sadece 1 buçuk ay sonra yunanistan'ın nato'ya dönmesinek koşulsuz izin vermiştir.
13* nato'ya geri dönmek demişken. aslında yunanistan ile nato'dan ayrılan bir ülke daha vardı. o da fransa. fransa da nato'nun akseri kanadına geri dönmek istedi. onu da akp kabul etti. halbuki fransa 2001 senesinde saddam türkiye'yi tehdit ettiğinde türkiye'nin sınırına döşenmesi gündemde olan patriot'lara müsaade etmemiştir.
14* saddam demişken, saddam'ın humeyni'yi öldürmesi için kurulan 15 kişilik amerikan özel suikast grubunun bir üyesi olduğunu biliyor muydunuz?
15* akp demişken... akp'nin 17 aralık sürecinde sıkça adını duyduğumuz değerli dostu yasin el kadı var biliyosunuz. bu kişi aslında te 2001 senesinde abd tarafından usame bin ladin'in adamı olduğu için terörist ilan edilmiştir. daha sonra tüm mal varlığı dondurulmuştur.
16* üsame bin ladin demişken... üsame bin ladin, rusların afganistan'ı işgale kalkışmasının ardından amerika'nın "rus işgalini önlemek için müslüman grupları silahlandırmak" politikası nedeniyle doğmuş bir güçtür. usame bin ladin & brzezinski
17* brzezinski eski abd başkanlarından carter'ın danışmanı. ruslara karşı müslüman grupları silahlandırma politasının mucidi ve el kaide'nin mimarı. 2007'de obama'yı destekledi. 2012 yılında ise "abd yanlış yaptı, gerekli hazırlıklar yapmadan suriye'ye saldırmak hataydı" diye beyanat verdi. dikkatinizi çekerim, yıl 2012... haber sonra dış destekli ışid kuruldu ve palazlandı. şimdi ise ışid'e müdahale için suriye'ye müdahale gündemde. mevzuyu çakozladınız dimi?
18* brzezinski ile bu düşünceyi paylaşan bir diğer çok önemli dış politika uzmanı ise morton abramovitz. kendisi daha beyoğlu ilçe başkanı iken tayyip erdoğan'la abd'de görüşmüş bir kimse. bunu bizzat çok önemli bir iş adamından dinledim. bu iş adamının ismini söylemem fakat tayyip erdoğan'la beraber top oynamış olduğunu söyleyebilirim. abramovitz o sıralar abd ankara büyükelçisiydi. görüşmeyi ruşen çakır ayarladı. bu bahsettiğim türkiye görüşmesi. az yukarıda bahsettiğim ise "abd" görüşmesi. tayyip erdoğan bu görüşmeden sonra "abd'ye giderek temaslarda" bulunmuştur.
19* morton abramowitz ve graham fuller bu tarihten sonra sürekli refah'ı incelemeye almış. analizlerde bulunmuş ve siyasal islam=türkiye'nin geleceği tesbitine varmışlar. bakın yıl 1995, o dönem siyasal islam bırakın iktidar olmayı, parti kuramıyorlar, sürekli saldırı yiyorlar, partileri kapatılıyor, belediye başkanları içeri atılıyor, 28 şubat döneminde kıyıma uğruyorlar. ama graham fuller ve morton abramovitz siyasal islam=türkiye'nin geleceği diyor. neyse. bunu ben söylemiyorum, 1996 aydınlık da söylüyor: link
20* abd'ye gidip görüşmeler yapan erdoğan, ve exeter'li abdullah gül her nedense parti içinde farklı bir konuma geliyor: buyrun konuşma içinde dikkatinizi çekti mi bilmem, bir de fehmi koru lafı geçiyor. fehmi koru'nun da exeter'li olduğunu söylememe gerek yok sanırım. aynı zamanda koru, bilderberg toplantılarının da katılımcısı. bilderberg ne mi? o da başka zamana.
Kaynak https://web.archive.org/web/20160213151954/https://eksisozluk.com/entry/45841898
21* en son bilderberg deyip bırakmıştım. fakat bilderberg konusunu bir süre daha askıya alıp "siyasal islam" konusunu açıcam. zira onunla ilgili çok mesaj gelmiş, konuyu zihninde oturtamayanlar olmuş. en baştan kısaca alıcam. iran'daki en sık kullanılan isimlerden biri hatta birincisi reza yani rızadır. dünya kupasında iran milli takımının maçını izleyenler görmüştür zaten, sahada 5 tane rıza vardı. bu rıza isminin fazla olmasının nedeni rıza pehlevidir. rıza pehlevi 1925'te iran'ın başına geçen kişidir. o dönemde ruslar'ın iran üzerinde kapitalist faaliyetleri bulunuyordu. bu nedenle rıza pehlevi rus baskısını azaltmak ve iktidarını sağlamlaştırmak, hakimiyetini sağlamak yani koltuğunu korumak için ingilizlerin kucağına düşmek zorunda kaldı (1). iran bu nedenle ingilizlerle çok içli dışlı bir ülke oldu. ardından rıza han 1925'te kendisini şah ilan edip krallığa geçince otoriterleşti. zamanla kendisine muhalif olanlar arttı. ve sonunda musaddık isimli bir devlet görevlisi kendisine isyan bayrağı çekti. neticesinde başbankalığa kadar geldi. gelir gelmez de "iran petrollerini millileştirdi." ve böylece ingilizler artık iran petrolünden para kazanamamaya başladı. şimdi bir parantez açıyorum. "petrolü millileştirmek" bir liderin işleyebileceği en büyük suçtur. ve siz petrolü millileştirirseniz işte o zaman kapitalist düzen sizi baş düşman ilan eder. ve öyle de oldu, musaddık devrildi. roseevelt'in yeğeni, cia görevlisi kermit rosevelt birkaç milyon dolarlık bütçeyle iran'a giderek musaddık karşıtı örgütleme yaptı, ve musaddık kısa sürede devrildi. daha sonra abd "cia görevlisini gönderirsek ve yakalanırsa o zaman devlet suçlanır bu yüzden artık cia görevlisi göndermek yerine sivil toplum kuruluşları kuralım ve onların görevlileri gönderilsin, yarın bigün yakalanırlarsa da bizim başımız yanmaz" diyerek ondan sonra main gibi, imf gibi, otpor gibi kuruluşları ülke içinde finanse ederek hükümetleri düşürmeye başladı(2) neyse. musaddık gidince petrol yeniden ingilizleştirildi. rıza'nın oğlu rıza pehlevi ülkeyi 79'a kadar idare etti. işte tam da o sırada iran'da bir islam devrimi gerçekleşti. bursa'da sürgünde olan humeyni ırak'a oradan da fransa'ya sürgün edildi. ve arkasında büyük bir halk desteği olan humeyni geri döndü. rıza pehlevi ülkeyi terk etti. bikaç gün sonra ise iran'da batının kontrol edemediği bir devlet kuruldu: iran islam devleti. batılı ülkeler iran tarzı şeriat düzeniyle yönetilen ülkelerin petrolüne kaynaklarına öyle kolay el atamıyordu. bu durumun diğer ülkelerde de yaşanmaması için önce ırak'ı yani saddam'ı iranla savaştırdılar. ama daha sonra saddam iranla savaşı sonlandırıp, ülkesinde güçlenince abd'nin himayesindeki kuveyt'e saldırdı. saddam kontrol edilemez hale geldi. mısırda da geçmişte nasır isimli lider batıya baş kaldırmıştı.
özetle batı islam ülkelerinde kukla hükümetler tesis ediyor, ülkenin kaynaklarını sömürüyordu. fakat sonra kukla, pinokyo misali kendisini "gerçek biri" sanmaya başlayınca kontrolden çıkıyor ve batının sömürüsü baltalanıyordu. bazen de ülkenin dinamikleri bu kukla yönetimlerden şikayet ederek musaddık gibi liderleri başa getiriyordu. işte batı "kukla liderler" tesis etmek yerine, bu ülkeler için bir model oluşturma ve diktatörleri değil sistemi kendisine bağlamanın daha iyi olacağını düşündü.
bu düşünceler, 1980'lerde rand corporation isimli kuruluşlar aracılığıyla raporlandı, bir çok cia görevlisi bu konularla alakalı olarak makaleler yazdı. ve nihayetinde siyasal islam denilen kavramla birlikte batı yanlısı, sömürge islam devleti oluşturabilmek için ortaya bir proje atıldı. bu projeyi aslında siz çok iyi biliyorsunuz, adı (bkz: büyük ortadoğu projesi).
devamı gelecek.
devam... öncelikle bu sabah yazdığım yazının içeriğine ilişkin bazı kısımlara yeni maddelerle açıklama getiricem.
22* rıza pehlevi'nin ingiltere'nin kucağına düştüğünü söyledim. bu söylediğim olayın bir benzerini de türkiye yaşadı. 1950 seçimlerinde dp %52 oyla meclisin nerdeyse %80'ini eline geçirdi. akabinde türkiye'de bir bolluk yaşandı. fakat bu bolluğun nedeni yapılan marshall yardımlarıydı. dış politikada ise önemli şeyler oluyordu. beş sene önce 1945'te yalta'da dünyanın üç büyük lideri bir araya geldi. . ve yalta konferansı gerçekleşti. konferans bitince garip birşey oldu. stalin durup dururken ağrı kars ve artvin bölgesinde hak iddaa etmeye başladı. türkiye'de bir tür "komünist tehlikesi" yaşanmaya başlandı. menderes döneminde bu algı arttı. "bacımızı kamusallaştıracaklar" türünden laflar çıktı. ülkede "komünizm'den kurtulmak için" abd ile ittifak yapmalıyız türünden fikirler ortaya atıldı. bazılarının çok sevdiği said nursi bile "islam'ın düşmanı komünizmdir, abd de onlarla savaştığı için islamı koruyor, türkiye abd ile birlikte olmalı" türünden laflar etmeye başladı. dp mitinglerine katıldı. neticede türkiye 1952'de natoya girdi. bunun bedeli kore'de savaşan ve ölen türk askerinin kanıydı. türkiye menderes dönemi ile amerikadan ithal traktörlerle tarım cennetine döndü, bu üretim malları kore'de savaşan ülkelere satıldı. türkiye deyim yerindeyse tahıl ambarıydı. ve ekonomi iyiydi. fakat savaş bitince, enflasyon arttı. dış borç bulmak için menderes ülke ülke dolaştı. 1952'de özel harp dairesi kuruldu. önceki yazıda bahsetmiştim, daniş karabelen önderliğinde kurulan bu teşkilat sayısız problem ve olaya neden oldu. türkiye'de yollar ve binalar yaptı. "nato yolu" denilen yollar bu dönem yapıldı. nedeni ise basitti. sovyet saldırısına karşı teçhizatların taşınabilmesi için geniş ve sağlam yollar gerekiyordu. türkiye taviz verecek ve karşılığında yarımla, sovyet tehlikesinden korunacaktı. çok ilginçtir nato belgeleri yıllar sonra ortalara saçıldığında bir belgede olası komünist savaşında natonun planlarının neler olacağı yer alıyordu. bu plana göre nato savunma hattını sofya-belgrad arasına kuracaktı. bu şu demekti, olası bir işgalde nato orduları ne karsı, ağrıyı ne de anadoluyu, istanbulu koruyacaktı. bırakın türkiye, yunanistan bile terk edilerek savunma hattı sofya-belgrad'a çekilecekti. natonun korunacak bölgeler listesinde türkiye yer almıyordu. aptal yerine konuştuk. geçelim. 1950-55 yılları arasında abd'nin de yardımlarıyla türkiye bahar havasında yaşandı. fakat sonra ekonomik sıkıntılar nedeniyle her geçen gün daha da batağa saplantı. ve amerikan yardımları alabilmek için abd ile bir takım gizli ikili anlaşmalar imzalandı. her anlaşma ile biz de iran gibi kucağa düştük. ve en sonunda menderes abd'den beklentilerini karşılayamayınca sovyetler birliği ile iş birliği için görüşmeye başladı. ve haziranda yapılması kararlaştırılan görüşmelerden bir ay önce, mayısta darbe gerçekleşti. menderes'in amerika, eski müttefiki için kılını kıpırdatmadı.
23* kermit rosevelt'in darbesi bir abd planıydı ve musaddık'ın ingilizlere koklatmadığı petrolun intikamını cia almıştı. ama bu operasyon sonrasında abd bir ders çıkardı. dış operasyonlar kesinlikle devlet tarafından yapılmamalıydı. riskliydi. bu yüzden bir takım ngo'lar. yani hükümet dışı örgütler kuruldu. bunların en başında imf gelir. sonra main, otpor ve george soros gibi yatırımcıların kurduğu vakıflar kuruldu. bu vakıfların çalışma prensibi basitti, önce ülkelerle iyi ilişkiler ve iş adamları ile başarılı ticaret anlaşmaları kurulur ardından ülke içinde vakıflar açılır. bu kurumlara sağlam paralar finanse edilir ve bu paralarla medya, devlet kurumları, istihbarat şubelerinde adamlar satın alınır. ardından bazı sosyal olaylar hedef alınarak çeşitli prostestolar başlatılır. bu protestolarda görevlendir.ilen provokatörler olayların büyümesini sağlar, basın devreye girerek hükümet yıpratılır, önemli yazarlar ve iş adamları baskıyı artırır ve devlet kademelerindeki muhbirler bir takım belgeler yayınlayarak hükümeti iş yapamaz hale sokar. sonucunda hükümet kanlı olaylar ve medya baskısı ile düşmek zorunda bırakılırdı. kermit 1953'te iranda, otpor yugoslavyada, açık toplum vakfı ise çekoslovakyada bunu güzelce başardı. bu tip kurumlar kendi internet sitelerinde ülkede harcanan parayı bir gurur abidesi gibi yazarlar ve biz insalığa bu yıl şukadar para harcadık diye övünürlerdi. 2011 senesine kadar finanse edilen paralar her yıl yayınlanırdı. daha sonra arap baharı ile bu uygulamayı bir çok vakıf kaldırdı. hiç unutmuyorum, 2000 yıllarında tunus'a yıllık 10,000 $ yardım yapan bir sivil toplum örgütü, 2005'ten itibaren miktarı 400,000 dolara kadar çıkarmıştı. sadece tunus değil, birçok ülkede olayların çıkması için binlerce dolar o ülkelere akıtılmıştı. türkiye'de 2011 yılında bir sivil toplum örgütü tam 2milyon dolara yakın para akışı sağladı. basında soros ile ciddi şekilde ilişkisi olduğu iddia edilen bir sivil toplum örgütünün ise mütevelli heyetinde bir partinin genel başkanı bulunur. ilginçtir, bu kişinin adını iyi tanıyoruz: kemal kılıçdaroğlu. şaşırmayın.
24* az önceki maddede, danış karabelen önderliğinde kurulan özel harp dairesi'nden bahsettim. 1974'te ecevit ve erbakan hükümeti (chp ve mhp'nin ittifakına şaşıranlar yeniden okusun, tee 74'te erbakan chp ile ittifak yaptı. erbakan kimin hocası, biliyoruz dimi?) kıbrıs'a çıkarma yaptı. türkiye ve abd'nin arası açıldı. türkiye adanın tamamı için yola çıksa da yarıda bıraktı ve çekildi. fakat abd kızmıştı. ülkede bir takım krizler yaşanmaya başladı. çok açık bir şekilde demirel'in adalet partisi'nin mensupları ve bağlı bulundukları esnaf, tüccar, bakkal, perakendeci depoda malları bulunmasına rağmen "mal yok" diyerek stokçulğa başladı. bu şekilde hem daha çok kazandılar, hem de siyasi olarak chp'yi güzelce yıprattılar. fakat chp amerika'ya dik gitmeye devam etti. dünya haşhaş üretiminde söz sahibi olan abd türkiye'de haşhaş üretilmesini istemiyordu. türkiye'de haşhaş ekimi yasaktı. ama ecevit 1974'te haşhaş ekimini serbest bıraktı. edirnede bulunan ve sovyet topraklarını gözetleyen amerikan üstlerini kapattı. imf ile ilişkileri kesti. bir suikast yaşadı ve kurtuldu. 1 mayıs 1977'de yaşanan olaylardan sonra özel harp dairesi'nin varlığından haberdar oldu. o sıralar başbakan değildi ve bunu cumhurbaşkanı korutürk ve demirel'e anlattı. daha sonra bu bilgiyi açıkça meydanlarda dile getirdi. "devlet içinde, fakat devletin bilgisi ve denetimi dışındaki bir örgüt var" dedi. bunun üzerine 1977 seçimlerinden önce izmir'de kurşunlandı. suikastçi çok yakından vurdu. ama sadece yaraladı. amacı öldürmemekti. bu bir uyarıydı. ecevit seçimlerde %42 oy aldı. başbakan oldu. konuyu bu kez genelkurmay başkanına açtı. o kişi kenan evren'di. sonuç alamadı. olayı yargıya intikal ettirdi. savcı doğan öz olayı araştırmaya başlamıştı. önce bir rapor hazırladı.
--- spoiler ---
şiddet olayları, anarşik eylemler olarak nitelendirilebilecek kadar basit değildir. amaç, demokrasi umudunu yok etmek; onun yerine faşist düzeni gündeme getirmek ve bütün unsurlarıyla yürürlüğe koymaktır. böylece abd ve çokuluslu ortaklıklar, ortadoğu sorununu büyük ölçüde çözmek amacını gütmektedirler. bize göre bu sonuca ulaşmada cıa, kontrgerilla gibi gizli örgütlerin yönlendirmesi vardır. bu örgütler, devlet aygıtını geniş ölçüde kendi amaçlarına uygun şekle dönüştürerek demokrasi düşmanı akımları iktidar yapmayı öngörmüşlerdir. --- spoiler ---
dedi. sonra, ne acıdır, 1978'de kurşunlanarak öldürüldü. katili ülkücüydü. millete zarar veren örgüt milleti seven savcıyı milliyetçiye vurdurmuştu. tirajikti. oyun büyüktü. önce ecevit, ardından savcı öz... ecevit kontrgerilla meselesini kazıdıkça olaylar arttı. maraş katliamı patlak verdi. hergün yüzlerce genç olaylara karıştı, yaralandı, öldü. peşinden yeniden stokçuluk baş gösterdi. türkiye'nin arası abd ile kötüydü, imf ile anlaşma yapılmıyordu, ecevit bunun üzerine 1975'te bilderberg toplantısına katılmış fakat borç verecek banka bulamamıştı. daha sonra ecevit'e toplantı çıkışında "ne konuşulduğu" sorulmuştu ve ecevit "bu toplantılarda neler konuşulduğunu anlatmam demek başbakanlıktan istifa etmek" diye cevaplamıştı. neticede enflasyon %100'ü aştı. kredi yoktu, abd ambargo uyguluyordu. acıdır, o günlerde abd'nin ambargosunu delerek türkiye'ye sadece bir tek lider yardımda bulundu. o kişi kaddafiydi ve türkiye bu iyiliğin karşılığını 2011'de nato ile kaddafiyi tahtından indirererek ödemişti. ecevit abd'ye kafa tutmanın, imf ile ilişkileri kesmenin, kıbrıstaki vatandaşları korumanın, kontrgerilla'nın üzerine gitmenin cezasını böyle ödüyordu. tüsiad o dönem her gün tam sayfa ilanlar vererek ecevit'i eleştiriyordu. iş adamları kontrgerilla'ya ve amerika'ya kafa tutan adamdan değil, onun düşmanlarından yanaydı. ecevit abd'ye gitti. temaslarda bulunmak istedi. ülkeye döndü ve en sonunda bitirici vuruşu dünya bankası yaptı. dünya bankası tarafından hazırlanan raporda türkiye'nin ekonomisinin bitik halde olduğu, ağır sanayi hamlesini erteleyip tarımla ilgilenmesi gerektiğini, bu hayallerden vazgeçmesini ve sürekli develüasyon yaparak kendi parasının değerini sıfıra indirmesini söylüyordu. dünya bankası raporu adeta türkiyeye "siz büyük ülke olma sevdasını bırakın, buğday yetiştirin" diyordu. dünya bankasının bu raporunu yazan isimse kimdi biliyor musunuz? biliyorsunuz. bu isim kemal dervişti! ve ecevit hükümeti düştü. başbakan demirel oldu. demirel 24 ocak 1980 tarihinde dünya bankasının istediği tüm kararları aldı. kararları hazırlayan yani dünya bankasının dediğini harfiyen yapan kişiyi de tanıyorsunuz aslında, o isim de 1971-73 yılları arasında dünya bankasında danışmanlık yapan turgut özal'dı.
25* haşhaş demişken, türkiye'de haşhaş ekimini yasaklatan kişi nihat erim'dir. nihat erim, 1970'te yaşan muhtıra üzerine demirel'in başbakanlıktan istifa etmesinin ardından askerin başbakan olarak atadığı kişidir. eski chp'lidir. hatıratında bu olaylar yaşanmadan önce amerikan diplomatlarla gittiği bir yemekte içkiyi fazla kaçıran bir amerikan diplomatın şakayla karışık "ilerde başbakan olacaksın" dediğini yazmıştır. nihat erim daha sonra temmuz 1980'de darbeden birkaç ay önce suikast sonucu öldürüldü.
26* belki dikkatinizi çekmiştir, yazının başında dp %52 oyla meclisin %80'ini aldı dedim. bu doğru bir bilgi. çünkü o zamanki seçim sistemine göre bir ilde yüksek oy alan parti vekillerin tamamını alıyordu. kırşehir hariç. menderes kırşehiri bir türlü alamıyordu. en sonunda pes etti ve kırşehirin il statüsünü kal.dırdı. kırşehir menderese oy vermediği için ilçe olmuştu söz gelimi istanbuldaki seçimlerde demokrat parti 1 oy fazla aldıysa vekillerin tamamı demokrat partiden çıkıyordu. bu sistemi getiren kişi ismet inönüdür. ismet inönü ülkede demokratik seçimlerin yapılmasını ve çok partili hayatın tesis edilmesini istiyordu. çünkü bunu yapmazsa marshall yardımlarından faydalanamayacağı, yardımların sadece demokratik ülkelere yapılacağı söylenmişti. ismet paşa bu ülkenin kurucularından, totaliter ve eski bir devlet adamıydı. batı, yani sistem onu kolayca makasa alamazdı. bu yüzden batı inönü yerine daha yeni ve tavizkar bir kişi istiyordu. bu yüzden ülkede seçimlerin yapılması ve çok partili hayatın gelmesi gerekiyordu. 1946 seçimlerinde chp yüksek oranda oy almasına rağmen seçim sistemi çok adaletsizdir. bu nedenle batı bu sistemi kabul etmedi. marshal yardımı küçük çapta yaşandı. inönü seçimlerin ardından sistemi biraz daha gevşetti ve yukarıda bahsettiğim hale getirdi. nasılsa ben kazanırım diye düşündüğü için bu adaletsiz sisteme güveniyordu. beklediği gibi olmadı. seçimi demokrat parti kazandı. ve chp %47 oy almasına ufak bir milletvekili grubu ile kaldı.
27* demokrat parti'nin kurucuları celal bayar ve menderes eski bir chp'lidir. yıllarca chp'de çalıştılar ve inönü'nün "toprak reformu" fikrinin ardından parti içi muhalefete başladılar. inönü büyük toprak ağalarından toprakların alınmasını ve köylülere verilmesini, köylülerin bu toprağı işleyerek hem tarım alanında gelişme sağlanmasını hem de feodal ağalık düzeninin son bulmasını hedefliyordu. bu yüzden toprağı alan köylüler toprağın sahibi olacak fakat toprağını 15-20 yıl gibi bir süre satamayacaktı. böylece köylüler ağaların marabaları olmaktan kurtulacak, feodal düzen sona erecekti. ama büyük toprak ağalarından olan menderes ve celal bayar bu reformu pek sevmemişti. ayrıca bu kişilerin yanında bulunan büyük toprak ağaları bulunuyordu. bu reform girişimi yüzünden menderes ve arkadaşları parti içi muhalefete başladılar. inönü ise çok partili hayata geçerek yardım almayı düşündüğünden menderes ve arkadaşlarına parti kurmalarını önerdi. böylece demokrat parti kuruldu. toprak reformu ise unutuldu gitti. türkiye'de 1980'lere dek ağalık sistemi sürdü. güneydoğuda ise hala sürmekte. ağalık sisteminden kaçan köylü sınıfı büyük şehirlere gelerek gecekondu bölgelerini oluşturdu. günahı menderes ve arkadaşlarının boynunadır.
bugünlük de bu kadar... aslında siyasal islamdan bahsedecektik ama konu nerelere geldi. dallanıp budaklandı. neyse, o da bir dahaki sefere artık.
Kaynak <https://web.archive.org/web/20160723005729/https://eksisozluk.com/entry/45885620
28* menderes döneminde türkiye'nin kucağa düştüğünü söyleyince itiraz edenler olmuş. dedesi ninesi olanlar gidip sorabilir: eskiden okullarda süt tozu verilir, çocuklar süt tozundan yapılan sütleri içerdi. devlet bunları bedava verirdi. çünkü türkiye'de muazzam bir süt tozu bolluğu vardı. süt tozunu amerika üretir, türkiye'ye satardı. türkiye tarım ve hayvancılık ülkesi olmasına ve süt bolluğu bulunmasına rağmen abd'den süt tozu ithal eder ve türkiye'de yerli süt yerine amerikan süt tozunu yaygınlaştırmak için okullarda bedava içirirdi. menderes yerli süt üreticisini değil, ithal amerikan süt tozunu desteklemiştir.
29* bugün 17 aralık fezlekesinde yurt dışından gelen misafirler için ayarlanan kadın haberini duyunca anımsadım. 1959'da endonezya başkanı sukarno türkiye'ye geldi. uçkuruna düşkündü. bizimkiler de misafirperverlik namına kendisine lüks nermin'in kızlarından birini gönderdi. sukarno ülkesine döndükten iki hafta sonra belsoğukluğu kaptığını öğrendi.
30* menderes ekonomi bozuldukça sinirleniyor, gürlüyor ve otoriterleşiyordu. eleştiriler ve muhalefet artınca tahkikat komisyonunu kurdu. birkaç milletvekilinin oluşturduğu bu komisyon dönemin istiklal mahkemesi gibi çalıştı. komisyon savcı ve hakim yetkilerine sahipti. dilediği basın kurumunu kapatıyor, her türlü evrak ve eşyaya el koyabiliyordu.
31* darbenin olduğu 1960'ın kasım ayında oecd isimli ekonomik topluluk kuruldu. israil senelece bu kurula katılmak için canla başla çabaladı. fakat yeni üye alımı için tüm üyelerin onay vermesi gerekiyordu. türkiye ise onay vermiyordu. daha sonra israil oecd'ye girdi. onay veren başbakan recep tayyip erdoğan'dı. 2010 yılında, 2009'daki one minute olayından sadece 1 sene sonra tayyip erdoğan kavgalı olduğu israil'i oecd'ye memnuniyetle kabul etti.
32* 1935'te rahip roncalli vatikan tarafından istanbul'a gönderildi. istanbulda yerel katolik liderlik görevini üstlenen roncalli türkçe öğrendi. halkla yakın ilişkiler kurdu. atatürk'ün sevdiği mahmut'la yakın dost oldu. aradan yıllar geçti. 1961'de menderes ve arkadaşları idam edildi. celal bayar'ın idam cezası birden iptal edildi ve müebbete çevrildi. 63'te serbest kaldı. bir güç celal bayar'ı içerden çıkarıyordu. dönemin papası 23. jonh bu habere çok seviniyordu.. çünkü ikisi yakın dosttu. evet, roncalli 23. jonh ismiyle papa olmuştu. mahmut ise, mahmud celaleddin bayar'dan başkası değildi.
33* rumlar kıbrısta türkleri katletmeye başlayınca 1964 yılında başbakan inönü müdahale için harekete geçti. fakat türkiye'nin sadık müttefiki(!) amerikanın başkanı johnson inönü'ye zehir zemberek bir mektup yolladı. "müdahale olursa ittifakımız bozulur, natodan atılırsınız" dedi. ve "müdahale sırasında amerikan yardımı silah ve donanımları geri alırız" diye ekledi. türk ordusundaki silahların çoğu amerikan yardımıydı. üstelik bu yardımlar inönü'nün 1945 senesinde imzaladığı gizli anlaşma ile alınmıştı. o anlaşmanın ilk maddesinde "başkan gerekli gördüğü hallerde yardım olarak verilen şeylerin tümünü geri isteme hakkına sahiptir" yazıyordu. inönü seneler önce imzaladığı anlaşma nedeniyle kıbrıs türklerine yardım yapamayacak hale düşmüştü. inönü amerika'ya gitti. "yeni bir dünya kurulur ve türkiye de yerini alır" diye karşılık verdi. ama cezası kesilmişti. bu sözler onun sonu oldu. döndüğünde artık başbakan değildi. hükümet düşmüştü.
34* nasıl mı? o dönemlerde demokrat partinin devamı olarak kurulan adalet partisinin genel başkanı ragıp gümüşpala ölmüş ve kimsenin tanımadığı bilmediği genç biri başa geçmişti. herkes şaşkındı. bu isim demireldi.
35* bu sırada dünyada değişik hadiseler cereyan ediyordu. amerikan başkanı kennedy ve sovyet lideri kruşçev soğuk savaş bitirecek adımlar atmaya başlamıştı. ayrıca kennedy israil'in nükleer programında destek vermiyordu. sonra kennedy 1963'te gündüz vakti suikaste uğradı ve öldürüldü. ardından 1964'te kruşçev bir kremlin darbesi ile liderlikten düşürüldü. peşinden 1965'te vietnam savaşı yeniden patlak verdi. soğuk savaş en az 20 yıl daha uzayacaktı. birileri soğuk savaş için can alıyor, savaş başlatıyordu.
36* adalet partisi'nin genel başkan seçimine celal bayarın desteklediği tanınmayan demirel ve saadettin bilgiç giriyordu. bilgiç bir arkadaşından aldığı belgeyle demirel'in mason olduğunu kanıtlıyor, bu durum demirel'in oylarını dibe çekiyordu. ardından demirel mason olmadığına dair belge alarak iddiayı çürütmeye çalıştı. demirel mason olmadığına dair belgeyi mason locası başkanı necdet egeran'dan almıştı fakat bu durum locayı ikiye bölmüştü. locada bulunan bir çok üye sahte belge verildiğini ve demirel'in mason olduğunu, sahte belge verilmesinin yanlış olduğunu söyledi. tartışmalar büyüdü. sonucunda demirel'e mason olmasına rağmen siyasi nedenlerden ötürü mason değildir belgesi verildiği için bu duruma tepki gösterenler locayı bölerek türkiye büyük mason mahfili'ni kurdu. demirel'in siyasi kariyeri için mason locası ikiye bölünmüştü.
37* demirel'e mason değildir belgesi veren üstat necdet egeran ne hikmetse(!) masonluktan ömür boyu ihraç edilmişti. tartışmalar esnasında ileri gelen masonlardan hazım kuyucak olayları engellemeye çalışınca kuzey amerika masonları büyük üstatları tarafından uyarıldı. uyaran rahip thomas s roydu. ayrıca bir çok ilerigelen mason sorunu çözmek için olaya müdahil olmuştu. demirel her ne hikmetse masonlar için çok önemliydi. birileri onun sicilini temiz tutmaz için var gücüyle çalışıyordu.
38* mason locası demişken, atatürk mason localarını 1935'te kökü dışarıda olan zararlı kuruluş olması nedeniyle kapatmıştı. fakat localar 1948'de yeniden açılmıştır. atatürk'ün kapattığı mason localarını yeniden açan isim ise ismet inönüdür. bu tarihler ismet inönü'nün batı yardımlarını alabilmek için ülkeyi çok partili hayata sokmaya çalıştığı yıllara denk gelir.
39* daha sonra celal bayar 1969 yılında siyasi yasağının kalkması için girişimde bulununca demokrat partinin devamı olan adalet partisinin genel başkanı süleyman demirel koltuğu celal bayar'a kaptırırım korkusu ile bu girişimi önlemeye çalıştı. demirel kendisini bugünlere getiren bayar'ın siyasi yasaklarının devam etmesi için elinden geleni yaptı. ama başaramadı.
40* bu durumun aynısını turgut özal yaşadı. kendisi önce siyasi yasaklı olan ecevit, erbakan ve demirel'in siyasi yasaklarının kalkması için referandum kararı aldı. ardından referandumda "hayır" oyu kullanılması için propoganda yürüttü. özal için demokrasi şehidi derler, fakat kendisi demokrat falan değildi. 2 yıl darbe hükümetiyle çalıştı. ardından 1987 referandumunda siyasilerin yasaklı olmasını isteyecek kadar anti-demokratik bir tutum takındı. en son 1989 yılında yapılan cumhurbaşkanlığı seçiminde askerin de desteğini alabilmek için "kenan evren'i tanırım, milliyetçi biridir. yaptığı müdaheleyi de memleketi için yapmıştır. kötü niyet taşıdığını düşünmüyorum" diyebilecek kadar küçülmüştür.
41* türkiye'de şiddet olayları tırmanıyordu. 1972 yılında mahir çayan ve arkadaşları kızıldere baskınında öldürüldü. çayan'ın ekibinden biri samanlığa saklanıp yaşamını kurtardı. bu isim daha sonra siyasi kariyer yapacak ve 2011 yılında milletvekili seçilecekti. bu isim ertuğrul kürkçü'ydü.
42* 1973 yılında mısır israil'e saldırınca amerika israil tarafına geçerek mısır ordusunu dağıttı. amerika'nın bu tutumu nedeniye petrol ihraç eden ülkeler (opec) ani bir kararla emperyalistlere petrol ambargosu koydu. petrol üretimi indirildi ve fiyatı artırıldı. opec'in büyük bölümü araptı. araplar öylesine büyük bir dayanışma göstermişti ki, o dönem amerika'nın en has müttefiki iran lideri rıza pehlevi bile petrol ambargosuna destek vermişti. bu olay batı'yı petrol zengini arap ülkelerini "kontrol altında" tutabilmek için çözüm arayışlarına sürükledi. siyasal islam fikrinin doğumu gerçekleşiyordu. petrol sıkıntısı baş gösterince tüm dünya krize sürüklendi. dışa bağımlı türk ekonomisi zarar gördü. abd ile papaz olan ecevit kredi bulabilmek için 1975'te bilderberg toplantısını izmir'e davet etti. bilderberg hollanda'da bir otelin adıdır. ilk toplantı 1954 yılında 33. dereceden mason olan retinger isimli politika uzmanı tarafından bilderberg otelinde yapıldığı için adı böyle kalmıştı. retinger'in düzenlediği bu toplantıya avrupadan devlet adamları, dev şirket sahiplerini ve medyanın önemli isimlerini davet etmişti. ve kural gereği konuşulanlar asla dışarıya aktarılmıyordu. kuralı kimse bozmuyordu.
43* 1975 yılında ecevit başbakan olarak toplantıya katılmış fakat aradığı kredileri bulamamıştır. o dönem bu toplantıya adı duyulmamış ingiliz bir kadın daha katılmıştır. bu kadın daha sonra ingiltere başbakanı olacak ve üç kez üst üste seçilecek margareth thatcher'dan başkası değildir. adı sanı duyulmamış thatcher ingiltere'de başbakan olurken abd'de ise bir holywood oyuncusu olan ronald reagan başkan olmuş ve bu iki garip başkan göreve gelir gelmez "globalleşmeden" "küreselleşmeden" ve "devleti küçültmeden" bahsetmeye başladı. dünya bu yeni "globalleşme, küreselleşme ve devleti küçültme" kavramlarının anlamını çözmeye çabalarken bir başka ülkenin başbakanı da bu kelimeleri ısrarla tekrarlamaya başlamıştı. o kişi turgut özal'dan başkası değildi.
44* bilderberg toplantıları her sene yapılmaya devam ediyor ve konuşulanlar sır gibi saklanıyordu. toplantılara bazı her yıl bazı türkler de katılıyordu. 1957 yılında menderes (davet aldı ama katılamadı) 1975'te şimdiki barolar birliği başkanı metin feyzioğlu'nun dedesi turan feyzioğlu katılırken 1982'de inönü'nün damadı metin toker 1990'da mesut yılmaz ve erdal inönü 1994'te rahmi koç 2002'de kemal derviş 2003'te ali babacan 2004'te ali babacan, mustafa koç, kemal derviş 2005'te ali babacan 2006'da daha sonra bakan olacak olan egemen bağış, mustafa koç, yeni şafak gazetesinden fehmi koru, 2007'de ali babacan, mustafa koç, birand, doğan, boyner, cengiz çandar, hikmet çetin, 2008'de ali babacan, mustafa koç ve 2-3 sene içerisinde servetini ikiye üçe katlayacak ferih şahenk, 2009'da ali babacan, mustafa koç, sabancı 2010'da ali babacan, mustafa koç katıldı. ali babacan ve mustafa koç 2014 toplantılarına dek katıldıysa da 2014 toplantılarına ali babacan çağrılmadı. 1996 yılında yapılan toplantılarda türkiye ile ilgili önemli kararların alındığı belirtilmiş, ve bu toplantıdan sonra bir yıl içerisinde refah-yol hükümeti post-modern darbe ile düşürülmüştür. ingilizce bilenler şu yabancı kaynaktan konuyla ilgili ayrıntılı bilgi edinebilirler.
bu toplantılarda neler konuşulduğu halen sır niteliğini korur ve hala bu toplantılara dünyanın en seçkin devlet, iş, medya adamları gelmeyi sürdürür. akp döneminde ise 2007 yılında bu toplantı türkiye'de yapılmıştır. akp'den fullbright bursuyla okumuş ali babacan ise devamlı bu toplantılara katılmıştır.
Kaynak <https://web.archive.org/web/20160723005704/https://eksisozluk.com/entry/45965223
submitted by AllahyokDindogru to KGBTR [link] [comments]


2020.06.25 02:27 karanotlar Sosyalizme Çağrı (Marksizm Hakkında) – Gustav Landauer – 8

Sosyalizme Çağrı (Marksizm Hakkında) – Gustav Landauer – 8
https://preview.redd.it/0cjgl4rm9y651.jpg?width=1000&format=pjpg&auto=webp&s=46d0454eb54297ff9586631572550e16e3f66a34

Marksizm

Marksizm kültürsüzdür ve dolayısıyla her zaman alayla ve övünmeyle başarısızlıklara ve nafile girişimlere işaret eder ve oldukça çocuksu bir yenilgi korkusuna sahiptir.
Marksizm kültürsüz olandır ve dolayısıyla kitle-benzeri ve genel olan her şeyin dostudur. Onun açısından, Orta Çağ’a ait şehir cumhuriyetleri veya bir Köy İşareti veya bir Rus Mir’i (topluluk) ya da İsviçre Ortak Mülkü’i (Allmend) veya komünist koloni gibi bir şey sosyalizmle en az benzerliğe sahip olandır, fakat geniş, merkezileşmiş devlet şimdiden onun gelecekteki devletine oldukça çok benzemektedir. Kendisine küçük köylünün refah düzeyinin yükseldiği, yüksek vasıflı ticaretin serpildiği, biraz sefaletin olduğu bir dönemde bulunan bir ülkeyi gösterin, o size kibirlice burun kıvıracaktır: Karl Marx ve halefleri tüm sosyalistlerin en büyüğü Proudhon’a küçük burjuva ve küçük köylü sosyalisti diyerek, daha kötü bir suçlama yapamayacaklarını düşündüler. Bu suçlama ne doğru idi ne de aşağılayıcı idi çünkü Proudhon kendi ulusunun halkına ve zamanına ağırlıklı olarak da küçük çiftçilere ve zanaatkârlara büyük kapitalizmin muntazam ilerleyişini beklemeden nasıl hemen sosyalizme erişebileceklerini müthiş bir şekilde göstermiştir. Ancak ilerlemeye inananların hepsi bir zamanlar orada bulunan ve fakat gerçekliğe dönüşmeyenin olasılığı ile ilgili bizleri dinlemek istemiyor ve Marksistler ve onların görüşlerini bulaştırdığı kimseler, kendilerinin kutsal kapitalizmin yukarı doğru hareketi olarak adlandırdığı aşağı doğru hareketten önce mümkün olan bir sosyalizmden birilerinin söz etmesine tahammül edemiyor. Oysa bizler, efsanevi gelişme ve toplumsal süreçleri, insanların ne istediğinden, ne yaptığından, ne istemiş olabileceğinden ve ne yapmış olabileceğinden ayırmıyoruz. Ancak bizler biliyoruz ki tüm bu olanların, buna elbette irade ve eylem de dahil, belirleyiciliği ve zorunluluğu geçerlidir ve bunun istisnası yoktur; fakat bu yalnızca bir olgu sonrasında yani bir gerçeklik halihazırda orada olduktan sonra ve bu şekilde kendisi bir zorunluluk olduğunda böyledir. Bir şeyler olmadığında ise bu şeyler bu yüzden olası değildir çünkü örneğin acil çağrıların yöneltildiği ve aklın hararetle vazedildiği insanlar istemezlerdi ve makul olamazlardı. Aha! Marksistler zafer kazanmışçasına lafa karışacak, oysa Karl Marx bunun imkânı olmadığını öngörmüştü. Evet efendim, bizler cevap veriyoruz ve bu suretle O, sosyalizmin gelmemesi ile ilgili suçun belli bir kısmını üstlendi. Marx, o zamanlarda da ve çok sonraları da suçluları engelleyenlerden biriydi. Bizim fikrimize göre, insanlık tarihi, sırf kaynağı bilinmeyen süreçlerden ve pek çok küçük kitlesel olayların ve kusurların toplamından oluşmaz. Bize göre tarihin taşıyıcıları şahıslardır ve bize göre suçlu şahıslar da vardır. Proudhon’un, her peygamber, her elçi gibi, herhangi soğuk bir bilimsel gözlemciden daha güçlü bir şekilde, genellikle muazzam zamanlarda halkını en güzel ve en doğal olasılık olarak düşündüğü şeye yönlendirmenin imkânsızlığını hissedemeyeceğine inanan kimse var mı? Gerçekleştirmeye inanmanın, büyük fiillerin, vizyoner davranışların ve insanoğlunun havarilerinin ve liderlerinin acil yaratıcılığının bir parçası olduğunu düşünen herhangi biri, onları kötü bilir. Onların kutsal gerçeklerine iman muhakkak ki bunun bir parçasıdır, fakat insanlığa dair ümitsizlik ve imkânsızlık hissi de böyledir! Büyük değişim ve yenilenme her nerede yaşanmışsa, değişimi meydana getiren mutat etken kesinlikle imkânsız ve inanılmaz olandır.
Fakat milliyetçiler tok halk sınıfları için 1870’lerden beri ne idiyse, Marksizm de yoksul kitleler için tam olarak odur: Başarıya tapanlar. Bu yüzden bizler, “materyalist tarih anlayışı” teriminin bir başka, daha doğru olan anlamını kavrıyoruz. Evet gerçekten de Marksistler kelimenin sıradan, kaba, popüler anlamıyla materyalisttir ve tıpkı milliyetçi andavallar gibi idealizmi indirgemeye ve yok etmeye çalışırlar.
Fakat Marksizm kültürsüzdür ve dolayısıyla her zaman alayla ve övünmeyle başarısızlıklara ve nafile girişimlere işaret eder ve oldukça çocuksu bir yenilgi korkusuna sahiptir. Deneyler ya da başarısızlıklar diye adlandırdığından başka hiçbir şeyi bu kadar hor görmez. Özellikle bu tür idealizm korkusunun, hevesin ve kahramanlığın çok az örtüştüğü Alman halkı için bu, rezil bir çöküşün utanılacak bir işaretidir, öyle ki bu tür acınası karakterler kendi esir edilmiş kitlelerinin liderleridirler. Fakat milliyetçiler tok halk sınıfları için 1870’lerden beri ne idiyse, Marksizm de yoksul kitleler için tam olarak odur: Başarıya tapanlar. Bu yüzden bizler, “materyalist tarih anlayışı” teriminin bir başka, daha doğru olan anlamını kavrıyoruz. Evet gerçekten de Marksistler kelimenin sıradan, kaba, popüler anlamıyla materyalisttir ve tıpkı milliyetçi andavallar gibi idealizmi indirgemeye ve yok etmeye çalışırlar. Milliyetçi burjuva, Alman öğrencilerden ne anlam çıkarttıysa, Marksistler de geniş proleterya kesimlerinden onu, gençliği, yabaniliği, cesareti olmayan, herhangi bir girişimde bulunurken neşesiz, hizipsiz, aykırı düşüncesiz, orijinal ve bireysel olmayan ödlek küçük adamı çıkartmıştır. Fakat bunların hepsine ihtiyacımız var. Girişimlere ihtiyacımız var. Bin adamın Sicilya’ya sevk edilmesine ihtiyacımız var. Bu değerli Garibaldi-mizacına ihtiyacımız var ve başarısızlık üstüne başarısızlığa ve hiçbir şey tarafından korkutulamayan, başarıncaya kadar, bizler bitirinceye kadar, bizler fethedilemez oluncaya kadar, sıkı tutan ve dayanan ve tekrar tekrar yeniden başlayan zorlu mizaca ihtiyacımız var. Yenilgiler, yalnızlıklar, aksilikler tehlikesini üstlenmeyen kim olursa olsun hiçbir zaman zafer elde edemeyecektir. O siz Marksistler, sırtından bıçaklamak olarak adlandırdığınız şeyin dışında hiçbir şeyden korkmayan sizler, bunun kulağınıza ne kadar kötü geldiğini biliyorum. Sırtından bıçaklamak ifadesi sizin özel lügatinize ait ve belki de biraz haklılık payı var. Zira sizler düşmana yüzünüzden çok sırtınızı gösteriyorsunuz. Sizin kuru mizacınızın yapıcı Proudhon’u ve yıkıcı Bakunin’i ya da Garibaldi gibi ateşli mizaçları nasıl itici ve nahoş bulduğunu ve onlardan nasıl derinden nefret ettiğini biliyorum. Latin veya Kelt her şey, açık havanın ve vahşiliğin ve girişimin kokusunu alan her şey sizin için handiyse utanç vericidir. Kendinizi aptallık dediğiniz özgür, kişisel ya da gençlikle ilgili her şeyi partiden, hareketten ve kitlelerden dışlamaya yetecek kadar bezdirdiniz. Hakikaten de sistematik aptallık yerine – ki siz buna bilimimiz diyorsunuz – tahammül edemediğiniz hevesle dolup taşan fevri insanların kızgın-başlı aptallıklarına sahip olsaydık, işler sosyalizm için çok daha iyi olurdu. Evet, gerçekten de bizler sizin deney dediğiniz şeyi yapmak istiyoruz. Girişimlerde bulunmak istiyoruz. Yürekten yaratmak istiyoruz ve sonra, eğer gerekiyorsa zafere kavuşup toprak görünene kadar mahvolmak ve yenilgiye katlanmak istiyoruz. Beti benzi atmış, uyuşuk insanlar, kinik ve kültürsüz insanlarımızı yönlendiriyor; gelişmeleri beklemek yerine kırılgan bir gemiyle bilinmeyene doğru açık denizlere açılmayı tercih eden Kolomb mizaçlılar nerede? Bu gri suratlara gülecek olan genç, neşeli muzaffer Kızıllar nerede? Marksistler bu tür sözleri – ki bunlara bozulma diyorlar – bu tür heveskar bilimsel olmayan meydan okumaları duymaktan hoşlanmıyorlar. Biliyorum ve tam da bu nedenle bunları kendilerine söylemekten dolayı çok iyi hissediyorum. Onlara karşı kullandığım argümanlar sağlam ve tutarlı fakat onları argümanlarla çürütmek yerine alay ve kahkaha ile ölümüne sinirlendirdim ki bu da bana yakışır.
Bu yüzden kültürsüz Marksist, tümüyle çöküş halindeki kapitalizmin, sosyalist örgütle karşılaşabileceğini – Fransa’daki Şubat Devrimi sırasında olan da buydu – bir an olsun düşünmek için fazla zeki, aklı başında ve dikkatlidir. Tıpkı çöküş çağlarında, özellikle Almanya, Fransa, İsviçre ve Rusya’da korunmuş olan Orta Çağlar’daki yaşayan toplum biçimlerini, bunların gelecek sosyalist kültürün tohumlarını ve canlı kristallerini içerdiğini teslim etmek yerine öldürmeyi ve kapitalizmde boğmayı tercih etmesi gibi. Ancak biri Marksiste ekonomik koşulları mesela 19. Yüzyıl ortalarından sonra kasvetli fabrika sitemi, kırsal kesimdeki nüfus azalması, kitlelerin ve sefaletin homojenleşmesi, gerçek ihtiyaçlar yerine dünya pazarına bağlı ekonomisi ile İngiltere’deki durumu gösterse, O toplumsal üretimi, işbirliğini, ortak mülkiyetin başlangıcını görür. Kendini evindeymiş gibi hisseder.
Gerçek Marksist, henüz tereddütlü bir hal almamış ve ödün vermeye başlamamış ise (günümüzde elbette ki bu nesli tükenen Marksistler epey bir zamandır her tür ödünü veriyor) çiftlik kooperatifleri, kredi kooperatifleri ya da işçi kooperatifleri fevkalade gelişme gösterseler bile bunlarla herhangi bir şey yapmak istemiyor. Öte yandan kapitalist alışveriş mağazaları tümüyle farklı bir izlenim bırakıyor bu Marksist’in üzerinde. Çünkü verimsiz hırsızlık ve gasp ve değersiz çöpün satışı için çok fazla örgütsel ruh bunlara harcandı.
Fakat herhangi bir Marksist şu büyük, belirleyici soru ile hiç alakadar olmuş mudur: Dünya pazarı için ne üretilmiştir, tüketicilerin üstüne ne boşaltılmıştır? Nazarları her zaman sadece kendilerinin toplumsal üretim dediği kapitalist üretimin dış, önemsiz, yapay biçimlerine kilitlidir ki şimdi biz de bunu tartışmalıyız.
Marksizm, teknoloji ve teknolojinin ilerleyişinden daha önemli, daha harika, daha kutsal hiçbir şey tanımayan kültürsüz bir uyuşuktur. Böyle bir uyuşuğu, bitmez tükenmez kişiliğinin cömertliği ve zenginliği ve de ruh ve yaşam için önemi bakımından İsa ile karşı karşıya getirin – ki kendisi çok büyük bir sosyalisttir -, bunu, haç üstünde yaşayan İsa’nın önüne ve insanların ulaşımı ya da nakliye için yeni bir makinenin önüne getirin. Bu kişi dürüstse ve kültürel iki yüzlü değilse eğer, çarmıha gerilmiş İnsan Oğlunu tümüyle faydasız ve gereksiz bir fenomen olarak görecek ve gidip makinenin ardından koşacaktır.
Ve buna rağmen, kalbin ve ruhun bu sessizce, sakince acı çeken büyüklüğü zamanımızın tüm ulaşım makinelerine göre gerçekte ne kadar daha fazla kişiyi harekete geçirmiştir!
Ve buna rağmen insanlığın haçı üzerinde sessizce, sakince acı çeken bu büyüklük olmaksızın zamanımızın tüm ulaşım makineleri nerede olurdu?
Bu da burada söylenmeliydi, gerçi sadece hâlihazırda bilenler bunun ne anlama geldiğini rahatlıkla anlayacaktır.
Marksizm’in kökenini anlamanın anahtarı, teknoloji için ilerleme yalakalarının sınır tanımayan referanslarıdır. Marksizm’in babası, ne tarih çalışması ne de Hegel’dir. Ne Smith’tir, ne de Ricardo; ne de Marksist-öncesi sosyalistlerden biridir. Ne devrimci demokratik koşuldur ne de insanlar arasında kültür ve güzellik için irade ve özlemdir. Marksizm’in babası buhardır.
Kocakarılar kahve telvesinden kehanette bulunur. Karl Marx buhardan kehanette bulundu.
Marx’ın sosyalizme benzerlik olarak düşündüğü, sosyalizm öncesi acil hazırlık aşaması, kapitalizm içerisinde buhar makinesinin teknik gerekliliklerinden kaynaklanan üretim tesisinin örgütlenmesinden başka bir şey değildi.
Bu cihetle birbirinden tümüyle farklı iki merkezileşme biçimi bu noktada birleşti: kapitalizmin ekonomik merkezileşmesi, kendi çevresinde mümkün olan en fazla parayı, emeği temerküz ettiren zengin adam ve güç merkezi olarak iş makinelerine sahip olması ve çalışan insanları kendisine yakın tutması gereken sanayi tesisinin, buhar-makinesinin teknik merkezileşmesi. Bu da büyük imalat tesislerini ve rafine iş bölümünü yarattı. Bu itibarla, kapitalizmin ekonomik merkezileşmesinin tamamı – birkaç izole vaka hariç – teknik tesisin merkezileşmesini gerektirmedi. Buhar makinesi yerine insan çalışması-enerjisi ya da basit el- veya ayak ile çalıştırılan makinelerin kullanımı nerede ucuzsa orada kapitalist, fabrika yerine ev endüstrisinin köylerdeki kırsal kesimlerde ve tarlalarda yayılmasını tercih eder. Bu cihetle buhar makinesinin teknik gereksinimleri büyük fabrika binalarını ve fabrikalarla ve kiralık konutlarla dolu büyük şehirleri üretmiştir.
Marksizm’in kökenini anlamanın anahtarı, teknoloji için ilerleme yalakalarının sınır tanımayan referanslarıdır. Marksizm’in babası, ne tarih çalışması ne de Hegel’dir. Ne Smith’tir, ne de Ricardo; ne de Marksist-öncesi sosyalistlerden biridir. Ne devrimci demokratik koşuldur ne de insanlar arasında kültür ve güzellik için irade ve özlemdir. Marksizm’in babası buhardır.
Köken olarak birbirinden ayrı ve tümüyle farklı bu iki merkezileşme biçimi, güçlü karşılıklı etkileri doğal olarak birleştirdi ve uyguladı. Kapitalizm buhar makinesi vasıtasıyla son derece hızlı gelişme gösterdi. Ancak teknik bakımdan merkezileşmiş kurumları, özellikle de daha çok kırsal kesimden işçilerin temerküzü ile – ki bu eğilim günümüzde de halen ivme kazanmaya devam etmektedir – kapitalizm, buhar ve su gücünün elektrik dağılımını güçleştirmektedir. Ki uygulamada doğası gereği merkezkaç bir etkiye sahip olacaktır. Yine de enerjinin söz konusu elektrik iletiminin küçük ayrı atölyelerin kapitalist sömürüsünü ürettiği de yadsınamaz. Örneğin Solingen’in bıçak-ağzı endüstrisi aynı zamanda küçük sanayi ve el sanatlarını olumlu bir şekilde güçlendirmiştir. Gelecekte bu potansiyel küçük sanayinin ve el sanatlarının yenilenmesine sebep olacak ve enerji ve motorları istihdam etmek için kooperatif örgütlerine geniş imkânlar sunacaktır.
Teknolojinin ve sermayenin merkezileşmesinin söz konusu bileşimi sonradan yüksek yoğunluklu kapitalist merkezileşmenin – ticaret, bankacılık, toptan ve perakende ticaret, ulaşım, vs. – daha çok ilerlemesine yol açmıştır.
Yine de genellikle bu ikisinden bağımsız olarak üçüncü bir merkezileşme günümüzde gelişti: devlet bürokrasisinin ve askeri sistemin merkezileşmesi. Devasa fabrikalar ve kiralık konutlara ek olarak, bir başka devasa bina grubu şehirlerde yükseldi: bürokratların kışlaları (bu kamu binalarının her birinde yüzlerce küçük oda, her gri odada bir, iki ya da üç yeşil masa ve her yeşil masada, kulak arkalarında bir kalem ve ellerinde beslenme çantası bulunan, bir, iki ya da üç esneyen küçük memur) ve (binlerce güçlü genç adamın faydasız sporla zaman geçirdiği – spor, faydalı bir iş sonrası sadece dinlenmeye hizmet etmelidir – sıkıldığı ve her tür cinsel aptallık ve müstehcenlikle uğraştığı) askerlerin kışlaları.
Tüm bu merkezcilikten kaynaklanan bu kadar kültürsüzlükle, aşırı kalabalıklaşma ile, yeryüzünden ve kültürden uzaklaştırma ile, bu kadar emek israfı ile, verimsiz çalışma ve aylak aylak gezinmeden dolayı aşırı yüklenme ile, bu kadar anlamsız sefalet ile bizler zamanımızın ilave kışlalarının giderek daha çok sayıda ve büyük olduğunu – ıslahhaneler, hapishaneler ve cezaevleri ve genelevler – görüyoruz.
Marksistler kendi doktrinlerinin sırf teşebbüslerin teknik merkezileşmesinin bir ürünü olduğunu reddettiği zaman bizler, işin aslı, kasvetli, çirkin, tek tip, sınırlayıcı ve baskıcı merkezciliğin tüm biçimlerinin, bir dereceye kadar, Marksizm için emsal olduğunu ve Marksizm’in kökenini, gelişmesini ve yayılmasını etkilediğini kabul etmeliyiz. Bu bakımdan gerçek Marksistlerin şu anda neredeyse yalnızca çavuş, küçük memur ve bürokratların hâkim olduğu ülkelerde, yani Prusya ve Rusya’da bulunması şaşırtıcı değildir. Kaba müstebitliği ile “disiplin” kelimesi Prusya ordusu ve Alman Prusya Sosyal Demokrasisi’ndeki sıklıkta başka hiçbir yerde bu kadar duyulmamaktadır. Yine de bu merkezileştirmelerden hiçbiri, buharın teknik merkezileşmesi hariç, adına gerçekten ve tam olarak “sosyalizm” denebilecek bir ucube üretmeleri için tesis edilmemiştir.
Şiirsel olmayan Marx’ın lirik bir biçimde söylediği gibi sosyalizm hiçbir zaman kapitalizmden “çiçek açmayacak”tır fakat onun doktrini ve partisi – Marksizm ve Sosyal Demokrasi- buhar enerjisinden gelişmiştir.
İşçilerin ve zanaatkârların ve köylülerin kızları ve oğullarının yurtlarından nasıl uzaklaştığını ve göçmen mahsul-toplayıcılarından oluşan ordularla nasıl yer değiştirdiğini izleyin! Her sabah binlercesinin nasıl fabrikalara girdiğini ve akşamleyin nasıl yeniden tükürüldüklerini izleyin!
Komunist Manifesto’da Marx ve Engels, kendi sosyalizmlerinin başlangıcı için “en gelişmiş ülkeler” için teklif ettikleri önlemlerden biri olarak (kapitalizmden gelen nurun tasviri ve önsezisi olarak değil), “herkes için aynı çalışma zorunluluğu, özellikle tarım için, sanayi ordularının tesisi,” ifadesini kullanmıştır. Bu tür bir sosyalizm muhakkak ki kapitalizmin örselenmemiş, daha fazla gelişmesinden doğar!
Buna, kapitalistlerin ve servetlerinin sayısı sanki daha az olabilirmiş gibi bakan kapitalist temerküzü ekleyin. Zamanımızın merkezileşmiş devletinin her yerde hazır ve nazır olan hükümet modelini de ekleyin ve son olarak sanayi makinelerinin gitgide daha fazla mükemmelleşmesini, iş bölümünün giderek artmasını, vasıfsız makine operatörünün eğitimli zanaatkârın yerini almasını ekleyin. Fakat tüm bunlar abartı ve karikatürleştirilmiş bir ışıkta değerlendirilmektedir zira hepsinin bir başka yönü vardır ve bunlar hiçbir zaman şematik, lineer olmayan gelişmeler değildir. Bunlar, çeşitli eğilimlerin mücadelesi ve dengesidir fakat Marksizm’in gördüğü her şey, her zaman garip bir şekilde basitleştirilmekte ve karikatürleştirilmektedir. Son olarak, çalışma saatlerinin giderek azalacağına ve insanların giderek daha verimli olacağına dair ümidi de ekleyin: sonra geleceğin devleti sona erer. Marksistlerin gelecekteki devleti: hükümet, kapitalist ve teknolojik merkezileşme ağacındaki çiçek.
Yine de eklenmelidir ki Marksist, özellikle boş hayallerini düşlerken – ki bir rüya hiçbir zaman daha boş ve tatsız olamaz ve hayal gücü kıt hayalciler diye birileri var olmuşlarsa eğer, Marksistler bunların en kötüleridir. Merkeziyetçiliğini ve ekonomik bürokrasisini günümüz devletlerinin ötesine taşır ve malların üretimini ve dağıtımını düzenlemek ve yönetmek için bir dünya örgütünü savunurlar. Bu Marx’ın enternasyonelciliğidir. Enternasyonelde eskiden her şeyin Londra-merkezli genel konsey tarafından düzenlenip burada her şeye karar verilmesinin beklenmesi ve bugün Sosyal Demokrasi’de tüm kararların Berlin’de alınması gibi, bu dünya üretim otoritesi de bir gün her kaba bakacak ve defterinde kayıtlı her bir makine için [gerekli] yağ miktarına sahip olacaktır.
[Soğanın] bir katı daha [açılacak] ve Marksizm tanımımız bitecek.
Ve yine de müteakip ifade proleterlerin devrimciler olarak doğduğu iddiasından daha doğrudur: proleterler kültürsüz uyuşuk doğanlardır. Marksist, küçük burjuvadan çok aşağılayıcı bir biçimde bahseder fakat küçük burjuva denilebilecek yaşamın her niteliği ve alışkanlığı ortalama bir proleterin özelliğidir, tıpkı, mateessüf, hapishanelerdeki ve cezaevlerindeki hücrelerin çoğunda dahi kültürsüz uyuşukların olması gibi.
Bu insanların sosyalizm dediği örgüt biçimleri tümüyle kapitalizm içinde çiçek açar; fakat bu örgütler – buhar kanalıyla sürekli genişleyen bu fabrikalar – halen daha özel teşebbüslerin, sömürücülerin ellerindedir. Mamafih şimdiden gördük ki bunların rekabet ile daha da az sayıya düşürülmesi beklenmektedir. Kişi bunun ne anlama geldiğini net bir şekilde gözünde canlandırmalıdır: önce yüz bin – sonra birkaç bin – sonra birkaç yüz – sonra 70 ya da 50 – sonra mutlaka canavar gibi devasa birkaç müteşebbis.
Bunların karşısında işçiler, proleterler durmaktadır. Bunlar giderek daha da çoğalmaktadır, orta sınıflar yok olmaktadır ve işçilerin sayısının artmasıyla makinelerin sayısı, yoğunluğu ve gücü de büyümektedir. Böylece sadece işçilerin sayısı değil, işsizlerin, sözde yedek sanayi ordusunun sayısı da artmaktadır. Bu tanıma göre, kapitalizm çıkmaza varacak ve buna – kalan birkaç kapitaliste – karşı mücadele, değişimden çıkarı olan sayısız ıskat edilmiş kitle açısından giderek daha da kolay hale gelecektir. Dolayısıyla hatırlanmalıdır ki Marksist doktrinde her şey içkindir, gerçi terim başka bir alandan alınmış ve yanlış uygulanmıştır. Burada hiçbir şeyin özel çaba ya da akli iç görü gerektirmediği, her şeyin düzgün bir şekilde toplumsal süreçten çıktığı anlamına gelir. Sözde sosyalist örgüt biçimleri hâlihazırda kapitalizmde içkindir. Benzeri şekilde proleteryada da mevcut koşullara aldırışsızlık içkindir, yani sosyalizme temayül, devrimci zihniyet proleterlerin bütünleyici bir unsurudur. Proleterlerin kaybedecek hiçbir şeyi yoktur; kazanacakları bir dünya vardır!
Ne kadar güzel, hakikaten ne kadar da şiirsel bir ifadedir, bu (ki ne Marx’tan ne de Engels’den çıkar) ve ne kadar da iddia edildiği gibi gerçeği barındırır.
Ve yine de müteakip ifade proleterlerin devrimciler olarak doğduğu iddiasından daha doğrudur: proleterler kültürsüz uyuşuk doğanlardır. Marksist, küçük burjuvadan çok aşağılayıcı bir biçimde bahseder fakat küçük burjuva denilebilecek yaşamın her niteliği ve alışkanlığı ortalama bir proleterin özelliğidir, tıpkı, mateessüf, hapishanelerdeki ve cezaevlerindeki hücrelerin çoğunda dahi kültürsüz uyuşukların olması gibi. Dilimden sürçen bu “mateessüf” ile ben elbette hiçbir şekilde kültürlü insanların özgür olmasına hayıflanmış değilim fakat yoksul aptallar, şartların kurbanları, bu yüzden yasal olarak tesis edilmiş sözleşmeleri ihlal etmek zorunda kalanlar açısından hakikaten üzücüdür. Tıpkı dünyada olan her şeyin olması gerektiği gibi, bunun insan ruhundaki sözleşmenin yerini alan asi zihniyetin bir sonucu bile olmaması gibi. Aslında bozdukları sözleşme, mizaçlarında, düşüncelerinde, hem dertlilerini ve hatta bazen de kendilerini kötü idare etme biçimlerinde, genellikle, en az diğer insanların çoğunda olduğu kadar, sıkı bir biçimde yaşar.
Burada bahsettiğimiz şey proleteryanın kültürsüz zihniyetinin ki laf arasında bu Marksizm’in kültürsüzlüğü sistematikleştirmesinin nedenlerinden biridir, proleterya tarafından da çok iyi anlaşılmış olmasıdır. Hiçbir istisnai vasıf olmayan ortalama bir proleteryayı kullanışlı bir parti liderine dönüştürmek için sadece dilin eğitimle çok sığ yaldızlanması gerekmektedir – bu da en hızlı ve en ucuz, adına parti okulları denen polikliniklerde yapılmaktadır.
Böylece bunlar ve diğer parti liderleri doğal bir biçimde proleteryanın toplumsal gereklilikle devrim yaptığını, en azından bunların çok azının – ki ne de olsa giderek çok daha az sayıda insanı ihtiva etmekte ve tabiatı gereği giderek daha kırılgan bir hale gelmektedirler – kapitalizmi aşmak için halen gerekli olduğunu (vazeden) Marksist doktrine sıkıca yapışmaktadırlar.
sosyalizmlerinin tıpkı tüm kapitalizm ve tasnif etme biçimlerini ve nihai tekamülüne ilerlemek için bugün mevcut olan tek biçimlilik ve benzeşme (leveling) eğilimine izin vermesi gibi, proleterya da kendi sosyalizmine sürüklenmektedir. Kapitalist teşebbüsün proleteryası, devlet proleteryası haline dönüşür ve bu tür bir sosyalizm başladığında proleterleşme gerçekten de tahmin edildiği gibi devasa oranlara ulaşır. İstisnasız herkes devletin bir çalışanı olur.
Kapitalizm, kendi kaçınılmaz çöküşüne yol açan yukarıda listelenmiş faktörlere ek olması bakımından bir başka içkin tehlikeyi, krizleri içermektedir. Alman Sosyal Demokrasi programının öylesine güzel ve öylesine gerçek Marksist terimlerle söylediği gibi (aksi takdirde gerçek olmayan çeşitli unsurlar dalabilir, ki bu programın yapıcıları da muhaliflerine şimdilerde revizyonist demektedir): üretim güçleri çağdaş toplumun kapasitesinin ötesinde büyümektedir. Bu ifade, üretim biçimlerinin çağdaş toplumda giderek daha fazla sosyalistleştiğini ve bu biçimlerin sadece doğru mülkiyet biçiminden yoksun olduğunu vazeden hakiki Marksist öğretisini içermektedir. Onlar buna toplumsal mülkiyet demektedir fakat kapitalist fabrika sistemine toplumsal üretim dedikleri zaman (bunu sadece Marx, Kapital’inde yapmış değildir, günümüz Sosyal Demokratları da şu anda etkin programlarında günümüz kapitalizm biçimlerindeki çalışmaya toplumsal çalışma demektedir) sosyalist emek biçimlerinin asıl (real) çıkarımlarını biliyoruz. Tıpkı kapitalizmdeki buhar teknolojisinin üretim biçimlerini sosyalist emek biçimi olarak düşündükleri gibi, merkezileşmiş devletin de toplumun toplumsal örgütlenmesi olarak, bürokratik yönetilen devlet mülkünü de ortak mülkiyet olarak düşünmektedirler! Bu insanların gerçekten de toplumun ne anlama geldiğine dair hiçbir insiyakı yoktur. Toplumun sadece toplumların toplumu, bir federasyon, yalnızca özgürlük olabileceğine ilişkin en ufak bir fikirleri bile yok. Dolayısıyla sosyalizmin anarşi ve federasyon olduğunu bilmiyorlar. Onlar sosyalizmin hükümet olduğuna inanıyorlarken kültüre susamış diğerleri sosyalizmi yaratmak istiyorlar çünkü kapitalizmin çözülmesinden ve sefaletinden ve beraberindeki yoksulluk, ruhsuzluk ve baskıdan – ki bu, ekonomik bireyselciliğin sadece öteki yüzüdür – kaçmak istiyorlar. Kısaca, devletten toplumların toplumuna ve gönüllü birliğe kaçmak istiyorlar.
Çünkü bu Marksistlerin de dediği üzere, sosyalizm hala, tabiri caizse vahşice ve şuursuzca üreten müteşebbislerin özel mülküdür. Ve bunlar sosyalist üretim güçlerine (bunları buhar gücü, mükemmelleştirilmiş üretim makineleri ve bol bol bulunan proleter kitleleri olarak okuyun) sahip oldukları için, yani bu durum, büyücü çırağının elindeki sihirli sopa gibi olduğundan; sonuç, malların akını, fazla üretim ve karmaşa olmalıdır. Diğer bir deyişle ayrıntılar ne olursa olsun krizler birbirini takip etmeli, her daim meydana gelmelidir, en azından Marksistlerin düşüncesine göre, çünkü istatistiksel anlamda kontrolü elinde bulunduran ve yöneten dünya devlet otoritesinin düzenleyici fonksiyonu, kendi kötücül aptal görüşlerine göre hâlihazırda var olan sosyalist üretim biçimi ile yürümek zorundadır. Bu kontrol otoritesi yokken “sosyalizm” hala kusurludur ve kargaşa çıkmalıdır. Kapitalizmin örgüt biçimleri iyidir fakat düzen, disiplin ve sıkı merkezileşmeden yoksundur. Kapitalizm ve hükümet bir araya gelmelidir ve devlet kapitalizminden bahsedeceğimiz yerde, bu Marksistler, sosyalizmin burada olduğunu söyler. Fakat sosyalizmlerinin tıpkı tüm kapitalizm ve tasnif etme biçimlerini ve nihai tekamülüne ilerlemek için bugün mevcut olan tek biçimlilik ve benzeşme (leveling) eğilimine izin vermesi gibi, proleterya da kendi sosyalizmine sürüklenmektedir. Kapitalist teşebbüsün proleteryası, devlet proleteryası haline dönüşür ve bu tür bir sosyalizm başladığında proleterleşme gerçekten de tahmin edildiği gibi devasa oranlara ulaşır. İstisnasız herkes devletin bir çalışanı olur.
Kapitalizm ve devlet bir araya gelmelidir – bu hakikatte Marksizm’in idealidir. Kendi ideallerini duymak istemeseler de bizler bu gelişme eğilimini teşvik etmek istediklerini görüyoruz. Devletin muazzam gücünün ve bürokratik viraneliğinin, sırf komünal yaşamımız ruhunu kaybettiği için, adalet ve sevgi, ekonomik birlikler ve küçük toplumsal organizmaların çiçeklenen çeşitliliği kaybolduğu için gerekli olduğunu görmüyorlar. Zamanımızın tüm bu derinden çürümüşlüğüne dair hiçbir şey görmüyorlar: ilerleme halisünasyonu görüyorlar. Teknoloji ilerler, elbette. Aslında her zaman olmasa bile pek çok kültür döneminde bunu yapar – teknik ilerlemesi olmayan kültürler de vardır. Teknoloji, özellikle çürüme, ruhun bireyselleştiği ve kitlelerin atomlaştığı dönemlerde ilerler. Bu tam da bizim bakış açımızdır. Zamanın rezilliği ile birlikte gerçek teknoloji ilerlemesi – bir kez olsun Marksistler için Marksistçe konuşmak adına – ideolojik üst yapı, yani Marksistlerin ilerici sosyalizm Ütopyası için gerçek, maddi temeldir. Ancak sadece ilerleyen teknoloji kendi küçük ruhlarına yansımakla kalmaz zamanın diğer eğilimleri de, kapitalizm de onların gözünde ilerlemedir ve onlar için merkezileşmiş devlet, ilerlemedir. Burada sözde materyalist tarih anlayışının dilini Marksistlerin kendilerine uyguluyor olmamız sırf ironi için değildir. Bunlar bu tarih anlayışını bir yerlerden aldılar ve şimdi biz de bunu bildiğimize göre, onu nerede bulduklarından önce, daha net bir şekilde söyleyebiliriz: bu anlayışı tümüyle kendi özlerinde buldular. Evet, gerçekten de Marksistlerin ruhsal yapıların ve düşünüşün zamanın koşulları ile ilişkisine dair söyledikleri, tüm çağdaşları için hakikaten doğrudur. Burada çağdaşlar derken tüm yaratıcı olmayanlar, karşı koymayanlar, hiçbir içsel temeli ve ruhsal şahsiyeti olmayanlar, sadece çocuk ve zamanlarının dışavurumu olanlar anlaşılmalıdır. Yine kültürsüz gayretkeşe ve Marksist’e geldik. Marksist için kendi ideolojisinin sadece zamanımızın kötülüğünün üstyapısı olması oldukça doğrudur. Çürüme zamanlarında aslında zamanın dışavurumu olan ruh-suzluk hüküm sürer ve dolayısıyla bugün de Marksistler ağır basmaktadır. Kültür ve icra zamanlarının – kendilerinin ilerleme dediği – çöküş zamanlarından ortaya çıkamayacağını bilemiyorlar fakat bu zamanlar, doğaları gereği hiçbir zaman kendi zamanlarına ait olmayan kişilerin ruhlarından gelir. Bunların, büyük değişim zamanlarında tarih olarak adlandırılacak olanın ne kültürsüz ve uysal çağdaşlarla ne de toplumsal süreçlerle elde edilmediğini, aksine izole ve yalnız insanlarla başarıldığını bilemezler ve anlayamazlar ki bu insanlar izole edilmiştir çünkü halk ve toplum onların içinde evdedir ve hem onlara hem de onlarla birlikte kaçarlar.
Kapitalizm kesinlikle ne birden bire Marksistler’in “sosyalizmine” dönüşme, ne de revizyonistlerin sosyalizmine doğru gelişme eğilimi içinde değildir. Bu nedenle de ancak utangaç bir sesle çağrılabilir. Zamanımızda gerileme – bizim durumumuzda kapitalizm – kültür ve genişlemenin diğer zamanlarda sahip olduğu kadar bir canlılığa sahiptir.
Hiç şüphesiz Marksistler; yozlaşmamızın ön ve arka cephelerinin, kapitalist üretim ve devlet koşullarının bir araya getirilmesi halinde bunların ilerlemesi ve gelişmesinin amacına ulaşacağına ve böylelikle adalet ve eşitliğin tesis edileceğine inanır. İster önceki devletlerin ister dünya devletlerinin varisi olsun, şümullü ekonomik devletler, cumhuriyetçi ve demokratik bir yapıdır ve gerçekten de bu tür bir devletin yasalarının tüm avamın refahını temin edeceğine inanır, zira devleti avam oluşturur. Burada, tüm sönük fantezilerin bu en acınası noktasında bastırılamayan kahkahaları patlatmamız için bize izin verilmelidir. Aslında doymuş burjuva Ütopyasının bu tip aynadaki eksiksiz görüntüsü sadece kapitalizmin bozulmamış laboratuvar gelişmesinin bir ürünü olabilir. Şahsiyetsizleştirilmiş kültür ve çöküş çağının bu mükemmel idealine, bu cüceler hükümetine daha fazla zaman harcamayacağız. Gerçek kültürün boş değil, uygulanmış olduğunu ve gerçek toplumun, bireylerin bağlayıcı niteliklerinden, ruhtan, topluluklar yapısından ve birlikten çıkan gerçek, küçük yakınlıklar çeşitliliği olduğunu göreceğiz. Marksistlerin işbu “sosyalizmi”, gelişeceği varsayılan devasa bir guatrdır. Asla korkmayın, yakında gelişmeyeceğini göreceğiz. Fakat bizim sosyalizmimiz insanların yüreklerinde büyümelidir. Birbirine ait kişilerin yüreklerinin birlik ve ruh içinde büyümesine sebep olmak ister. Bunun alternatifi, pigme-sosyalizm ya da ruhun sosyalizmi değildir zira kitlelerin Marksistleri, hatta revizyonistleri bile takip etmesi halinde, kapitalizmin kalacağını çok yakında göreceğiz. Kapitalizm kesinlikle ne birden bire Marksistler’in “sosyalizmine” dönüşme, ne de revizyonistlerin sosyalizmine doğru gelişme eğilimi içinde değildir. Bu nedenle de ancak utangaç bir sesle çağrılabilir. Zamanımızda gerileme – bizim durumumuzda kapitalizm – kültür ve genişlemenin diğer zamanlarda sahip olduğu kadar bir canlılığa sahiptir. Gerileme tümüyle köhnelik, çöküş temayülü ya da köklü değişiklik demek değildir. Gerileme, batış, halksızlık, ruhsuzluk Çağı yüzyıllarca veya bin yıl sürebilir. Gerileme, bizim durumumuzda kapitalizm, zamanımızda tam da çağdaş kültür ve genişlemede bulunmayan bu zindelik nisabına sahiptir. Gerileme, bizler sosyalizm için toplanmayı başaramadığımız ölçüde güç ve enerjiye sahiptir. Yüz yüze kaldığımız seçim sosyalizmin bir biçimi ya da diğeri arasında değil, basitçe kapitalizm veya sosyalizm, toplumun devleti, ruhsuz(luk) veya ruh arasındadır. Marksizm doktrini, kapitalizm dışına yönlendirmez. Ya da Marksizm doktrininde yer alan kapitalizmin zaman zaman Baron Münchhausen’ın kendi domuz kuyruğu ile tuhaf bir bataklıktan fantastik bir biçimde çıkma başarısını göstermesinin, yani, kapitalizmin kendi gelişmesinin faziletiyle kendi bataklığından çıkacağı kehanetinin hiçbir doğru tarafı da yoktur.
Daha sonra bu doktrinin ne kadar yanlış olduğunu enine boyuna detaylarla göstermemiz gerekecek. Kapitalizmin, sosyalizmin herhangi bir biçimine doğru gelişmesini sağlayan içkin bir eğilim taşımadığını göstermek için şu anda sadece Marksistlerin sosyalizm dediği bu ucube, çirkin şeyden kendimizi kurtarmalıyız. Kapitalizm ne bu ne şu sosyalizm biçimine doğru gelişmez. Bunu göstermek için bazı soruları cevaplamalıyız.
O halde şu soruyu soralım: Toplumun, Marksistlerin resmettiği gibi olduğu doğru mudur? Toplumun daha fazla gelişmesi veya gelişmesi gerektiği veyahut muhtemelen bile olsa gelişebileceği doğru mudur? Kapitalistlerin sonunda tek bir devasa kapitalist kalana kadar birbirlerini yiyip bitireceği doğru mudur? Doğru mudur? yada sadece bir kapitalist mi olmalıdır? Orta sınıfların kaybolduğu, proleterleşmenin istisnasız hızla arttığı ve bu sürecin sonunun öngörülebileceği doğru mudur? İşsizliğin gittikçe daha kötü hale geldiği ve bu nedenle bu tür koşulların var olmaya devam edemeyeceği doğru mudur? Dışlanmış olanın üzerinde ruhsal bir etki mi vardır ki böylelikle, doğal bir ihtiyaçla ayağa kalkması, isyan etmesi, devrimciye dönüşmesi gereksin? Son olarak, krizlerin giderek daha kapsayıcı ve yıkıcı hale dönüştüğü doğru mudur? Kapitalizmin üretken kapasitesi kendisini aşacak mıdır ve bu yüzden de sözde sosyalizme mi dönüşecektir?
Tüm bunlar doğru mudur? Tüm bu uyarı, tehdit, kehanet ve karmaşık gözlemler hususunda gerçekten durum nedir?
Şimdi sormamız gereken sorular bunlar ve biz de, bizler, yani anarşistler başından beri, Marksizm var olduğundan beri hep bunları sorduk. Marksizm var olmadan çok önce gerçek sosyalizm, özellikle en büyük sosyalist Pierre Joseph Proudhon’un sosyalizmi vardı ve sonradan Marksizm ile gölgede bırakıldı, fakat bizler onu hayata döndürüyoruz. Bunlar bizim sorularımızdır ve bu sorular, çok farklı bir perspektiften, revizyonistlerin de yönelttiği sorulardır.

Marksizm’i tanımlarken orada burada temas ettiğimiz bu soruları cevaplandırıp kapitalizmin şu ana kadar özellikle Marksizm’in zaman-ideolojik [zeit-ideological –çn-] basitleştirmesi ve diyalektik karikatürü ile birlikte – Komünist Manifesto’nun ve Kapital’in ortaya çıkışından beri – izlediği yolu ve koşullarımızın gerçek resmini karşılaştırdıktan sonra bizim sosyalizmimizin ve sosyalizme giden yolumuzun ne olduğunu söylemeye artık geçebiliriz. Sosyalizm – bunun derhal söylenmesine izin verin ve Marksistler kendi aptal ilerleme teorilerinin sis bulutları havada kaldığı müddetçe bunu duymalıdır – kendi olasılığı için herhangi bir teknoloji biçimine ve ihtiyaçların tatminine bel bağlamaz. Yeterince insan isterse sosyalizm her zaman mümkündür. Fakat o, mevcut teknoloji seviyesine, sosyalizmi başlatan insan sayısına ve bu insanların geçmişten tevarüs ettikleri veya katkıda bulundukları araçlara bağlı olarak – hiçbir şey yoktan var olmaz – her zaman farklı görünecek, farklı başlayacak ve farklı ilerleyecektir. Buna göre, yukarıda da söylendiği üzere, burada ne bir ideal tanımı ne de bir Ütopya tasviri verilecektir. Öncelikle, koşullarımızı ve ruhsal mizacımızı daha açık bir biçimde incelemeliyiz. Ancak ondan sonra ne tür bir sosyalizme çağrıldığımızı, ne tür insana konuştuğumuzu söyleyebiliriz. Sosyalizm, hey siz Marksistler, her zaman ve herhangi bir teknoloji türü ile mümkündür. Doğru insanlar için her zaman çok ilkel teknoloji ile bile mümkündür. Öte yandan müthiş gelişmiş bir makine teknolojisi ile bile sosyalizm yanlış grup için her zaman imkânsızdır. Sosyalizmi getirmesi gereken hiçbir gelişme bilmiyoruz. Doğa yasası gereği bu tür bir zorunluluk hiç bilmiyoruz. Şimdi bu yüzden, Marksizm kadar çiçeklenmiş bizim zamanlarımızın ve bizim kapitalizmimizin asla sizin söylediğiniz gibi olmadığını göstereceğiz. Kapitalizm ille de sosyalizme dönüşmez. Yok olmak zorunda değildir. Sosyalizm ille de gelecek değildir, Marksizm’in kapital-devlet-proleterya-sosyalizmi de gelmek zorunda değildir ve bu o kadar da kötü değildir. İşin aslı, hiçbir sosyalizm gelmeli değildir – ki bu şimdi gösterilecektir.
Gerçi sosyalizm gelebilir ve gelmelidir – eğer biz onu istersek, eğer biz onu yaratırsak – ki bu da gösterilecektir.
Çev: Nesrin Aytekin

https://itaatsiz.org/?p=5519
submitted by karanotlar to u/karanotlar [link] [comments]


2020.04.16 09:32 emrecann150 Kesinlikle Uygulamanız Gereken SEO Önerileri

Uygulanabilir SEO önerileri ipuçlarına yazdığım kapsamlı içerikte, sizin için yararlı olacak birçok bilgi bulacaksınız. Bildiğiniz gibi, web sitenizin arama motorunda ilk olmak için yapacağınız iş çok önemlidir. SEO önerilerine ihtiyacınız varsa, doğru yere geldiniz. En iyi [SEO önerileri ](http://%3Ca%20title%3D%22seo%22%20href%3D%22https/tarzinburda.com/kesinlikle-uygulamaniz-gereken-seo-onerileri/%22%3eSEO%3c/a%3e) ipuçlarını içeren bu listeyi takip ederek web siteniz için en doğru ve güvenilir adımı atabilirsiniz. Arama motoru etkinliklerinden anahtar kelime araştırma bağlantıları oluşturmaya kadar en derin ayrıntılara erişebilirsiniz.
Seo Önerileri Ayrıntılı anahtar kelime araması
Doğru anahtar kelimeyi seçmelisiniz
Kullanıcıların genellikle anahtar kelime ararken Yaptıkları birkaç hata var. Birçok insanın anahtarları var kelimeleri yerleştiremez ve optimize edemez. Çok fazla anahtar kelime için çalışmaya çalışıyorsunuz. Ayrıca, yanlış anahtar kelime seçimi olabilir.
Bu tür bir hatanın oluşmasını istiyorsanız, genellikle her sayfa için yalnızca bir anahtar kelime kullanmaya çalışmalısınız. Geçerli anahtar kelimeyi bir sayfada bulmak istiyorsanız, sayfayı düşünün ve uygun şekilde seçin.
Google'ın sunduğu anahtar kelimeleri kullanmak her zaman daha iyidir. Belirli bir anahtar kelime için sonuç almak istiyorsanız, Google'ın istediği anahtar kelimeyi kullanmanız gerekir.
Arama amacı içermelidir
Bazen anahtar kelimeleri araştırdığınızda, bulacağınız çok çekici bir anahtar kelimeyle karşılaşırsınız. Bir anahtar kelimenin yüksek arama kalitesine sahip olması, hedef olarak kullanılabilecek bir anahtar kelime olduğu anlamına gelmez. Çünkü her zaman kasıtlı aramanın ne olduğunun farkında olarak hareket etmelisiniz.
Olası SEO önerileri için en büyük tavsiyem Google Analytics. Örneğin, Google Analytics'i aradığınızda, bunun harika bir anahtar kelime olduğunu düşünebilirsiniz.
Google Analytics'i kullanmaya odaklanırsanız, izlenecek anahtar kelimeyi bulabilmeniz için çok daha azının arandığını görürsünüz.
Her zaman az rekabet içeren anahtar kelimeler kullanmalısınız
Yeniden tasarlanmış ve izinleri düşük bir web siteniz varsa, rekabet gücü yüksek anahtar kelimeleri hedeflemek doğru değildir. Tabii ki, bu kelimeleri kovalayabilirsiniz, ancak başarı kolay değildir.
İlk önce daha az rekabetle kelimelerden geçmek her zaman daha iyidir. Bir anahtar kelimeyle zorluk seviyesini öğrenmek istiyorsanız, Ahrefs gibi çeşitli araçları kullanabilirsiniz. Örneğin, "arama motoru optimizasyonu" için bir analiz çalıştırabilirsiniz.
Rakiplerinizde bulunan anahtar kelimeleri kullanmalısınız
Rekabet ettiğiniz bir web sitesi varsa, web sitelerinizdeki anahtar kelimelere göz atarak ve bunları kendi web sitenizde kullanarak bir adım ileri gideceksiniz.
Ahrefs'i aradıktan sonra, organik anahtar kelime raporuna bir göz atın. Oraya ulaşmak için Site Gezgini> Rakip alanı adı> Organik Arama> Organik Anahtar Kelimeler'e gitmeniz gerekir. Burada rakibin ulaştığı tüm anahtar kelimeleri kolayca bulabilirsiniz.
[Rakiplerinize bakmalısınız](http://%3Ca%20title%3D%22rakip%20analizi%22%20href%3D%22%20%20https/tarzinburda.com/rakip-site-analizi-nasil-yapili%22%3erakip%20analizi/%3c/a%3e)
Rakiplerinizin anahtar kelimelerini sürekli olarak araştırarak ve inceleyerek her zaman rekabet avantajı elde edersiniz. Ahrefs veya Google tarafından sağlanan bildirim işlevini kullanmak yeterlidir.
Ahrefs'de Uyarılar> Yeni Anahtar Kelimeler> Uyarı Ekle> Rakip Alan Adı> Raporlama Sıklığını Ayarla> Ekle'ye giderek bir uyarı oluşturabilirsiniz.
Gerçek anahtar kelime trafiğini incelemelisiniz.
Anahtar kelimelerin her biri genellikle uzun bir sürümdür. Örneğin, "Anahtar kelime ara" uzun sürüm sorgusu kullanılarak "anahtar kelime araştırması" için bir sayfa da çağrılabilir. Buna dayanarak, bir anahtar kelimenin gerçek trafik potansiyelini göz önünde bulundurmanız gerekir.
Bir analiz aracı kullanarak anahtar kelime araştırması yaparken, bir anahtar kelimenin toplam arama hacmini göz önünde bulundurmalısınız. Örneğin, bu cildin 100.000 olduğunu düşünebilirsiniz. Ardından, söz konusu anahtar kelime için önce gelen anahtar kelime trafiğine bakmalısınız. Burada sayı 100.000'den fazla olacak. Çünkü söz konusu URL farklı anahtar kelimeleri içerecek şekilde yapılandırılmıştır.
Web sitenizdeki içerik hatalarını düzeltmeniz gerekiyor
Web sitenizdeki içerik boşluklarını tanımlar ve değerlendirirseniz, hangi anahtar kelimeleri vurabileceğinizi görürsünüz. Bunu yapmak için Ahrefs'in sunduğu "içerik boşlukları" işlevini kullanabilirsiniz.
Site Explorer> Alan Adı> Arama> Organik Arama> İçerik Boşlukları> Rakip Alan Adı> Anahtar Kelimeleri Göster'i izleyerek içerik eksikliklerinizi anında belirleyebilirsiniz.
Cevaplanacak soruları görmelisin
Soru ve cevaplardan oluşan web siteleri, içerik için yeni fikirler edinmek için her zaman çok ideal adreslerdir.
Bu anahtar kelimeleri bulmak için kapsamlı araştırmalar yapmanız gerekir. Bu amaçla, kendiniz için iyi bir şablon oluşturmalı ve araştırmaya başlamadan önce bulunan tüm anahtar kelimeleri kaydetmelisiniz.
Kullanıcıya hitap eden bir giriş yazmalısınız
Kullanıcı web sitenizin sonuçlarını tıkladıktan sonra, bunları her zaman web sitenizde tutmaya çalışmalısınız. Bunu yapmak için iyi yazılmış bir giriş bölümüne ihtiyacınız vardır. Okuyucuya makale hakkında bilgi vermek ve dikkatinizi odaklamak için girişinizi kesinlikle kısa tutmalısınız.
Bu kısım basit olmasına rağmen, şimdi açıklayacağım kısım biraz zor. Etkinleştirilen mesajlar buraya girilmelidir. Kullanıcı bu siteyi hareket ettiren bölümü aktif olarak okuyabilir ve bu sitede gezinebilir.
Web sitesinin içeriğinin, bir anahtar kelime etrafında gruplanan diğer anahtar kelimeler için çekici olduğundan emin olmalısınız. İçerik olarak, kullanıcının zihnindeki tüm sorulara cevap bulabilmelisiniz. Bunu yapmak için, siteye trafik oluşturan tüm anahtar kelimeleri tanımlamanız gerektiğini unutmayın.
İçeriğin kolay anlaşıldığından emin olmalısınız.
Kullanıcılar içeriğe eriştikten sonra büyük makale gruplarıyla yüzleşmek çok sıkıcıdır. Bu nedenle, kullanıcılara kolayca anlaşılabilir içerik sağlamanız gerekir.
Sitede SEO
Harika içerikler oluşturmak yeterli değildir. Google ve diğerleri için içeriği düzenlemeniz gerekir. Optimize edilmiş web siteniz düzgün çalışmıyorsa, en iyi içeriği kendiniz bulmakta zorlanırsınız. Bunun için WordPress kullanıyorsanız Yoast SEO eklentisini kullanmalısınız.
Başlıklarda anahtar kelimeler kullanmalısınız
Bu mümkün olduğunca SEO önerileri verebilir en değerli bilgilerden biridir. Başlıklarda anahtar kelime bulunmaması, sıralama şansınızın çok düşük olduğu anlamına gelir. Başlıklar ve sıralamalardaki anahtar kelimeler arasında ciddi bir bağlantı vardır. Bu nedenle, her web sitesinin içeriğindeki anahtar kelime başlığına özellikle dikkat etmelisiniz.
Meta açıklamadaki, H1 etiketindeki ve varsa H2 etiketindeki anahtar kelimeleri kullanmalısınız. Daha fazlasını yapmak, içeriği daha da optimize etmek anlamına gelir. Örneğin, bir blog yazısı hazırlarken, H1 etiketi genellikle başlığın kendisidir. Burada başka bir anahtar kelime kullanmaya çalışmamalısınız. Arama motorlarının çekebileceği başlıkları seçmelisiniz
Örneğin, üçüncü sıradaysanız ve tıklama almak istiyorsanız, arama motorlarını etkileyen başlıklar oluşturmanız gerekir. Başlıklarda sınırlı sayıda karakter olabilir, ancak yaratıcı olmaya ve etkileyici işler yapmaya çalışabilirsiniz.
Satın alma işlemine yaklaşmak için anahtar kelimeler kullanmalısınız
Bir e-ticaret web siteniz varsa, arama kullanıcılarının satın alma işlemini bilmesi çok önemlidir. Aynı zamanda, bu kısım en çok istediğiniz kısımdır. Kullanıcılar bir ürün aradığında, önce yorumları ve ürün bilgilerini gözden geçirmek isterler.
Ancak, bir ürün adıyla "Satın Al" anahtar kelimesini kullanan ziyaretçiler ürünü satın almak niyetindedir. Bu nedenle, başlıklarda "Satın Al" anahtar kelimesini kullanarak kullanıcıların satın alma işlemine dikkatini çekebilirsiniz.
Meta etiketleri doğru ve sitede kullanmalısınız
Meta etiketler, anahtar kelimelerin parçalarıdır. Arama motoru sonuç alanında belirli bir yeri vardır. Arama motoru sonuç sayfasında meta açıklamalar eksikse, tıklama oranı azalıyor demektir. Bu nedenle, meta açıklamaların yeterince uzun olmasına dikkat etmelisiniz.
Meta açıklamada içerik satmalısınız
Meta açıklamalar, arama motorunun arama sonuçları sayfasındaki en önemli yerlerden biridir. Çünkü burada web sitesinin içeriğini pazarlama şansınız var. Doğru ve etkileşimli bir meta açıklama yazdığınız sürece, arama motorunun arama sonuçları sayfasındaki tüm web sitelerinden öne çıkabilirsiniz.
İçerik önceliğine sahip olmalısınız
Web sitenizi ziyaret etmenizin ana nedeni ve nedeni içeriktir. Bu nedenle, içeriği her zaman ön planda olmalıdır. Bunu yapmanın birkaç yolunu bulmalısınız.
Çok fazla reklam eklememelisiniz. Reklamlar can sıkıcı. Web sitesinin içeriğinin, onu kullanarak kolayca tüketilebildiğinden emin olmalısınız. Sinir bozucu reklam pencerelerinden uzak durmalısınız. Dönüştürmek için ideal olmalarına rağmen ziyaretçileri rahatsız ediyorlar. Pop-up reklam pencerelerini mümkün olduğunca az kullanmalısınız. Mümkün olduğunca az sayfa düzeyinde reklam kullanmalısınız. Google bu tür reklamları beğenmez. Web sitenizde bu tür reklamlar varsa, bunları kullanırken çok dikkatli olmalısınız. Sitenizin tüm cihazlarda düzgün görünmesini sağlamalıdır
Siteniz tüm cihazlarda görünür olmalıdır. Bunu yapmak için web sitenizdeki mobil cihazlar için optimum optimizasyon çalışması yapmış olmanız gerekir. Web sitenizi Google'ın mobil uyumluluk araçlarıyla test etmeyi denemelisiniz..
Google Görseller'den trafik almanız gerekiyor
Gerçek SEO önerileri olarak, size görüntüyü asla hafife almadığını söyleyeceğim. Google Görseller bölümünde web siteniz için, özellikle e-Ticaret web siteleri için, düşündüğünüzden çok fazla trafik alabilirsiniz, çünkü insanlar bir şey ararken bu siteyi görmek isterler.
Web sitenizdeki tüm görüntülerin optimize edildiğinden emin olmanız gerekir. Kullanıcıların yüklenmesini beklediği resimlerden uzak durmalısınız. Bunlar web sitenize herhangi bir değer katmaz. Bunun yerine, web sitenizin kullanılabilirliği üzerinde olumsuz bir etkisi vardır.
Her zaman kısa URL'ler kullanmalısınız
İçerik yönetim sisteminiz buna izin veriyorsa, içeriğiniz için kısa, açıklayıcı URL'ler kullanmalısınız. Çünkü iyi görünüyorlar
oldukça iyi görünüyorlar, anahtar kelimelerle değer katıyorlar ve linkleri almak için faydalılar.
Tekrarlanan içeriğin mümkün olduğunca az olduğundan emin olmalısınız
Tekrarlanan içerik, her sayfada bulunan bir öğedir ve web sitesinde kullanılır. Genellikle e-ticaret sitelerinde kullanılırlar. Ürün envanter bilgileri ve ürün teslimat bilgileri gibi alanlar, bu tür öğeleri tanımlamak için ideal örneklerdir.
Google'ın bu konudaki konumu çok açık. Bir sayfada en az% 10 orijinal içerik bulunmalıdır. Bu oranda orijinal içeriğe sahip değilseniz, Panda'yı güncellemek web sitenizi bulmayı kolaylaştıracaktır.
Yerel trafik için adres bilgilerini kullanmalısınız.
Kendi site adres bilgilerinize kolayca erişilebilir olmalıdır. Bu aslında tüm siteler için geçerlidir, siz değil. Yerel trafiğe ihtiyacınız varsa, duyduğunuz adres bilgileri sizin için son derece önemlidir. Her sayfanın altında adres ve telefon numarası bilgilerini belirtmelisiniz. Kendinizi tanımayı kolaylaştırabilirsiniz.
Ticari marka olabilecek alanları seçmelisiniz
Alan adında anahtar kelime kullanmak çok güzel ve kullanışlıdır. Ancak, abartmak istediğiniz bir şey değildir. Optimizasyon çalışmalarının zemindeki etkisini görmek istiyorsanız, markalı bir alan adı kullanmayı denemelisiniz.
Örneğin, bu makalenin başlığının bir alan adı olmasını istiyorsanız
Seoonerler.com gibi bir şey oluşur. Bu son derece gereksiz. Çünkü kimse bu isimle siteye giriş yapmak istemiyor. Bunun yerine, seoonerileri.com gibi bir adres seçmek çok daha kesin olur.
Düşük tıklama oranına sahip anahtar kelimeler bulmalısınız
Arama analizi raporu, Google Arama Konsolu'nda sık kullanılan bir rapordur. Burada birkaç hızlı galibiyet bulabilirsiniz. Sıralamaya rağmen, düşük tıklama sonuçlarını kontrol ederek başlık ve meta açıklamalarda çeşitli değişiklikler yaparak tıklama oranlarını artırmayı düşünmelisiniz.
İçeriği düzenli olarak güncellemelisiniz
Eski içeriği güncellerken, her zaman yeni kalır. Bilgi olarak aktardığınız bilgilere kıyasla yeni bir konu hakkında konuşmaya devam ederseniz, bu konu hakkındaki görüşünüzü gösterir ve kullanıcı üzerinde olumlu bir izlenim bırakır, böylece içerik arama sonuçlarında daha sık görüntülenir. . Eski içeriği yeni bilgilerle güncel tutmaya istekli olmak, trafiğinizi önemli ölçüde artırabilir.
Bağlantı oluşturma
SEO söz konusu olduğunda, zamanınızın çoğunu bağlantılar oluşturmak için harcarsınız. Korkma, ben de geçerli SEO önerileri olarak size vereceğim önerilerinden bahsedeceğim. SEO alanındaki sıralama faktörlerini incelerseniz, bağlantıların önemini göreceksiniz.
Bozuk bağlantıları yapılandırmanız gerekiyor
Elinizde Ahrefs varsa, bunu yapmak kolaydır. Ahrefs Site Explorer aracını açmalı ve link review menüsünü kullanmalısınız. "Site Gezgini"> "Etki Alanı Adı"> "Sayfalar"> "Arama Bağlantıları"> "404 Bulunamadı" filtre yolunu izleyerek, sitenizdeki kopuk bağlantıları kolayca tanımlayabilir ve düzeltebilirsiniz.
Rakiplerinizin kırık bağlantılarını yakalamanız ve onları kar haline getirmeniz gerekiyor
Bu bölüm size garip gelebilir, ancak bu bölümde rakiplerinizin kırık bağlantılarını alabilir ve kendinize bir alternatif oluşturabilir ve bundan yararlanabilirsiniz.
Ahrefs sayesinde bunu kolayca yapabilirsiniz. Site Gezgini> rakibinizin alan adını> Keşfet> Bağlantılar> Bozuk'u takip etmeniz yeterlidir.
Trafiği çekebilecek bağlantılara odaklanmalısınız
Web sitenizden yararlanabileceğiniz en iyi bağlantılar, trafiği çekebilecek bağlantılardır. Web sitenize trafik çekebilir en iyi bağlantılar trafik oluşturan bağlantılar vardır. Bu tür bağlantılar sizi her zaman Google güncellemelerinden korur. Bunu yapmak için kapsamlı araştırmalar yapmanız gerekir. tabii ki
Ahrefs aracında, Site Explorer> Doğrulamak için İstenen URL> Genel Bakış'a gidin.
Bağlantı seviyesini değerlendirmelisiniz
"Takip et" bağlantıları web siteniz için çok daha iyi olsa da, Nofollow bağlantılarının genel web sitenize de katkıda bulunabileceğini lütfen unutmayın. SEO İpuçları ilgili bölümünde, sizin için işe yaramayacak bir şey söylemeyeceğim lütfen unutmayın. Buradaki tüm bilgiler sizin için tek bir harfle yararlıdır. Bağlantı profiliniz her iki türde de bağlantı içermelidir. Aldığınız bağlantıların kalitesine dikkat etmek yeterlidir.
Sahip olduğunuz bağlantı metni bağlantısı
Bağlantı metni bağlantıları arama sırası üzerindeki en büyük etkilerden biridir. Bir anahtar kelimedeki bağlantılar büyük bir etkiye sahiptir. Sahip olduğunuz bağlantıların neredeyse 1 / 3'ü bağlantı metni biçiminde olmalıdır. Düşünürseniz, Google Penguin güncellemesiyle karşılaşabilirsiniz.
Size zarar verecek bağlantıları kaldırmalısınız
SEO çalışmalarından en iyi şekilde yararlanmak istiyorsanız, kesinlikle kötü amaçlı bağlantıları kaldırmayı denemelisiniz. Bu bağlantılar hiçbir koşulda çalışmaz. Bu nedenle, bağlantı profilinizi kontrol etmeli ve size zarar veren bağlantıları kaldırmalısınız.
.Ahrefs'deki bağlantı profilinizi kontrol ederek hangi bağlantıların düşük kalitede olduğunu kolayca öğrenebilirsiniz. Tüm bağlantılarınızı Site Gezgini> Etki Alanı Adı> Backlink Profili> Geri Bağlantılar'da görüntüleyebilir ve dışa aktarabilirsiniz. Burada tüm düşük kaliteli bağlantıların bağlantısını kesmelisiniz.
Her zaman rakiplerinizin bağlantılarını kontrol etmelisiniz
Bir site sizinle rekabet ederse, bir bağlantı almak en iyisidir.
Ahrefs Site Explorer aracı size çok yardımcı olur. Site Gezgini> Rakibinizin etki alanı adı> Backlink Profili> Geri Bağlantılar aracılığıyla rakibinizin bağlantılarını görüntüleyebilir ve inceleyebilirsiniz.
İsterseniz, rakibinizin yeni bağlantılarını takip etmek için bir alarm ayarlayabilirsiniz. Uyarılar> Geri Bağlantılar> Uyarı Ekle> Frekans Ayarla> Günlük / Haftalık / Aylık aracılığıyla kolayca alarm oluşturabilirsiniz. Rakibiniz yeni bir bağlantı aldığında bunu hemen fark edebilirsiniz.
Ahrefs Link Kesişim aracı bu konuda size yardımcı olacaktır. Araçlar> Bağlantı Kavşağı> Alan Adlarını Rekabet> Bağlantı Seçeneklerini Göster altında yeni bağlantı seçenekleri bulmayı deneyebilirsiniz.
Rakiplerinize bağlantı kaynakları sunan web siteleri bulmanız gerekir.
Bazı web siteleri neredeyse tüm rakiplerinize bağlanıyorsa, onlara göz atmalı ve kendiniz için faydalı bağlantılar bulmalısınız.
Her zaman rekabete bağlı yerler bulmanız gerekir.
Bir rakip sürekli olarak aynı yerden bağlantılar alırsa, bunu bir fırsata dönüştürebilirsiniz. Bu şekilde, rekabetinizin reklam kampanyalarını da öğrenebilirsiniz. Bu bağlantıları takip ederek benzer bir stratejiyle sürekli bağlantılar elde edebilirsiniz.
Bağlantınızdan paylaşılan bağlantıların çoğunu bulmalısınız
Rakibinizin web sitesinde çoğu bağlantıyı bulmak size birkaç bağlantı seçeneği sunar. Tek yapmanız gereken Ahrefs'in Site Explorer aracında siteyi kontrol etmek ve en çok bağlantı içeren sayfaları bulmaktır. Site Gezgini> Alan adı> Keşfet> Sayfalar> Bağlantılara göre en iyileri izleyerek bunu kolayca yapabilirsiniz.
Rakibinizin daha hassas ancak daha iyi içeriğinin bir kopyasını oluşturarak yeni bağlantı fırsatlarını başarıyla arayabilirsiniz. Hatta çeşitli bağlantıların boşa gittiğinden emin olabilirsiniz.
İlgi çekici bağlantı içeriği oluşturmalısınız
Önceki noktalarda, sürekli bir kaynak olarak aldığımız içerikten bahsetmiştik. Ancak, şimdi konuşacağımız faktör, etrafınızdaki bağlantıları çeken içerik bulmak yerine bu bağlantıyı çeken içerik oluşturabilmenizdir. Bu tür içerik yalnızca bu amaç için oluşturulur.
Infographics, verilerle oluşturulan haritalar, veri görselleştirmeleri, sektöre yönelik bir kaynak sayfası ve etkileşimli araçlar en ideal örneklerdir.
İnsanlar ilgilerini çeken konulardan her zaman memnun olur ve asla paylaşmayı bırakmaz. Bu nedenle, güzel içerik oluşturursanız, el ele gittiği konusunda en ufak bir şüpheniz olmamalıdır.
E-posta kampanyasına dikkat etmelisiniz.
Bağlantı almak istiyorsanız, e-posta kampanyaları en önemli fırsattır. İçerik yeni oluşturulduğunda, blog sahipleri muhtemelen içeriğe bağlanır. Anahtar kelimeniz için yeni içerik seçenekleri bulmak istiyorsanız, Ahrefs alarm işlevini kullanabilirsiniz.
Ahrefs> Mansiyonlar> Uyarı Ekle ile bir anahtar kelime uyarısı oluşturabilirsiniz. Dolayısıyla, bu anahtar kelimede içerik oluşturduğunuzda, hemen yeni içerik öğreneceksiniz.
Daha fazla kişiye ulaşmak istiyorsanız, kesinlikle e-posta pazarlama kampanyasını özelleştirmeyi seçmelisiniz. Bu, insanların e-postalarını açma olasılığını artırabilir.
BuzzStream'i kullanabilirsiniz
Normal bir e-posta hizmeti aracılığıyla küçük e-posta pazarlama kampanyaları yayınlayabilirsiniz. Ancak, daha büyük e-posta pazarlama kampanyaları için süreci biraz hızlandırmalısınız.
BuzzStream size yardımcı olacak en iyi yerlerden biridir. Bu araç ile sizi e-posta ile takip edecek insanlarla iletişim kurabilirsiniz. Bu araçla, e-postaların kullanıcılara çok daha hızlı ulaşmasını sağlayabilirsiniz.
En iyi içeriğinizi tekrar tekrar kullanmaktan çekinmeyin.
Her zaman en iyi içeriğinizi kullanabilirsiniz. Her zaman bir artı ekleyen bir infografiktir. Ancak, en iyi içeriğinizi farklı onay platformlarında görüntülemek size her zaman aynı avantajı sağlar. Kendi sitenize bağlantı verdiğiniz sürece, içerik kopyalama konusunda endişelenmenize gerek yoktur.
Wikipedia bağlantısı almanız gerekiyor
İnternet dünyasındaki herkes Wikipedia'nın ortamına bir bağlantı ekleme seçeneğine sahiptir. Buradan web sitenize bir bağlantı koyarak istediğiniz zaman ileri adım atabilirsiniz. Bir konuya içerik ekleyebilir ve bir konunun bağlantısı için web sitenize bir bağlantı alabilirsiniz. Bir kaynak olarak düşünceler sağlayabilir ve sonuç olarak sayfanıza olumlu bir puan verebilirsiniz.
.Soru-Cevap sitelerinde her zaman etkin olmalıdır
Farklı soru ve cevap sayfalarındaki soruları yanıtlayarak kendi siteniz için bir bağlantı alabilirsiniz. Soruyu cevaplayabilir ve aynı anda bir bağlantı alabilirsiniz, ancak sitenize trafik de çekebilirsiniz.
Fırsatları değerlendirmeden
Hakkınızda bir bölümden bahsedilirse, bu bölümleri bir bağlantıya dönüştürerek pozitif verimlilik elde edebilirsiniz. Bir bölümden bahsederseniz, söz konusu kişiyle hemen iletişime geçebilir ve bölüme bağlantı atayabilirsiniz. Sitenize trafik oluşturmak için bağlantıyı kullanabilirsiniz.
Bunun için Ahrefs alarm fonksiyonunu kullanabilirsiniz.
Uyarılar> Mansiyonlar> Uyarı Ekle> Marka Adı'na giderek basit bir alarm oluşturabilirsiniz. O zaman Ahreflerin isminizi verdiklerinde sizi bilgilendirmelerini sağlayabilirsiniz.
Konuk yazar olmalısınız
SEO önerileri ile ilgili makaleyi yazıp ziyaretçilerin yazarlarıyla ilgili bölümden bahsedersek değil. Konuk yazar durumunda, bu her zaman en yetkili web siteleri arasındaki en doğal yaklaşımlardan biridir. Ziyaretçi yazma fırsatlarından yararlanmaya çalışırken, önceliğiniz her zaman kaliteli olmalıdır. Web sitenize bağlantı oluşturmaya çalışırken bağlantı metnini fazla kullanmamaya dikkat etmelisiniz.
Telif hakkı fırsatlarını bağlantılara dönüştürmelisiniz
Tamamen sahip olduğunuz içeriği izniniz olmadan veya kendi bağlantınız olmadan kullanıyorsanız, bir fırsata dönüştürebilirsiniz. Bu tür içeriklerden bağlantılar almaya çalışmak kesinlikle iyi bir fikirdir. Bu işe yaramazsa, içeriğin kaldırılmasını isteyebilirsiniz. kabul etmeli
Dahili bağlantıları kullanmakta tereddüt etmemelisiniz. Web sitenizde oluşturduğunuz en iyi içeriğin öne çıkmasını istiyorsanız, web sitenizin farklı sayfalarında bu içeriğe bir bağlantı atayabilirsiniz. Bazen bunun tersini yaparak farklı sitelerin popülerliğini artırabilirsiniz. Bunu Google Search Console aracını kullanarak yapabilirsiniz.
Arama Trafiği> Arama Analizi bölümünde sayfaları arama durumuna ve konuma göre görüntüleyebilirsiniz. İlk sayfaya gitmek için onuncu satırın yakınındaki sayfalara birden fazla dahili bağlantı ekleyebilirsiniz.
Teknik SEO
İçerik, yerinde düzenleme stüdyoları ve tam bağlantı atamaları ile artık teknik tarafa göz atabilirsiniz. Bu teknik ayrıntılar, sitenizi tam olarak hazırlamak için kullanacağınız son bölümdür. Sitenizin performansını etkileyebilecek şeyleri her zaman kaldırmalısınız.
Bir içerik derecelendirmesi oluşturmalısınız
Sitenizin PageRank değerinin site genelinde dağıtıldığından emin olmalısınız. İdeal olarak, her sayfa web sitenizin ana sayfasının birkaç tıklaması içinde olmalıdır. Bu nedenle, tüm sayfalarınıza belirli bir noktadan erişilebilmeniz gerekir.
WWW değil WWW arasından seçim yapmalısınız
Birçok web sitesi bu konuda basit hatalar yapabilir. Google, web sitenizi anlamada çok fazla hata yapmaz, ancak yalnızca bir sürüm olduğundan emin olmanız gerekir. Örneğin, www.example.com ve example.com arasında seçim yapmanız gerekir. Her ikisini de kullanırsanız, içerik kopyalama sorunu yaşarsınız.
Her ikisi de sitenizde etkinse, birbirinize yönlendirmeyi düşünmelisiniz. WWW ve WWW olmayanlar arasında doğru seçimi yaptıktan sonra, kendi siteniz için standart belirledikten sonra daha fazla teknik çalışma yapabilirsiniz.
Kopyanın içeriğini savunmalısınız
Farklı sayfalardaki standart etiketleri kullanarak yinelenen içeriği kolayca kaldırabilirsiniz. Örneğin, bir e-ticaret siteniz var. Bu durumda, kanonik etiketler sizin için çok yararlıdır. Aynı içeriğe sahip birden fazla sayfanız varsa, birini varsayılan olarak ayarlamalı ve diğeri için standart etiketi kullanmalısınız.
Özel içeriği gizlemelisin
Googlebot ve diğer tarayıcılar, web sitenizdeki tüm içeriği ve bilgileri tarar. Gizli tutmak istediğiniz bilgileri arama motoru tarayıcılarından gizlemek için robots.txt dosyasını kullanabilirsiniz. Bunu yapmak için, önce robots.txt dosyasının nasıl kullanılacağını öğrenmeniz gerektiğini hatırlamanız gerekir.
Silinmiş içerik için 301 yönlendirmesi kullanılmalıdır
301 deyimini kullanarak kaldırılan eski içeriği yeni adresinize taşımalısınız. 301 deyimi, tüm bağlantı değerlerinin eskiden yeniye değiştirilmesini sağlar. WordPress kullanarak, eklenti yeniden yönlendirmesi ile çalışmanızı basitleştirebilirsiniz.
İçerik sunmak için CDN kullanmalısınız.
Birçok site bulunduğunuz yerdeki yerel sunucularda depolanır. Örneğin, Türkiye'de bir web sitesi oluşturulur, ancak web sitenizin açılış zamanı ABD kullanıcıları içindir. UU. ABD'deyseniz UU., Çok yavaş olacak. Bu sorunu çözmek için kesinlikle bir CDN kullanmalısınız.
Sitenize bir SSL sertifikası eklemeniz gerekiyor
Web sitenizi tamamen SSL olarak değiştirmelisiniz. Google, HTTPS'si olanlardan daha iyimserdir. Bu nedenle, bu her zaman bir sıralama faktörü olarak görülebilir. SSL eklemek istiyorsanız, ücretsiz alternatifler kullanabilirsiniz. Let's Encrypt gibi hizmetler size bu konuda yardımcı olabilir.
Olası dizin sorunları giderilmelidir
Google'ın web sitenizi dizine eklediğini doğrulamanız gerekir. Bunu Google gibi bir site olarak yapabilirsiniz: example.com. Buradaki sayı beklenenden fazla veya azsa, web sitenizde bir dizin sorunu olduğunu hemen anlayabilirsiniz.
Google'ın önerilerini dinlemelisiniz
Google, web sitesindeki sorunlar hakkında size bilgi sağlayabilir. Google Arama Konsolu'na giriş yapın ve web sitenizi buraya ekleyin.
Burada, sitenizi incelerken Tara> İzleme Hataları'na göz atarak sitenizde hangi hataların olduğunu görebilirsiniz.
Burada 404 hataları görürseniz, bunları 301 yönlendirmesi ile uygun yerlere yönlendirmiş olmanız gerekir.Burada ortaya çıkan hataları en iyi şekilde düzeltmeye çalışmalısınız. Ancak, Google'dan çeşitli HTML önerileri alabilirsiniz.
Google'ın web siteniz için önerilerini Arama Görünümü> HTML Geliştirmeleri'nde inceleyebilirsiniz. Tüm bu önerileri dikkate almalı ve uygun iyileştirmeleri yapmalısınız.
Bir site haritası göndermelisiniz
Tüm web sitenizin doğru bir şekilde Google'ın tarandığından emin olmak için bir site haritası göndermeniz gerekir. Tara> Site Haritaları'nı tıklayarak bu işi kolayca yapabilirsiniz. Google, Google'a sağladığı tüm bilgilerden memnun.
Bazen sitenizin tekrar taranması gerekir. Özellikle, içeriği güncellerseniz, Google tarafından sağlanan "Google Olarak Al" işlevini kullanmalı ve içeriğin tekrar tarandığından emin olmalısınız.
Bazı öneriler
SEO çalışmaları sadece onlar için değil. Öncekiler kadar önemli olan birkaç durum vardır. Onlar için önerileri istediğiniz zaman inceleyebilir ve ek verimlilik elde edebilirsiniz. Zayıf içeriklerden kurtulmalısınız
Google Panda algoritması, zayıf, düşük içerikli web sitelerini anında yakalama ve engelleme potansiyeline sahiptir. Sizin için daha kolay olanı yapmalısınız.
Bağlantıları görmek için web sitenizi kontrol etmelisiniz
Web sitenizi başkası devralırsa, çeşitli içeriğe otomatik bağlantılar eklenebilir. Bu bağlantılar her zaman arama motorunda düzgün çalışmanızı engeller. Sucuri'nin ücretsiz izleme aracını kullanarak sitenizi bu gibi durumlar için kontrol edebilirsiniz.
Her zaman arama trafiğini araştırmalısınız
Arama trafiği durumlarında trafik normal görünmüyorsa dikkatli olmalısınız. Böyle bir düşüş bulursanız, web siteniz algoritma güncellemesinden etkilenebilir. .
Daha sonra Baracuda Digital'in ücretsiz panguin aracını kullanarak algoritma güncellemelerini web sitelerinde kontrol edebilirsiniz. Siteniz algoritmalardan herhangi bir şekilde etkileniyorsa, bu araç size bunu gösterebilir.
Google bildirimlerini görmeniz ve incelemeniz gerekiyor
Trafik önemli ölçüde azalıyorsa Google'ın bildirimlerini kontrol edin. Google bunu herhangi bir şekilde yapmaya zorlarsa, Google Arama Konsolu aracılığıyla bilgilendirilirsiniz.
Derecelendirme sonrasında Google'ı cezalandıran ana faktörler şunlardır:
Son derece agresif link oluşturma politikaları Düşük kaliteli içerik Şüpheli bağlantılar Ziyaretçiler tarafından oluşturulan içerik Şema ayarlarının kötüye kullanılması
Derecelendirme sırasında Google tarafından verilen cezalar size bildirilecektir. Cezaya neden olan sorunu çözdükten sonra Google'ın web sitenizi tekrar incelemesini isteyebilirsiniz.
GSC ve GA bağlantısı kurulmalıdır
Metnimde verdiğim bilgiler çok değerli. Biraz dikkatle buraya konsantre olun. Google Analytics, piyasa değerlerini analiz ederken endüstri standartlarını karşılayabilen bir araçtır. Bu araçtan en iyi şekilde nasıl yararlanabileceğinizi öğrendikten sonra, site trafiğini artırmak için tüm seçenekleri görebileceksiniz.
Google Analytics genellikle "sağlanmadı" olarak tanımlanacak anahtar kelimeler sunar. Bu, sitenize hangi çağrıların geldiğini öğrenmenizi zorlaştırır. Bunun üstesinden gelmek için Google Search Console ve Google Analytics'in özelliklerini bağlamanız gerekir. Google Search Console arama sorgusu raporuna nasıl gideceğiniz aşağıda açıklanmıştır.
Garip yönlendirmeleri tanımlamalı ve bunlardan kurtulmalısınız Bahsettiğimiz bu garip yönlendirmeler, tam olarak garip adlara sahip web sitelerinden gelen ve genellikle herhangi bir anlam ifade etmeyen yönlendirmelerdir.
Bu tür web siteleri Google Analytics raporlarının yanlış olmasına neden olabilir. Bu verileri incelemeniz ve Google Analytics raporundan kaldırmanın yollarını aramanız yeterlidir. Etkinlik izlemeyi aktif olarak kullanmanız gerekir
Kullanıcıların web sitenizle nasıl etkileşime girdiğini kontrol etmek her zaman iyi bir fikirdir.
Bu amaçla Google Analytics'teki etkinlik izleme işlevini kullanabilirsiniz. Bu şekilde, kullanıcıların web sitenizle nasıl etkileşime girdiğini kolayca görebilirsiniz.
İçeriğin paylaşılmasını ve dağıtılmasını kolaylaştırmalıdır
Sosyal ağlar kesinlikle sıralamayı etkileyen bir platform değildir. Ancak, web sitenizin içeriğinin sosyal medya platformları aracılığıyla hızlı bir şekilde yayıldığından emin olmak için kullanabileceğiniz bir bölüm vardır. Bu hızlı yayılan içerik web sitesi trafiğini etkileyebilir.
Oluşturduğunuz içeriği her zaman sosyal medyada paylaşmalı ve içerikle etkileşimleri gözden geçirmelisiniz. Sosyal ağlarda ve web sitesindeki benzer öğelerde paylaşım için düğmelerden en iyi şekilde yararlanmalısınız. Açık Grafik meta verilerini kullanmaya çalışmalısınız. (Bu özellik, hepsi bir arada SEO paketi eklentisinde sosyal bir hedef olarak bulunur.) Tüm öğeleriniz için özel resimler oluşturmalısınız. Daha fazlasını keşfetmeye çalışmalısın
Bildiğiniz gibi, bu makale, olası SEO önerileri ve önerileri söz konusu olduğunda, SEO hakkında en önemli şeyin bilgi olduğunu söylemek zorunda olduğum anlamına gelir. SEO varsa, her zaman yeni bilgileri öğrenebileceğiniz birçok farklı şaşırtıcı kaynak vardır. Bu blog bunlardan sadece biri. Yeni SEO taktiklerini gözden geçirmeli veya oluşturmalısınız.
Algoritma güncellemelerini kontrol etmelisiniz
SEO alanında sürekli algoritma güncellemeleri olabilir. Bu algoritma güncellemelerini yakından izlemeli ve sitenizi etkileyebilecek güncellemeler üzerinde çalışmalısınız.
Kötü taktiklerden kaçınmalısınız
Uygulanabilir SEO ipuçları olarak konuşacağım başka bir bölüm, kötü taktiklerin her zaman sahtekarlıklarla dolu olmasına yol açmasıdır. SEO ciddi iş ve ciddiyet gerektiren bir parçadır. Her zaman web sitenize zarar verebilecek kötü taktiklerden uzak durmalısınız. Bir taktiğin hızlı sonuçlar üretmesi, bunun yararlı ve iyi olduğunu göstermez. Google öncekinden daha akıllı. Kötü taktikler kullanmak web sitenizin cezalandırılmasına yol açabilir.
Kırık bağlantı seçeneklerini kaçırmayın
Geçmişte çok değerli bir alan adının kullanılmadığını ve bu alan adının çok büyük kaynaklardan gelen yönlendirme bağlantıları içerdiğini düşünün. Bu kaynak, rakiplerinin web sitelerinden de bağlanabilir. Bu fırsatı kaçıracak mısınız?
Uygulanabilir SEO önerileri olarak size vereceğim tavsiye günceldir. Her gün sizin için en yararlı olabilecek içeriği oluşturuyorum. SEO ile ilgili sorularınız veya aklınızda bir şey varsa, SEO ile ilgili en yararlı bilgiler
submitted by emrecann150 to u/emrecann150 [link] [comments]


2020.04.16 09:31 emrecann150 Kesinlikle Uygulamanız Gereken SEO Önerileri

Uygulanabilir SEO önerileri ipuçlarına yazdığım kapsamlı içerikte, sizin için yararlı olacak birçok bilgi bulacaksınız. Bildiğiniz gibi, web sitenizin arama motorunda ilk olmak için yapacağınız iş çok önemlidir. SEO önerilerine ihtiyacınız varsa, doğru yere geldiniz. En iyi [SEO önerileri ](http://%3Ca%20title%3D%22seo%22%20href%3D%22https/tarzinburda.com/kesinlikle-uygulamaniz-gereken-seo-onerileri/%22%3eSEO%3c/a%3e) ipuçlarını içeren bu listeyi takip ederek web siteniz için en doğru ve güvenilir adımı atabilirsiniz. Arama motoru etkinliklerinden anahtar kelime araştırma bağlantıları oluşturmaya kadar en derin ayrıntılara erişebilirsiniz.
Seo Önerileri Ayrıntılı anahtar kelime araması
Doğru anahtar kelimeyi seçmelisiniz
Kullanıcıların genellikle anahtar kelime ararken Yaptıkları birkaç hata var. Birçok insanın anahtarları var kelimeleri yerleştiremez ve optimize edemez. Çok fazla anahtar kelime için çalışmaya çalışıyorsunuz. Ayrıca, yanlış anahtar kelime seçimi olabilir.
Bu tür bir hatanın oluşmasını istiyorsanız, genellikle her sayfa için yalnızca bir anahtar kelime kullanmaya çalışmalısınız. Geçerli anahtar kelimeyi bir sayfada bulmak istiyorsanız, sayfayı düşünün ve uygun şekilde seçin.
Google'ın sunduğu anahtar kelimeleri kullanmak her zaman daha iyidir. Belirli bir anahtar kelime için sonuç almak istiyorsanız, Google'ın istediği anahtar kelimeyi kullanmanız gerekir.
Arama amacı içermelidir
Bazen anahtar kelimeleri araştırdığınızda, bulacağınız çok çekici bir anahtar kelimeyle karşılaşırsınız. Bir anahtar kelimenin yüksek arama kalitesine sahip olması, hedef olarak kullanılabilecek bir anahtar kelime olduğu anlamına gelmez. Çünkü her zaman kasıtlı aramanın ne olduğunun farkında olarak hareket etmelisiniz.
Olası SEO önerileri için en büyük tavsiyem Google Analytics. Örneğin, Google Analytics'i aradığınızda, bunun harika bir anahtar kelime olduğunu düşünebilirsiniz.
Google Analytics'i kullanmaya odaklanırsanız, izlenecek anahtar kelimeyi bulabilmeniz için çok daha azının arandığını görürsünüz.
Her zaman az rekabet içeren anahtar kelimeler kullanmalısınız
Yeniden tasarlanmış ve izinleri düşük bir web siteniz varsa, rekabet gücü yüksek anahtar kelimeleri hedeflemek doğru değildir. Tabii ki, bu kelimeleri kovalayabilirsiniz, ancak başarı kolay değildir.
İlk önce daha az rekabetle kelimelerden geçmek her zaman daha iyidir. Bir anahtar kelimeyle zorluk seviyesini öğrenmek istiyorsanız, Ahrefs gibi çeşitli araçları kullanabilirsiniz. Örneğin, "arama motoru optimizasyonu" için bir analiz çalıştırabilirsiniz.
Rakiplerinizde bulunan anahtar kelimeleri kullanmalısınız
Rekabet ettiğiniz bir web sitesi varsa, web sitelerinizdeki anahtar kelimelere göz atarak ve bunları kendi web sitenizde kullanarak bir adım ileri gideceksiniz.
Ahrefs'i aradıktan sonra, organik anahtar kelime raporuna bir göz atın. Oraya ulaşmak için Site Gezgini> Rakip alanı adı> Organik Arama> Organik Anahtar Kelimeler'e gitmeniz gerekir. Burada rakibin ulaştığı tüm anahtar kelimeleri kolayca bulabilirsiniz.
[Rakiplerinize bakmalısınız](http://%3Ca%20title%3D%22rakip%20analizi%22%20href%3D%22%20%20https/tarzinburda.com/rakip-site-analizi-nasil-yapili%22%3erakip%20analizi/%3c/a%3e)
Rakiplerinizin anahtar kelimelerini sürekli olarak araştırarak ve inceleyerek her zaman rekabet avantajı elde edersiniz. Ahrefs veya Google tarafından sağlanan bildirim işlevini kullanmak yeterlidir.
Ahrefs'de Uyarılar> Yeni Anahtar Kelimeler> Uyarı Ekle> Rakip Alan Adı> Raporlama Sıklığını Ayarla> Ekle'ye giderek bir uyarı oluşturabilirsiniz.
Gerçek anahtar kelime trafiğini incelemelisiniz.
Anahtar kelimelerin her biri genellikle uzun bir sürümdür. Örneğin, "Anahtar kelime ara" uzun sürüm sorgusu kullanılarak "anahtar kelime araştırması" için bir sayfa da çağrılabilir. Buna dayanarak, bir anahtar kelimenin gerçek trafik potansiyelini göz önünde bulundurmanız gerekir.
Bir analiz aracı kullanarak anahtar kelime araştırması yaparken, bir anahtar kelimenin toplam arama hacmini göz önünde bulundurmalısınız. Örneğin, bu cildin 100.000 olduğunu düşünebilirsiniz. Ardından, söz konusu anahtar kelime için önce gelen anahtar kelime trafiğine bakmalısınız. Burada sayı 100.000'den fazla olacak. Çünkü söz konusu URL farklı anahtar kelimeleri içerecek şekilde yapılandırılmıştır.
Web sitenizdeki içerik hatalarını düzeltmeniz gerekiyor
Web sitenizdeki içerik boşluklarını tanımlar ve değerlendirirseniz, hangi anahtar kelimeleri vurabileceğinizi görürsünüz. Bunu yapmak için Ahrefs'in sunduğu "içerik boşlukları" işlevini kullanabilirsiniz.
Site Explorer> Alan Adı> Arama> Organik Arama> İçerik Boşlukları> Rakip Alan Adı> Anahtar Kelimeleri Göster'i izleyerek içerik eksikliklerinizi anında belirleyebilirsiniz.
Cevaplanacak soruları görmelisin
Soru ve cevaplardan oluşan web siteleri, içerik için yeni fikirler edinmek için her zaman çok ideal adreslerdir.
Bu anahtar kelimeleri bulmak için kapsamlı araştırmalar yapmanız gerekir. Bu amaçla, kendiniz için iyi bir şablon oluşturmalı ve araştırmaya başlamadan önce bulunan tüm anahtar kelimeleri kaydetmelisiniz.
Kullanıcıya hitap eden bir giriş yazmalısınız
Kullanıcı web sitenizin sonuçlarını tıkladıktan sonra, bunları her zaman web sitenizde tutmaya çalışmalısınız. Bunu yapmak için iyi yazılmış bir giriş bölümüne ihtiyacınız vardır. Okuyucuya makale hakkında bilgi vermek ve dikkatinizi odaklamak için girişinizi kesinlikle kısa tutmalısınız.
Bu kısım basit olmasına rağmen, şimdi açıklayacağım kısım biraz zor. Etkinleştirilen mesajlar buraya girilmelidir. Kullanıcı bu siteyi hareket ettiren bölümü aktif olarak okuyabilir ve bu sitede gezinebilir.
Web sitesinin içeriğinin, bir anahtar kelime etrafında gruplanan diğer anahtar kelimeler için çekici olduğundan emin olmalısınız. İçerik olarak, kullanıcının zihnindeki tüm sorulara cevap bulabilmelisiniz. Bunu yapmak için, siteye trafik oluşturan tüm anahtar kelimeleri tanımlamanız gerektiğini unutmayın.
İçeriğin kolay anlaşıldığından emin olmalısınız.
Kullanıcılar içeriğe eriştikten sonra büyük makale gruplarıyla yüzleşmek çok sıkıcıdır. Bu nedenle, kullanıcılara kolayca anlaşılabilir içerik sağlamanız gerekir.
Sitede SEO
Harika içerikler oluşturmak yeterli değildir. Google ve diğerleri için içeriği düzenlemeniz gerekir. Optimize edilmiş web siteniz düzgün çalışmıyorsa, en iyi içeriği kendiniz bulmakta zorlanırsınız. Bunun için WordPress kullanıyorsanız Yoast SEO eklentisini kullanmalısınız.
Başlıklarda anahtar kelimeler kullanmalısınız
Bu mümkün olduğunca SEO önerileri verebilir en değerli bilgilerden biridir. Başlıklarda anahtar kelime bulunmaması, sıralama şansınızın çok düşük olduğu anlamına gelir. Başlıklar ve sıralamalardaki anahtar kelimeler arasında ciddi bir bağlantı vardır. Bu nedenle, her web sitesinin içeriğindeki anahtar kelime başlığına özellikle dikkat etmelisiniz.
Meta açıklamadaki, H1 etiketindeki ve varsa H2 etiketindeki anahtar kelimeleri kullanmalısınız. Daha fazlasını yapmak, içeriği daha da optimize etmek anlamına gelir. Örneğin, bir blog yazısı hazırlarken, H1 etiketi genellikle başlığın kendisidir. Burada başka bir anahtar kelime kullanmaya çalışmamalısınız. Arama motorlarının çekebileceği başlıkları seçmelisiniz
Örneğin, üçüncü sıradaysanız ve tıklama almak istiyorsanız, arama motorlarını etkileyen başlıklar oluşturmanız gerekir. Başlıklarda sınırlı sayıda karakter olabilir, ancak yaratıcı olmaya ve etkileyici işler yapmaya çalışabilirsiniz.
Satın alma işlemine yaklaşmak için anahtar kelimeler kullanmalısınız
Bir e-ticaret web siteniz varsa, arama kullanıcılarının satın alma işlemini bilmesi çok önemlidir. Aynı zamanda, bu kısım en çok istediğiniz kısımdır. Kullanıcılar bir ürün aradığında, önce yorumları ve ürün bilgilerini gözden geçirmek isterler.
Ancak, bir ürün adıyla "Satın Al" anahtar kelimesini kullanan ziyaretçiler ürünü satın almak niyetindedir. Bu nedenle, başlıklarda "Satın Al" anahtar kelimesini kullanarak kullanıcıların satın alma işlemine dikkatini çekebilirsiniz.
Meta etiketleri doğru ve sitede kullanmalısınız
Meta etiketler, anahtar kelimelerin parçalarıdır. Arama motoru sonuç alanında belirli bir yeri vardır. Arama motoru sonuç sayfasında meta açıklamalar eksikse, tıklama oranı azalıyor demektir. Bu nedenle, meta açıklamaların yeterince uzun olmasına dikkat etmelisiniz.
Meta açıklamada içerik satmalısınız
Meta açıklamalar, arama motorunun arama sonuçları sayfasındaki en önemli yerlerden biridir. Çünkü burada web sitesinin içeriğini pazarlama şansınız var. Doğru ve etkileşimli bir meta açıklama yazdığınız sürece, arama motorunun arama sonuçları sayfasındaki tüm web sitelerinden öne çıkabilirsiniz.
İçerik önceliğine sahip olmalısınız
Web sitenizi ziyaret etmenizin ana nedeni ve nedeni içeriktir. Bu nedenle, içeriği her zaman ön planda olmalıdır. Bunu yapmanın birkaç yolunu bulmalısınız.
Çok fazla reklam eklememelisiniz. Reklamlar can sıkıcı. Web sitesinin içeriğinin, onu kullanarak kolayca tüketilebildiğinden emin olmalısınız. Sinir bozucu reklam pencerelerinden uzak durmalısınız. Dönüştürmek için ideal olmalarına rağmen ziyaretçileri rahatsız ediyorlar. Pop-up reklam pencerelerini mümkün olduğunca az kullanmalısınız. Mümkün olduğunca az sayfa düzeyinde reklam kullanmalısınız. Google bu tür reklamları beğenmez. Web sitenizde bu tür reklamlar varsa, bunları kullanırken çok dikkatli olmalısınız. Sitenizin tüm cihazlarda düzgün görünmesini sağlamalıdır
Siteniz tüm cihazlarda görünür olmalıdır. Bunu yapmak için web sitenizdeki mobil cihazlar için optimum optimizasyon çalışması yapmış olmanız gerekir. Web sitenizi Google'ın mobil uyumluluk araçlarıyla test etmeyi denemelisiniz..
Google Görseller'den trafik almanız gerekiyor
Gerçek SEO önerileri olarak, size görüntüyü asla hafife almadığını söyleyeceğim. Google Görseller bölümünde web siteniz için, özellikle e-Ticaret web siteleri için, düşündüğünüzden çok fazla trafik alabilirsiniz, çünkü insanlar bir şey ararken bu siteyi görmek isterler.
Web sitenizdeki tüm görüntülerin optimize edildiğinden emin olmanız gerekir. Kullanıcıların yüklenmesini beklediği resimlerden uzak durmalısınız. Bunlar web sitenize herhangi bir değer katmaz. Bunun yerine, web sitenizin kullanılabilirliği üzerinde olumsuz bir etkisi vardır.
Her zaman kısa URL'ler kullanmalısınız
İçerik yönetim sisteminiz buna izin veriyorsa, içeriğiniz için kısa, açıklayıcı URL'ler kullanmalısınız. Çünkü iyi görünüyorlar
oldukça iyi görünüyorlar, anahtar kelimelerle değer katıyorlar ve linkleri almak için faydalılar.
Tekrarlanan içeriğin mümkün olduğunca az olduğundan emin olmalısınız
Tekrarlanan içerik, her sayfada bulunan bir öğedir ve web sitesinde kullanılır. Genellikle e-ticaret sitelerinde kullanılırlar. Ürün envanter bilgileri ve ürün teslimat bilgileri gibi alanlar, bu tür öğeleri tanımlamak için ideal örneklerdir.
Google'ın bu konudaki konumu çok açık. Bir sayfada en az% 10 orijinal içerik bulunmalıdır. Bu oranda orijinal içeriğe sahip değilseniz, Panda'yı güncellemek web sitenizi bulmayı kolaylaştıracaktır.
Yerel trafik için adres bilgilerini kullanmalısınız.
Kendi site adres bilgilerinize kolayca erişilebilir olmalıdır. Bu aslında tüm siteler için geçerlidir, siz değil. Yerel trafiğe ihtiyacınız varsa, duyduğunuz adres bilgileri sizin için son derece önemlidir. Her sayfanın altında adres ve telefon numarası bilgilerini belirtmelisiniz. Kendinizi tanımayı kolaylaştırabilirsiniz.
Ticari marka olabilecek alanları seçmelisiniz
Alan adında anahtar kelime kullanmak çok güzel ve kullanışlıdır. Ancak, abartmak istediğiniz bir şey değildir. Optimizasyon çalışmalarının zemindeki etkisini görmek istiyorsanız, markalı bir alan adı kullanmayı denemelisiniz.
Örneğin, bu makalenin başlığının bir alan adı olmasını istiyorsanız
Seoonerler.com gibi bir şey oluşur. Bu son derece gereksiz. Çünkü kimse bu isimle siteye giriş yapmak istemiyor. Bunun yerine, seoonerileri.com gibi bir adres seçmek çok daha kesin olur.
Düşük tıklama oranına sahip anahtar kelimeler bulmalısınız
Arama analizi raporu, Google Arama Konsolu'nda sık kullanılan bir rapordur. Burada birkaç hızlı galibiyet bulabilirsiniz. Sıralamaya rağmen, düşük tıklama sonuçlarını kontrol ederek başlık ve meta açıklamalarda çeşitli değişiklikler yaparak tıklama oranlarını artırmayı düşünmelisiniz.
İçeriği düzenli olarak güncellemelisiniz
Eski içeriği güncellerken, her zaman yeni kalır. Bilgi olarak aktardığınız bilgilere kıyasla yeni bir konu hakkında konuşmaya devam ederseniz, bu konu hakkındaki görüşünüzü gösterir ve kullanıcı üzerinde olumlu bir izlenim bırakır, böylece içerik arama sonuçlarında daha sık görüntülenir. . Eski içeriği yeni bilgilerle güncel tutmaya istekli olmak, trafiğinizi önemli ölçüde artırabilir.
Bağlantı oluşturma
SEO söz konusu olduğunda, zamanınızın çoğunu bağlantılar oluşturmak için harcarsınız. Korkma, ben de geçerli SEO önerileri olarak size vereceğim önerilerinden bahsedeceğim. SEO alanındaki sıralama faktörlerini incelerseniz, bağlantıların önemini göreceksiniz.
Bozuk bağlantıları yapılandırmanız gerekiyor
Elinizde Ahrefs varsa, bunu yapmak kolaydır. Ahrefs Site Explorer aracını açmalı ve link review menüsünü kullanmalısınız. "Site Gezgini"> "Etki Alanı Adı"> "Sayfalar"> "Arama Bağlantıları"> "404 Bulunamadı" filtre yolunu izleyerek, sitenizdeki kopuk bağlantıları kolayca tanımlayabilir ve düzeltebilirsiniz.
Rakiplerinizin kırık bağlantılarını yakalamanız ve onları kar haline getirmeniz gerekiyor
Bu bölüm size garip gelebilir, ancak bu bölümde rakiplerinizin kırık bağlantılarını alabilir ve kendinize bir alternatif oluşturabilir ve bundan yararlanabilirsiniz.
Ahrefs sayesinde bunu kolayca yapabilirsiniz. Site Gezgini> rakibinizin alan adını> Keşfet> Bağlantılar> Bozuk'u takip etmeniz yeterlidir.
Trafiği çekebilecek bağlantılara odaklanmalısınız
Web sitenizden yararlanabileceğiniz en iyi bağlantılar, trafiği çekebilecek bağlantılardır. Web sitenize trafik çekebilir en iyi bağlantılar trafik oluşturan bağlantılar vardır. Bu tür bağlantılar sizi her zaman Google güncellemelerinden korur. Bunu yapmak için kapsamlı araştırmalar yapmanız gerekir. tabii ki
Ahrefs aracında, Site Explorer> Doğrulamak için İstenen URL> Genel Bakış'a gidin.
Bağlantı seviyesini değerlendirmelisiniz
"Takip et" bağlantıları web siteniz için çok daha iyi olsa da, Nofollow bağlantılarının genel web sitenize de katkıda bulunabileceğini lütfen unutmayın. SEO İpuçları ilgili bölümünde, sizin için işe yaramayacak bir şey söylemeyeceğim lütfen unutmayın. Buradaki tüm bilgiler sizin için tek bir harfle yararlıdır. Bağlantı profiliniz her iki türde de bağlantı içermelidir. Aldığınız bağlantıların kalitesine dikkat etmek yeterlidir.
Sahip olduğunuz bağlantı metni bağlantısı
Bağlantı metni bağlantıları arama sırası üzerindeki en büyük etkilerden biridir. Bir anahtar kelimedeki bağlantılar büyük bir etkiye sahiptir. Sahip olduğunuz bağlantıların neredeyse 1 / 3'ü bağlantı metni biçiminde olmalıdır. Düşünürseniz, Google Penguin güncellemesiyle karşılaşabilirsiniz.
Size zarar verecek bağlantıları kaldırmalısınız
SEO çalışmalarından en iyi şekilde yararlanmak istiyorsanız, kesinlikle kötü amaçlı bağlantıları kaldırmayı denemelisiniz. Bu bağlantılar hiçbir koşulda çalışmaz. Bu nedenle, bağlantı profilinizi kontrol etmeli ve size zarar veren bağlantıları kaldırmalısınız.
.Ahrefs'deki bağlantı profilinizi kontrol ederek hangi bağlantıların düşük kalitede olduğunu kolayca öğrenebilirsiniz. Tüm bağlantılarınızı Site Gezgini> Etki Alanı Adı> Backlink Profili> Geri Bağlantılar'da görüntüleyebilir ve dışa aktarabilirsiniz. Burada tüm düşük kaliteli bağlantıların bağlantısını kesmelisiniz.
Her zaman rakiplerinizin bağlantılarını kontrol etmelisiniz
Bir site sizinle rekabet ederse, bir bağlantı almak en iyisidir.
Ahrefs Site Explorer aracı size çok yardımcı olur. Site Gezgini> Rakibinizin etki alanı adı> Backlink Profili> Geri Bağlantılar aracılığıyla rakibinizin bağlantılarını görüntüleyebilir ve inceleyebilirsiniz.
İsterseniz, rakibinizin yeni bağlantılarını takip etmek için bir alarm ayarlayabilirsiniz. Uyarılar> Geri Bağlantılar> Uyarı Ekle> Frekans Ayarla> Günlük / Haftalık / Aylık aracılığıyla kolayca alarm oluşturabilirsiniz. Rakibiniz yeni bir bağlantı aldığında bunu hemen fark edebilirsiniz.
Ahrefs Link Kesişim aracı bu konuda size yardımcı olacaktır. Araçlar> Bağlantı Kavşağı> Alan Adlarını Rekabet> Bağlantı Seçeneklerini Göster altında yeni bağlantı seçenekleri bulmayı deneyebilirsiniz.
Rakiplerinize bağlantı kaynakları sunan web siteleri bulmanız gerekir.
Bazı web siteleri neredeyse tüm rakiplerinize bağlanıyorsa, onlara göz atmalı ve kendiniz için faydalı bağlantılar bulmalısınız.
Her zaman rekabete bağlı yerler bulmanız gerekir.
Bir rakip sürekli olarak aynı yerden bağlantılar alırsa, bunu bir fırsata dönüştürebilirsiniz. Bu şekilde, rekabetinizin reklam kampanyalarını da öğrenebilirsiniz. Bu bağlantıları takip ederek benzer bir stratejiyle sürekli bağlantılar elde edebilirsiniz.
Bağlantınızdan paylaşılan bağlantıların çoğunu bulmalısınız
Rakibinizin web sitesinde çoğu bağlantıyı bulmak size birkaç bağlantı seçeneği sunar. Tek yapmanız gereken Ahrefs'in Site Explorer aracında siteyi kontrol etmek ve en çok bağlantı içeren sayfaları bulmaktır. Site Gezgini> Alan adı> Keşfet> Sayfalar> Bağlantılara göre en iyileri izleyerek bunu kolayca yapabilirsiniz.
Rakibinizin daha hassas ancak daha iyi içeriğinin bir kopyasını oluşturarak yeni bağlantı fırsatlarını başarıyla arayabilirsiniz. Hatta çeşitli bağlantıların boşa gittiğinden emin olabilirsiniz.
İlgi çekici bağlantı içeriği oluşturmalısınız
Önceki noktalarda, sürekli bir kaynak olarak aldığımız içerikten bahsetmiştik. Ancak, şimdi konuşacağımız faktör, etrafınızdaki bağlantıları çeken içerik bulmak yerine bu bağlantıyı çeken içerik oluşturabilmenizdir. Bu tür içerik yalnızca bu amaç için oluşturulur.
Infographics, verilerle oluşturulan haritalar, veri görselleştirmeleri, sektöre yönelik bir kaynak sayfası ve etkileşimli araçlar en ideal örneklerdir.
İnsanlar ilgilerini çeken konulardan her zaman memnun olur ve asla paylaşmayı bırakmaz. Bu nedenle, güzel içerik oluşturursanız, el ele gittiği konusunda en ufak bir şüpheniz olmamalıdır.
E-posta kampanyasına dikkat etmelisiniz.
Bağlantı almak istiyorsanız, e-posta kampanyaları en önemli fırsattır. İçerik yeni oluşturulduğunda, blog sahipleri muhtemelen içeriğe bağlanır. Anahtar kelimeniz için yeni içerik seçenekleri bulmak istiyorsanız, Ahrefs alarm işlevini kullanabilirsiniz.
Ahrefs> Mansiyonlar> Uyarı Ekle ile bir anahtar kelime uyarısı oluşturabilirsiniz. Dolayısıyla, bu anahtar kelimede içerik oluşturduğunuzda, hemen yeni içerik öğreneceksiniz.
Daha fazla kişiye ulaşmak istiyorsanız, kesinlikle e-posta pazarlama kampanyasını özelleştirmeyi seçmelisiniz. Bu, insanların e-postalarını açma olasılığını artırabilir.
BuzzStream'i kullanabilirsiniz
Normal bir e-posta hizmeti aracılığıyla küçük e-posta pazarlama kampanyaları yayınlayabilirsiniz. Ancak, daha büyük e-posta pazarlama kampanyaları için süreci biraz hızlandırmalısınız.
BuzzStream size yardımcı olacak en iyi yerlerden biridir. Bu araç ile sizi e-posta ile takip edecek insanlarla iletişim kurabilirsiniz. Bu araçla, e-postaların kullanıcılara çok daha hızlı ulaşmasını sağlayabilirsiniz.
En iyi içeriğinizi tekrar tekrar kullanmaktan çekinmeyin.
Her zaman en iyi içeriğinizi kullanabilirsiniz. Her zaman bir artı ekleyen bir infografiktir. Ancak, en iyi içeriğinizi farklı onay platformlarında görüntülemek size her zaman aynı avantajı sağlar. Kendi sitenize bağlantı verdiğiniz sürece, içerik kopyalama konusunda endişelenmenize gerek yoktur.
Wikipedia bağlantısı almanız gerekiyor
İnternet dünyasındaki herkes Wikipedia'nın ortamına bir bağlantı ekleme seçeneğine sahiptir. Buradan web sitenize bir bağlantı koyarak istediğiniz zaman ileri adım atabilirsiniz. Bir konuya içerik ekleyebilir ve bir konunun bağlantısı için web sitenize bir bağlantı alabilirsiniz. Bir kaynak olarak düşünceler sağlayabilir ve sonuç olarak sayfanıza olumlu bir puan verebilirsiniz.
.Soru-Cevap sitelerinde her zaman etkin olmalıdır
Farklı soru ve cevap sayfalarındaki soruları yanıtlayarak kendi siteniz için bir bağlantı alabilirsiniz. Soruyu cevaplayabilir ve aynı anda bir bağlantı alabilirsiniz, ancak sitenize trafik de çekebilirsiniz.
Fırsatları değerlendirmeden
Hakkınızda bir bölümden bahsedilirse, bu bölümleri bir bağlantıya dönüştürerek pozitif verimlilik elde edebilirsiniz. Bir bölümden bahsederseniz, söz konusu kişiyle hemen iletişime geçebilir ve bölüme bağlantı atayabilirsiniz. Sitenize trafik oluşturmak için bağlantıyı kullanabilirsiniz.
Bunun için Ahrefs alarm fonksiyonunu kullanabilirsiniz.
Uyarılar> Mansiyonlar> Uyarı Ekle> Marka Adı'na giderek basit bir alarm oluşturabilirsiniz. O zaman Ahreflerin isminizi verdiklerinde sizi bilgilendirmelerini sağlayabilirsiniz.
Konuk yazar olmalısınız
SEO önerileri ile ilgili makaleyi yazıp ziyaretçilerin yazarlarıyla ilgili bölümden bahsedersek değil. Konuk yazar durumunda, bu her zaman en yetkili web siteleri arasındaki en doğal yaklaşımlardan biridir. Ziyaretçi yazma fırsatlarından yararlanmaya çalışırken, önceliğiniz her zaman kaliteli olmalıdır. Web sitenize bağlantı oluşturmaya çalışırken bağlantı metnini fazla kullanmamaya dikkat etmelisiniz.
Telif hakkı fırsatlarını bağlantılara dönüştürmelisiniz
Tamamen sahip olduğunuz içeriği izniniz olmadan veya kendi bağlantınız olmadan kullanıyorsanız, bir fırsata dönüştürebilirsiniz. Bu tür içeriklerden bağlantılar almaya çalışmak kesinlikle iyi bir fikirdir. Bu işe yaramazsa, içeriğin kaldırılmasını isteyebilirsiniz. kabul etmeli
Dahili bağlantıları kullanmakta tereddüt etmemelisiniz. Web sitenizde oluşturduğunuz en iyi içeriğin öne çıkmasını istiyorsanız, web sitenizin farklı sayfalarında bu içeriğe bir bağlantı atayabilirsiniz. Bazen bunun tersini yaparak farklı sitelerin popülerliğini artırabilirsiniz. Bunu Google Search Console aracını kullanarak yapabilirsiniz.
Arama Trafiği> Arama Analizi bölümünde sayfaları arama durumuna ve konuma göre görüntüleyebilirsiniz. İlk sayfaya gitmek için onuncu satırın yakınındaki sayfalara birden fazla dahili bağlantı ekleyebilirsiniz.
Teknik SEO
İçerik, yerinde düzenleme stüdyoları ve tam bağlantı atamaları ile artık teknik tarafa göz atabilirsiniz. Bu teknik ayrıntılar, sitenizi tam olarak hazırlamak için kullanacağınız son bölümdür. Sitenizin performansını etkileyebilecek şeyleri her zaman kaldırmalısınız.
Bir içerik derecelendirmesi oluşturmalısınız
Sitenizin PageRank değerinin site genelinde dağıtıldığından emin olmalısınız. İdeal olarak, her sayfa web sitenizin ana sayfasının birkaç tıklaması içinde olmalıdır. Bu nedenle, tüm sayfalarınıza belirli bir noktadan erişilebilmeniz gerekir.
WWW değil WWW arasından seçim yapmalısınız
Birçok web sitesi bu konuda basit hatalar yapabilir. Google, web sitenizi anlamada çok fazla hata yapmaz, ancak yalnızca bir sürüm olduğundan emin olmanız gerekir. Örneğin, www.example.com ve example.com arasında seçim yapmanız gerekir. Her ikisini de kullanırsanız, içerik kopyalama sorunu yaşarsınız.
Her ikisi de sitenizde etkinse, birbirinize yönlendirmeyi düşünmelisiniz. WWW ve WWW olmayanlar arasında doğru seçimi yaptıktan sonra, kendi siteniz için standart belirledikten sonra daha fazla teknik çalışma yapabilirsiniz.
Kopyanın içeriğini savunmalısınız
Farklı sayfalardaki standart etiketleri kullanarak yinelenen içeriği kolayca kaldırabilirsiniz. Örneğin, bir e-ticaret siteniz var. Bu durumda, kanonik etiketler sizin için çok yararlıdır. Aynı içeriğe sahip birden fazla sayfanız varsa, birini varsayılan olarak ayarlamalı ve diğeri için standart etiketi kullanmalısınız.
Özel içeriği gizlemelisin
Googlebot ve diğer tarayıcılar, web sitenizdeki tüm içeriği ve bilgileri tarar. Gizli tutmak istediğiniz bilgileri arama motoru tarayıcılarından gizlemek için robots.txt dosyasını kullanabilirsiniz. Bunu yapmak için, önce robots.txt dosyasının nasıl kullanılacağını öğrenmeniz gerektiğini hatırlamanız gerekir.
Silinmiş içerik için 301 yönlendirmesi kullanılmalıdır
301 deyimini kullanarak kaldırılan eski içeriği yeni adresinize taşımalısınız. 301 deyimi, tüm bağlantı değerlerinin eskiden yeniye değiştirilmesini sağlar. WordPress kullanarak, eklenti yeniden yönlendirmesi ile çalışmanızı basitleştirebilirsiniz.
İçerik sunmak için CDN kullanmalısınız.
Birçok site bulunduğunuz yerdeki yerel sunucularda depolanır. Örneğin, Türkiye'de bir web sitesi oluşturulur, ancak web sitenizin açılış zamanı ABD kullanıcıları içindir. UU. ABD'deyseniz UU., Çok yavaş olacak. Bu sorunu çözmek için kesinlikle bir CDN kullanmalısınız.
Sitenize bir SSL sertifikası eklemeniz gerekiyor
Web sitenizi tamamen SSL olarak değiştirmelisiniz. Google, HTTPS'si olanlardan daha iyimserdir. Bu nedenle, bu her zaman bir sıralama faktörü olarak görülebilir. SSL eklemek istiyorsanız, ücretsiz alternatifler kullanabilirsiniz. Let's Encrypt gibi hizmetler size bu konuda yardımcı olabilir.
Olası dizin sorunları giderilmelidir
Google'ın web sitenizi dizine eklediğini doğrulamanız gerekir. Bunu Google gibi bir site olarak yapabilirsiniz: example.com. Buradaki sayı beklenenden fazla veya azsa, web sitenizde bir dizin sorunu olduğunu hemen anlayabilirsiniz.
Google'ın önerilerini dinlemelisiniz
Google, web sitesindeki sorunlar hakkında size bilgi sağlayabilir. Google Arama Konsolu'na giriş yapın ve web sitenizi buraya ekleyin.
Burada, sitenizi incelerken Tara> İzleme Hataları'na göz atarak sitenizde hangi hataların olduğunu görebilirsiniz.
Burada 404 hataları görürseniz, bunları 301 yönlendirmesi ile uygun yerlere yönlendirmiş olmanız gerekir.Burada ortaya çıkan hataları en iyi şekilde düzeltmeye çalışmalısınız. Ancak, Google'dan çeşitli HTML önerileri alabilirsiniz.
Google'ın web siteniz için önerilerini Arama Görünümü> HTML Geliştirmeleri'nde inceleyebilirsiniz. Tüm bu önerileri dikkate almalı ve uygun iyileştirmeleri yapmalısınız.
Bir site haritası göndermelisiniz
Tüm web sitenizin doğru bir şekilde Google'ın tarandığından emin olmak için bir site haritası göndermeniz gerekir. Tara> Site Haritaları'nı tıklayarak bu işi kolayca yapabilirsiniz. Google, Google'a sağladığı tüm bilgilerden memnun.
Bazen sitenizin tekrar taranması gerekir. Özellikle, içeriği güncellerseniz, Google tarafından sağlanan "Google Olarak Al" işlevini kullanmalı ve içeriğin tekrar tarandığından emin olmalısınız.
Bazı öneriler
SEO çalışmaları sadece onlar için değil. Öncekiler kadar önemli olan birkaç durum vardır. Onlar için önerileri istediğiniz zaman inceleyebilir ve ek verimlilik elde edebilirsiniz. Zayıf içeriklerden kurtulmalısınız
Google Panda algoritması, zayıf, düşük içerikli web sitelerini anında yakalama ve engelleme potansiyeline sahiptir. Sizin için daha kolay olanı yapmalısınız.
Bağlantıları görmek için web sitenizi kontrol etmelisiniz
Web sitenizi başkası devralırsa, çeşitli içeriğe otomatik bağlantılar eklenebilir. Bu bağlantılar her zaman arama motorunda düzgün çalışmanızı engeller. Sucuri'nin ücretsiz izleme aracını kullanarak sitenizi bu gibi durumlar için kontrol edebilirsiniz.
Her zaman arama trafiğini araştırmalısınız
Arama trafiği durumlarında trafik normal görünmüyorsa dikkatli olmalısınız. Böyle bir düşüş bulursanız, web siteniz algoritma güncellemesinden etkilenebilir. .
Daha sonra Baracuda Digital'in ücretsiz panguin aracını kullanarak algoritma güncellemelerini web sitelerinde kontrol edebilirsiniz. Siteniz algoritmalardan herhangi bir şekilde etkileniyorsa, bu araç size bunu gösterebilir.
Google bildirimlerini görmeniz ve incelemeniz gerekiyor
Trafik önemli ölçüde azalıyorsa Google'ın bildirimlerini kontrol edin. Google bunu herhangi bir şekilde yapmaya zorlarsa, Google Arama Konsolu aracılığıyla bilgilendirilirsiniz.
Derecelendirme sonrasında Google'ı cezalandıran ana faktörler şunlardır:
Son derece agresif link oluşturma politikaları Düşük kaliteli içerik Şüpheli bağlantılar Ziyaretçiler tarafından oluşturulan içerik Şema ayarlarının kötüye kullanılması
Derecelendirme sırasında Google tarafından verilen cezalar size bildirilecektir. Cezaya neden olan sorunu çözdükten sonra Google'ın web sitenizi tekrar incelemesini isteyebilirsiniz.
GSC ve GA bağlantısı kurulmalıdır
Metnimde verdiğim bilgiler çok değerli. Biraz dikkatle buraya konsantre olun. Google Analytics, piyasa değerlerini analiz ederken endüstri standartlarını karşılayabilen bir araçtır. Bu araçtan en iyi şekilde nasıl yararlanabileceğinizi öğrendikten sonra, site trafiğini artırmak için tüm seçenekleri görebileceksiniz.
Google Analytics genellikle "sağlanmadı" olarak tanımlanacak anahtar kelimeler sunar. Bu, sitenize hangi çağrıların geldiğini öğrenmenizi zorlaştırır. Bunun üstesinden gelmek için Google Search Console ve Google Analytics'in özelliklerini bağlamanız gerekir. Google Search Console arama sorgusu raporuna nasıl gideceğiniz aşağıda açıklanmıştır.
Garip yönlendirmeleri tanımlamalı ve bunlardan kurtulmalısınız Bahsettiğimiz bu garip yönlendirmeler, tam olarak garip adlara sahip web sitelerinden gelen ve genellikle herhangi bir anlam ifade etmeyen yönlendirmelerdir.
Bu tür web siteleri Google Analytics raporlarının yanlış olmasına neden olabilir. Bu verileri incelemeniz ve Google Analytics raporundan kaldırmanın yollarını aramanız yeterlidir. Etkinlik izlemeyi aktif olarak kullanmanız gerekir
Kullanıcıların web sitenizle nasıl etkileşime girdiğini kontrol etmek her zaman iyi bir fikirdir.
Bu amaçla Google Analytics'teki etkinlik izleme işlevini kullanabilirsiniz. Bu şekilde, kullanıcıların web sitenizle nasıl etkileşime girdiğini kolayca görebilirsiniz.
İçeriğin paylaşılmasını ve dağıtılmasını kolaylaştırmalıdır
Sosyal ağlar kesinlikle sıralamayı etkileyen bir platform değildir. Ancak, web sitenizin içeriğinin sosyal medya platformları aracılığıyla hızlı bir şekilde yayıldığından emin olmak için kullanabileceğiniz bir bölüm vardır. Bu hızlı yayılan içerik web sitesi trafiğini etkileyebilir.
Oluşturduğunuz içeriği her zaman sosyal medyada paylaşmalı ve içerikle etkileşimleri gözden geçirmelisiniz. Sosyal ağlarda ve web sitesindeki benzer öğelerde paylaşım için düğmelerden en iyi şekilde yararlanmalısınız. Açık Grafik meta verilerini kullanmaya çalışmalısınız. (Bu özellik, hepsi bir arada SEO paketi eklentisinde sosyal bir hedef olarak bulunur.) Tüm öğeleriniz için özel resimler oluşturmalısınız. Daha fazlasını keşfetmeye çalışmalısın
Bildiğiniz gibi, bu makale, olası SEO önerileri ve önerileri söz konusu olduğunda, SEO hakkında en önemli şeyin bilgi olduğunu söylemek zorunda olduğum anlamına gelir. SEO varsa, her zaman yeni bilgileri öğrenebileceğiniz birçok farklı şaşırtıcı kaynak vardır. Bu blog bunlardan sadece biri. Yeni SEO taktiklerini gözden geçirmeli veya oluşturmalısınız.
Algoritma güncellemelerini kontrol etmelisiniz
SEO alanında sürekli algoritma güncellemeleri olabilir. Bu algoritma güncellemelerini yakından izlemeli ve sitenizi etkileyebilecek güncellemeler üzerinde çalışmalısınız.
Kötü taktiklerden kaçınmalısınız
Uygulanabilir SEO ipuçları olarak konuşacağım başka bir bölüm, kötü taktiklerin her zaman sahtekarlıklarla dolu olmasına yol açmasıdır. SEO ciddi iş ve ciddiyet gerektiren bir parçadır. Her zaman web sitenize zarar verebilecek kötü taktiklerden uzak durmalısınız. Bir taktiğin hızlı sonuçlar üretmesi, bunun yararlı ve iyi olduğunu göstermez. Google öncekinden daha akıllı. Kötü taktikler kullanmak web sitenizin cezalandırılmasına yol açabilir.
Kırık bağlantı seçeneklerini kaçırmayın
Geçmişte çok değerli bir alan adının kullanılmadığını ve bu alan adının çok büyük kaynaklardan gelen yönlendirme bağlantıları içerdiğini düşünün. Bu kaynak, rakiplerinin web sitelerinden de bağlanabilir. Bu fırsatı kaçıracak mısınız?
Uygulanabilir SEO önerileri olarak size vereceğim tavsiye günceldir. Her gün sizin için en yararlı olabilecek içeriği oluşturuyorum. SEO ile ilgili sorularınız veya aklınızda bir şey varsa, SEO ile ilgili en yararlı bilgiler
submitted by emrecann150 to blogs [link] [comments]


2020.03.10 21:05 karanotlar Neopatrimonyal liderler çağı ve demokrasi

Cemal Tunçdemir
Demokrasiyi kullanarak iktidara gelmiş devlet başkanının, yolsuzlukları, baskıları, suistimalleri, anayasal çizgileri aşması yaptırımsız kaldıkça, bunlar normale dönüşüyor...
Foreign Affairs dergisinin yayın yönetmeni Gideon Rose, derginin 2019 Eylül/Ekim sayısındaki başyazısında, son 100 yılda lider tipi döngüsünü şu şekilde sınıflandırıyor:
"1920'lerin toy Demokrat liderlerini, 1930'lar ve 40'ların faşist diktatörleri izledi. 1950'ler ve 60'lar milliyetçi liderlerin dönemiydi. 1970'lerin jerontokratlarından (ihtiyar kurtlar) sonra 1980'ler ve 1990'lar yeniden acemi demokratların dönemi oldu. Bugünlerde diktatör liderlere geri dönmüş görünüyoruz."
Elbette ki bu döngüyü bütün dünyaya genelleştirmek de veya tüm ülkeler için kaçınılamaz bir kader olarak görmek de çok yanıltıcı olur. Ama birçok demokrasinin 2010'lu yıllarda ürettiği otokrat liderlerin birbirlerine benzerlikleri de dikkat çekici bir gerçek.
Bunun, ideolojik veya kültürel bir benzerlik olmadığı açık. Aksine, bu alanlarda tam bir çoğulculuğa sahip oldukları son 10 yılda görüldü. Kapitalist liberteryan beyaz ırkçısı Trump'tan, solcu siyahi Jacob Zuma'ya, Anglo Sakson muhafazakar Boris Johnson'dan Ortodoks 'çar' Putin'e, Katolik solcu Duterte'den, Katolik sağcı Jair Bolsonaro'ya, Nazi grupların favorisi Hristiyancı Orban'dan, Yahudi milliyetçisi Netanyahu'ya, Latin dünyasının Bolivar'ı olma heveslisi solcu Latin devlet başkanlarından, Müslüman dünyasının halifesi olma heveslisi Ortadoğu liderlerine, Hindu Modi'den Pakistani popülist Imran Khan'a, Katolik muhafazakar Jarosław Kaczyński'den ateist Miloš Zeman'a ve daha birçok 'seçimle' başa gelmiş lidere kadar isimleri birleştiren şeyin bir ideoloji veya tek bir kültür olduğunu söylemek imkansız.
Elbette ülkedeki "tek otorite, tek adam" olma hevesleri en ortak özellikleri. Hepsi tam anlamıyla henüz diktatörlüklerini kuramamışsa da, 'Türkmenistan devlet başkanı gibi olmak' hepsinin kızıl elması.
Bu neo-diktatörleri veya dikta heveslilerini, diktatör denince akla gelen ilk isimler olan, Stalin, Hitler ve Mussolini gibi 20'nci yüzyıl diktatörlerinden ayıran bir özellikleri var.
Bu yeni dalgada ideoloji de, politik gaye de, kutsal dava da, 'milli mesele' de tek: Liderin şahsı. O şahsın mutlak iktidarını tesis etmek ve onu ömrü boyunca o koltukta tutmak…
20'nci yüzyıl diktatörlükleri çoğunlukla 'korporatist' diktatörlüklerdi. Bir ideolojik yaklaşımın, ırkçı bakışın, etrafında kümelenmiş bir bürokratik yapının, partinin, kadronun diktatörlüğüydü. Günümüzdeki dalganın liderleri de, henüz mutlak iktidar yolunun başındayken korporatist stratejiler izliyor elbette. Bir sosyal kesime, bir ideolojik yaklaşıma, bir politik gruba veya partiye dayanıyorlar. Mutlak iktidara ulaştıktan sonra da kendi etraflarında sözde 'milli birlik' tesis etmek için bir takım dini hamasi söylemleri ve vurguları sıklıkla kullanmaya da devam ediyorlar.
Örneğin bu liderlerin istisnasız hepsi politik davalarını, 'elitlere karşı milletin hakiki evlatlarının mücadelesinin temsilcisi olmak' gibi müphem bir yaklaşıma indirgiyor. Bu müphemiyet sayesinde, hayatı sefahat ve israfın geçit töreni olan milyarder Donald Trump, iki yıl öncesine kadar garsonluk yaparak hayatını kazanan solcu politikacı Alexandria Ocasio-Cortez'e 'elit' damgasını kolayca vurabiliyor. Destekçileri de, peşinden gittikleri 'tarihi' liderin, "milletin hakiki evladı sizsiniz. Sizin dışınızdaki herkes vatan haini, dinimizin düşmanı, ekmeğimizin düşmanı. Bu ülkeyi sömürmek ve bu milleti dejenere etmek isteyen küresel güçlerin piyonu" telkinine kolayca kanabilecek bir sığlık ve paranoyanın pençesinde. Evrende olan biten her şeyi kendileri ile ilgili veya kendilerine karşı bir komplonun parçası zannedecek kadar dünyadan habersiz, eğitim ve kitap okuma ortalaması son derece düşük kitleler bu saçmalığa kolayca inanıp, ülke nüfuslarının en az yarısını yok edilmesi veya en azından ezilinceye kadar savaşılması gereken düşman görüyor. Kansas'ta, Alabama'da, Georgia'da hararetli bir Trump destekçisi ile konuştuğunuzda, sizin 'büyük resmi görmekten aciz kandırılmış bir insan olduğunuzu' büyük bir özgüvenle yüzünüze vuracaktır. Kendisi tam açıklayamasa da, dünyada perde arkasında ABD karşıtı küresel dış güçlerin büyük oyunları dönmektedir. Ve Trump bu oyunların önündeki tek engeldir. New York'u, Los Angeles'ı, Boston'ı, San Francisco'yu, Chicago'yu, yani gerçekte Amerika'yı Amerika yapan şehirleri hem de Amerikan milliyetçiliği adına nasıl düşman gördüklerine hayretle tanık olabilirsiniz.
Fakat, destekçisi yığınların aksine liderler, ağızlarından çıkan bu hamasi, coşkulu sözlerin gerçekliğiyle çok ilgili değiller. Hayatta samimiyetle ilgilendikleri tek gerçek, kişisel iktidarlarının devamı. Hem de hayatları boyunca devamı…
Bunun için de neredeyse tamamı, liderliklerini, ülkelerinin ikbali ile özdeşleştiriyorlar. Onlar başta oldukça ülke var olacak, onlar liderlikten giderse ülke çökecek ve düşmanlara yeniden yem olacak. Lider, kaderin, ülke için seçtiği, alternatifi olmayan tek kişidir.
Game of Thrones dizisinde krallığın istihbarat yetkilisi Lord Varys, diziyi başından sonuna kadar seyretmemin en önemli nedeni olan ve Peter Dinklage'ın muazzam bir oyunculukla canlandırdığı Tyrion Lannister karakteri ile bir dertleşmesinde, "Bütün ömrüm farklı tiranlara hizmetle geçti. Hepsi, kendisini, kaderin seçtiği ve özel bir rol yüklediği özel şahsiyetler olarak görüyordu" diye yakınıp sözü o günlerde hizmetinde olduğu Kraliçe Daenerys'e getirir: "O da kendisini, hepimizi kurtarmaya gelmiş özel biri olduğuna inandırmış". Lord Lannister, dostunun endişesini abartılı bulur. Çünkü çok yakından tanıdığı, ezilenlere duyarlı olduğuna defalarca tanık olduğu Kraliçe Daenerys'in diğer tiranlardan farklı olduğuna gerçekten inanmaktadır. Ta ki, Daenerys'in iktidarı için binlerce sivili tereddütsüz yok edişinden sonra, cesetler ve enkaz üzerinde yaptığı zafer konuşmasında, bunun daha başlangıç olduğu ve yoluna çıkan herkesi böyle ezeceği ilanını dinleyinceye kadar... Tyrion Lannister, problemin, liderin kim olduğunda değil, kim olursa olsun fark etmez, tek bir insanın, karşı konulamaz, denetlenemez, sorgulanamaz böylesi bir güce sahip olmasından kaynaklandığını anlar ama artık çok geçtir.
Demokrasinim günümüzde ürettiği otokrat liderlerin bir çoğu, kişisel kariyeri ile ülke çoğunluğunun mensubu olduğu dinin akıbetini de özdeşleştirmiş halde. 'Dinin yaşayan son kalesi' oldukları, propaganda kampanyalarının asli iddialarından biri. Lider iktidarından olursa, bu sadece ülkenin değil, mensubu oldukları dinin de sonu olacak.
Uzun yıllar Moskova'da gazetecilik yapan Susan Glasser, Putin'in kendisini, Rusya'nın birkaç yüzyıllık makus talihini değiştirip yeniden cihanın emperyal hakimi yapacak 21'nci yüzyılın 'Çar Petro'su olarak sunduğuna dikkat çekiyor. Dünyanın önemli bir kısmınca 'Deli Petro' ve Ruslarca 'Büyük Petro' olarak isimlendirilen Çar Birinci Petro'ya atıfla... Putin, fiziksel ve liderlik olarak sürekli güç ve maçoluk gösterisi yapmaya fetiş düzeyinde düşkünlüğü, "Ortodoksi-Otokrasi-Rusçuluk" üçlemesine dayalı kadim çarlık doktrini iddialı yönetimi ile, modern bir demokrasinin sorumlu ve hesap sorulabilir devlet yöneticisi olmaktan çok, kimsenin hesap soramayacağı bir çar, ülkeye ait her şeyi veya konumu istediğine bahşedebilen bir hükümdar havasında.
Kişilik olarak, hayatı boyunca bir karikatürden fazlası olmasına imkan vermemiş eksik donanımına rağmen Trump da, kendisini sorgulanamaz, eleştirilemez kılacak böylesi bir tarihi rolü inşa etmeye çalışıyor. Evanjelist destekçileri, Donald Trump'ın İncil'de bahsedilen Büyük Kral Kiros olduğuna inandıklarını birkaç yıldır dile getiriyorlardı. Trump kendisi de artık Twitter'dan bu koroya katılıyor. 2008 seçiminde Liberteryan Partinin başkan adayı da olan aşırı sağcı Wayne Allyn Root'un 2019 Ağustos ayında attığı ve Trump'ı, "Tanrının (İsa'nın) yeryüzüne ikinci gelişi" olarak nitelediği sözlerini teşekkür ederek Tweetleyen Trump aynı günkü bir başka açıklamada da, kendisinin "Tanrı tarafından gönderilmesi beklenen kişi" olduğunu söylemekten çekinmeyecekti. Destekçileri de artık, "Trump'a muhalefetin, Tanrıya muhalefet olduğunu" açıkça savunacak kadar rahatlar bu konuda.
2000'lerin başında, Avrupa'nın yükselen yıldızı Macaristan'da iktidara gelip, birkaç yılda yeniden içe kapanık, ekonomisi gerileyen, otoriter bir doğu Avrupa ülkesine dönüştüren Viktor Orban, kendisini, “Hristiyan Avrupa'nın son umudu” olarak görüyor. Orban düşerse Macaristan düşer, Macaristan düşerse Hristiyanlık düşer. Orban, "Hristiyanlığın bugün dünyanın en mazlum inancı olduğu ve dünyada en fazla zulme maruz kalan din olduğu gerçeğinin", Avrupa Birliği ve "solcu liberal ikiyüzlülerce" görülmediğini savunuyor. Kendisinin 'dünya mazlumlarının en büyük sesi' olduğunu iddia ediyor. Orban, yönetiminin ana görevini, "Macaristan'ın ve Avrupa'nın Hristiyan kültürünü korumak" olarak tanımlıyor. Konuşmalarında yüzlerce kez, dünyadaki en büyük tehdidin de İslam ve Müslümanlar olduğunu belirtti. Buna rağmen, yaşadığımız tuhaf zamanların bir ironisi olarak İslamcı otoriter liderleri arasındaki dostları, Hristiyan nüfuslu ülkelerin liderleri arasındaki dostlarından çok daha fazla.
İngiltere'de iktidardaki muhafazakar parti üzerinde etkili bir güce dönüşmüş Brexit hareketinin lideri Nigel Farage, Hristiyanlığın, İngiltere'nin geleceğinin en önemli parçası olduğunu belirttiği konuşmasında, "Birleşik Krallık bir Hristiyan devletidir. Devletin her kademede bütün kurumları Hristiyanlığa göre konumlanmalı. Diğer partiler, dinimizi marjinalize ediyor. Bir tek biz savunuyoruz. Her politikamızı Hristiyan değerlerimize göre yapacağız" beyanında bulunuyor.
Brezilya devlet başkanı Jair Bolsonaro, seçildikten hemen sonra, Bolsanoro'yu 'Allah'ın iradesinin tecellisi' ilan eden ve seçimi 'Kutsal Haçlı Seferi' diye niteleyen muhafazakar yorumcu Filipe Martins'i başdanışmanı olarak atadı. Bolsonaro da, tıpkı, Trump, Orban, Avrupa aşırı sağı ve Putin gibi modern çağın birbirini denetleyen kurumlar üzerine kurulu devlet anlayışından hazzetmiyor ve Orta Çağ Avrupasına ayrı bir bağlılığa sahip. Kendi meşruiyetini de bunun üzerine kuruyor. 2018 Eylül ayında, "Bu laik devlet hikayesine artık yer yok, Brezilya bir Hristiyan devlettir" diye konuşacaktı. Laiklik, "küresel güçlerin Brezilyayı yozlaştırma ve kimliğini yok etme çabasının" bir ürünüydü. Seçim kampanyası sloganı ise, Nazilerin, "Her şeyden önce Almanya" sloganının farklı versiyonu olan "Her şeyden önce Brezilya, Her şeyden üstte Tanrı" şeklindeydi. Doğal olarak Bolsonaro'nun Brezilyası da Trump'ın hayalindeki Amerika gibi, vatandaş olan herkesin değil, 'milletin hakiki evlatları' dediği mevhum 'beyaz' bir kitlenin ülkesi... Nitekim Bolsonaro, Campina Grande'deki seçim mitinginde, "Milletin Brezilyasını inşa edeceğiz. Azınlık çoğunluğa tabi olmalı. Ya buna uyarlar veya defolup giderler" şeklinde konuşacaktı. Azınlık dedikleri ise, kıtanın gerçek yerlisi olan Kızılderili kabileleri, yüzyıllar önce Brezilya'ya zorla getirilmiş ve Brezilyayı Brezilya yapan kölelerin çocukları ile, bu politik saçmalığın nasıl küresel bir salgın olduğunu görecek kadar dünyayı takip eden eğitimli kentli Brezilyalılardı. Bu azınlıklar, ülkeyi yöneten güçler değildi. Hiç olmadılar. 'Tabi olmaktan' kastı, bu azınlıkların kamusal alandaki görünürlüklerini bırakması...
Hindistan'da ise Bollywood aktörü Rajinikanth Chennai, Keşmir'i ilhak politikasını çok beğendiği başbakan Narendra Modi'yi geçtiğimiz Ağustos ayında, Hindu tanrısı "Krişna'nın yeniden tecellisi" olarak vasıflandıracaktı. 65'nci doğum gününde ise Modi'ye bir başka Hindu tanrısı Vişnu'nun avatarı olarak ibadet edildi. Hindistan genelinde birçok Hindu tapınağına Modi'nin ikonaları da dua edilecek tanrı heykeli olarak yerleştiriliyor. Modi'ye karşı çıkmak artık Hindu tanrılarına karşı çıkmak olarak lanse ediliyor. İktidardaki Hindistan Millet Partisinin(BJP) birçok yöneticisi son bir yılda değişik açıklamalarında Modi'ye dini ve ilahi ünvanlar atfettiler. Hindu dincisi ve milliyetçi tabanı Modi'yi, "Akhand Baharat (Bölünmemiş Hindistan)" idealini nihayet gerçekleştirecek bir tanrı reenkarnasyonu olarak görüyor. Akhand Baharat, bugünkü Afganistan ve Pakistan'dan Bangladeş'e, Myanmar ve Nepal'den Sri Lanka'ya bütün alt kıtayı Hindu dini kimliğinin bölünmez vatanı olarak görüyor. Müslüman ve Hristiyan Hindistanlıların ise Ortadoğu'ya gitmesi gerektiğini savunuyor.
İsrail'de Netanyahu son iki seçim kampanyası boyunca kendisini "Yahudiliğin son umudu" ve İsrail'in "vazgeçilemez lideri" olarak sundu. Kendisi de birçok destekçisi de, "O düşerse İsrail de, Yahudilik de düşer" savında. Tıpkı Modi, Orban, Trump, Bolsonaro ve diğer birçok popülist lider gibi 'laik devlet'i İsrail'in önünde bir engel olarak görecek kadar aşırı sağa savrulmuş durumda. Tıpkı Trump gibi, inançlı bir yaşamı olmaktan çok uzak olduğu halde, tıpkı Trump gibi iktidarını pekiştirmek için, İsrail'i açık bir teokrasiye dönüştürmek isteyen fanatik dincilerle seçim ittifakları kurmaktan çekinmedi. Netanyahu'nun muhalifi olan Yahudi çoğunluğun payına ise, 'özünden nefret eden Yahudi' suçlamasından başlayıp, "İsrail'in ve Yahudiliğin düşmanı" ve "din-vatan hainliğine" uzanan bir yelpazede yaftalar düşüyor.
Neopatrimonyalizmin doğuşu
Demokrasilerin ürettiği bu yeni dalga otoriterler ve popülist liderler, yepyeni bir durumla karşı kaşıya olduğumuz anlamına gelmiyor. Bazı politik bilimcilere göre, aslında tarih kadar eski bir yönetim tarzının, yani 'patrimonyalizm'in modern versiyonu ile karşı karşıyayız.
Patrimonyalizm, Max Weber'in 1922 tarihli Ekonomi ve Toplum çalışmasında literatüre kazandırdığı bir kavram. Patrimonyal düzende lider, otoritesini, tepesinde kendisinin olduğu bir kişisel çıkar ağı kurarak yürütür. Liderin altındaki çarkın dişlilerinin sadakati, liderin, onlara sunduğu ihsanlarla (toprak, kamu ihaleleri, makam, yolsuzluklarına, suistimal, suçlarına göz yumulması vs) sağlanır.
Politik bilimci Nathan Quimpo, patrimonyalizmi, 'hükümdarın, kamusal olan ile şahsi olanı ayırt etmediği ve devletin bütün imkanlarını, işlerini, şahsi imkanı ve işi gibi gördüğü yönetim' olarak tanımlıyor. Patrimonyal düzende devlet başkanı, kişisel cüzdanı ile hazine arasında hiç bir fark görmez. Hazineyi kendi kişisel lüks giderleri, siyasi ve kariyer çıkarları için rahatça ve çekincesiz kullanabilir. Bu bakış, lidere sadık bütün devlet kadrosu için de aynen geçerlidir. En küçük ilçedeki yetkiliye kadar kimse, şahsi cüzdanı ile emrindeki kamu imkanları arasında bir fark görmez. Normal bir demokraside yolsuzluk, suistimal, zimmet, rüşvet olarak görülecek her şey, yaygın ve olağan bir uygulamaya dönüşür.
ABD'deki en kıdemli Sovyet uzmanlarından biri olan Profesör Richard Pipes ise, patrimonyalizmi, 'egemenlik hakkı ile sahiplik hakkının farkları anlaşılmayacak kadar iç içe geçtiği, politik yetkilerin bir işyerinin sahibinin kendi işyerinde yetkilerini kullanması gibi kullanıldığı düzen' olarak tanımlıyor.
Ağalık da dar alanda bir patrimonyal yönetim şeklidir. Ağa ve ailesi, kutsaldır, dokunulmazdır, liderlikleri tartışılmazdır. Aşiret üyeleri, bütün emekleri, konumları, toprakları ve malları ile ağaya aittir. Ağa, köylülerin emekleriyle ürettiğini istediğine verir, istediğinden alır. Ağanın keyfiyetini sorgulamak en hafif tabirle, onun verdiği rızka "nankörlük", en ağır haliyle aşirete ihanettir. Ağalığın daha geniş alandaki formu sultanlıktır. Ki zaten Weber, bir başka yerde patrimonyal yönetime 'sultanizm' de der.
İşte, 'neopatrimonyalizm' kavramının doğmasının sebebi de budur. Sosyolog Shmuel Eisenstadt, 1973 yılında yazdığı bir makalede, geçmişteki feodal beyler, krallar, padişahlar, sultanlar, ağaların geleneksel patrimonyalizmini, normalde böyle davranmanın anayasal suç olması gereken modern demokrasilerdeki patrimonyalizmden ayırmak için, bu ifadeyi kullanacaktı.
Neopatrimonyalizm, literatüre güçlü şekilde 1980'li yıllarda girdi. Afrika'nın kolonyalist güçlerden bağımsızlıklarını yeni kazanmış birçok genç devletinde 'seçimlerle' ortaya çıkan lider kuşağının ortak özelliklerinin politik bilimcilerin dikkatini çektiği dönemde (Sonraki onyılda genç Afrika 'demokrasilerine' bu konuda, Sovyet despotizminden kurtulup "demokrasi nimetiyle" tanışan Orta Asya ülkeleri de katılacaktı).
Afrika'daki yönetimler konusunda dünyada en yetkin politik bilimcilerden biri olan Michael Bratton ile Cornell Üniversitesi politik bilim profesörü Nicolas van de Walle'nin 1994 yılında yayınladıkları ünlü makale, Afrika'nın otoriter liderlerinin temel karakteristiğini 'neopatrimonyalizm' olarak adlandıracaktı.
Van de Walle ile Bratton makalelerinde, "Neopatrimonyal rejimde lider, otoritesini, patronaj düzeni aracılığıyla sürdürür, ideoloji veya mevzuata dayanarak değil" diye yazdılar ve eklediler, "Bu rejimde yönetim hakkı bir şahsındır, bir makamın değil".
Bu iki politik bilimcinin tanımladıkları neopatrimonyal düzende, politik ve bürokratik kadroları, anayasal düzen kültürü değil, bir şahsa sadakat ve sosyal statüsünün o şahsın liderlikte kalmasına bağımlılık haleti yönlendirir. Bu düzende, devlet kadroları için başta anayasa olmak üzere mevzuatın ve anayasal kurumsal yapının hiçbir önemi yoktur. Hepsi göstermeliktir. Parlamentodan, yargıya, ordudan polis gücüne kadar bütün devlet aygıtları, anayasaya, millete, ülkeye değil sadece ve sadece lider ve ailesine sadıktır. En yüksek otorite liderin talimatlarıdır.
"Lider, devletin tüm makamlarını, halka ve ülkeye hizmet düşüncesiyle değil, kendi kişisel ikbal ve çıkarının gereklerine göre doldurur". Yine neopatrimonyal düzende, "şahsi çıkar ile kamusal çıkar arasındaki farkın görülmesini imkansız kılacak bir bulanıklık oluşturulur". Devletin kasası ile liderin kasası arasında hiçbir sınır kalmaz. Bu düzende, kamudaki her yetkili, yapması gereken her şeyi, kişisel bazı çıkarlar (üst makama gelmek, koltukta kalmak, aday listesine konmak, ihale, komisyon, hisse, rüşvet vs) karşılığında yapar. Maddi çıkarlar elde eden her 'müşteri', bu 'politik' düzenin sadık bir savunucusu haline gelir.
Neopatrimonyal düzende yolsuzluk, bireysel bir kanunsuzluk olmaktan çıkar, sistemli bir hükümet uygulamasına dönüşür. Afrika ülkelerinin hazineleri, on yıllarca neopatrimonyal liderlerin kişisel kumbarası gibi oldu. Örneğin O dönemdeki adı Zaire olan Demokratik Kongo Cumhuriyetinin devlet başkanı Mobutu Sese Seko, 1970'lerde kendisine kıyafet almak için bile Paris'e süpersonik Concorde uçak kaldıracak kadar pervasızlığıyla hatırlanıyor. Sese Seko'nun ailesi, devlet kurumlarının parasını ve hatta merkez bankası rezervlerini istedikleri gibi harcayabiliyorlardı. Çocuklarının, kişisel harcamaları için Merkez Bankasından sadece 1977 yılında çektikleri para 71 milyon doları bulmuştu. Rusya'da Putin, 2014 yılı kış olimpiyat oyunları için tüm zamanların rekorunu kırarak 50 milyar dolardan fazla para harcayacaktı ve bu paranın üçte ikisi, Rusya'daki birçok ihaleyi alan Putin'in eski KGB arkadaşlarının firmalarına gidecekti. Uluslararası Şeffaflık Derneğinin raporuna göre Macaristan'da 2018 yılındaki bütün kamu ihalelerinin en az yarısında sadece tek bir teklif yer aldı ve ihaleyi kazandı. Orban da, tıpkı Putin, Modi, Duterte ve diğerleri gibi, kendisine bağlı dar bir işadamı grubu ile kamunun bütün harcamalarını yeniden kendisine ve sadıklarına kazandırıyor. Bunu da, 'onlara karşı güçlü olmalıyız' şeklinde meşrulaştırıyor.
Neopatrimonyal rejimi sürdüren çıkar ağına dayalı yönetim tarzı, aslında en büyük zaafiyetinin de kaynağıdır. Neopatrimonyal düzen, istisnasız olarak, sürekli ekonomik gerileme ve kronik mali kriz üretir. Halkına müreffeh bir yaşam sağlaması imkansızdır. Lider ise, ekonomi her gün bir öncekinden daha kötüye giderken, kurduğu sistemin devamını sağlamak için kişisel, grupsal sadakatleri ödüllendirmeye devam etmek zorundadır. Bundan vazgeçemez. Çünkü, 'çıkar', liderin çarkının bütün dişlilerini çalıştıran yegane motivasyondur. Lider, etrafındaki ağın, devlet iktidarı, devlet imkanları, makam ve rant paylaşımı yoksa, bir saniye bile yaşamayacak bir ağ olduğunun farkındadır. Ama ekonomi daraldıkça bu adaletsiz çıkar dağılımına toplumun diğer kesimlerinin duyacağı tepki de kaçınılmaz olarak büyür. Her neopatrimonyal düzende, bu yüzden, sosyal kaos kaçınılmazdır.
Bunun için de, neopatrimonyal liderler, 'ülkemizi sömürmek isteyen dış güçler, çıkarlarının önündeki en büyük engel olan lideri devirmek için ülkemizi karıştırmak istiyor' iddiasının sürekli canlı tutmaya çalışır. Böylece, lidere her gerçek eleştiri ve muhalefet, kolayca 'dış güç taşeronluğu', 'vatana ihanet' olarak lanse edilebilir.
Neopatrimonyalizmin ilk ortaya çıktığı Afrika'da, sömürgecilik hâlâ yaşayan bir hatıra olduğu için, diktatör liderler, on yıllarca kendi muhaliflerini, eski sömürgeci güçlerin taşeronları olarak yaftalamayı kolayca başarabildi. Örneğin, sosyalist lider Robert Mugabe, seçildiği 1980 yılından, 95 yaşında zorla devlet başkanlığından uzaklaştırıldığı 2017 yılına kadar geçen 37 yıl boyunca, kendisine her muhalefeti, Zimbabwe'yi yeniden sömürge yapmak isteyen Batılı güçlerin piyonları olarak yaftalayacaktı. Bu 37 yılda Mugabe, ezilen halkın temsilciliğinden, dünyanın en zengin devlet başkanlarından birine dönüşürken, Zimbabwe halkı dünyanın en yoksul uluslarından birine dönüştü.
Güney Afrikalı politik bilimci William Gumede, 2017'de yayınlanan makalesinde şöyle yazıyor:
"Birçok Afrika lideri, yıllarca, sömürgeci güçler ülkeyi yeniden sömürge yapmak için ülkemizi istikrarsızlaştırmak istiyor öcüsünü, başarısızlığın, berbat yönetimin ve yolsuzlukların yegane sebebi olarak gösterdi. Koloni güçleri, lideri koltuğundan ederek, yeniden ülkenin yer altı kaynaklarının sahibi olmak istiyor korkusunu hep canlı tuttular".
Gumede'ye göre, 'yarı-doğrular' veya 'doğruymuş görünen desteksiz iddialar', halkın bir kesiminin sürekli ikna olmasını sağladı. Jacob Zuma'nın, makalenin yayınlandığı günlerde partisinin gençlik kolları toplantısındaki bir konuşmasına sözü getiriyor Gumede:
"Zuma, bu ülkede ekonomi ırksal öğelere göre yapılandırılmıştı, biz bunu yok etmenin mücadelesi içindeyiz, diyor. Bu elbette ki doğru. Ama Zuma, ekonomideki ırk ayrımcılığını sadece, ailesi, kadrosu ve müttefikleri dahil dar bir siyah elit grubu için kaldırdığından, siyahların çok büyük kesimini aynı yoksulluğun pençesinde bırakmaya devam ettiğinden bahsetmiyor."
Afrika dışındaki neopatrimonyal rejimler ise, kim olduklarını asla somut olarak açıklamadıkları, 'küresel güçler' veya '13 aile' gibi komplo teorileri ile, öcü boşluğunu doldurmaya çalışıyor. Neopatrimonyal lider dalgasının, 'dış güçler ülkemizi karıştırıyor' iddiasının "delil" ihtiyacını en kolay karşılayan isim ise hiç şüphesiz 'Soros'. Forbes'un zenginler listesinde 178'nci sırada yer alan Amerikalı yatırımcı George Soros'un desteklediği vakfın, 'basın özgürlüğü', 'protesto hürriyeti', 'şeffaflık' ve 'hukuk devleti' savunuculuğuna soyunması, bu kavramlardan çok da hazzetmeyen neopatrimonyal yönetimler için, kendi toplumlarından yükselen böylesi her talebi, 'Soros'un talebi' ve dolayısıyla da 'küresel dış güçlerin isteği' olarak yaftalamasına zemin hazırlıyor. İstisnasız hepsi, kendi icraatlarının ürünü olduğu çok açık krizlerde bile, "asıl suçlu" olarak, Soros'u gösteriyor. Trump'tan Netanyahu'ya, Modi'den Orban'a, Hamaney'den Bolsonaro'ya kadar, "Soros'un ülkelerini yıkmaya çalıştığını" iddia etmeyen popülist lider yok.
Profesör Bratton ve Van Walle, neopatrimonyal rejimlerin, 'millet' ve 'milli irade' edebiyatını dillerinden hiç düşürmedikleri halde ironik olarak sivil toplumu nasıl yok ettiklerine de dikkatimizi çekiyor. Ona göre, şahsının iktidarına karşı potansiyel taşıyabilecek her şeye duyarlı neopatrimonyal lider, toplumda, kontrolü altında olmayan hiçbir merkez istemediği için bütün sivil örgütlenmelere iki seçenek sunar: Koşulsuz biat, devlet gücüyle ezilerek yok edilme. Neopatrimonyal liderin liderliği güçlendikçe, seçimlerin, meclislerin, siyasal partilerin, sendikaların, stk'ların güçleri hızla erir. Zirve noktası ise Türkmenistan'ın seçilmiş devlet başkanı gibi olmaktır. O noktada lideri açıktan eleştirmemek de yetmez. Muhalefet partileri de dahil, lideri açıktan savunmayan, övmeyen kimse politikada, kamusal konumda, ticarette, sosyal statüsünde kalamaz.
Walle ve Bratton'un Neopatrimonyal rejimin doğası ile ilgili dikkatimizi çektiği bir başka detay ise, bu rejimin yönetim mekanizmaları içindeki saflaşmaların niteliği. İki profesöre göre, neopatrimonyal rejimde saflaşmalar, 'şahinler – güvercinler' veya 'muhafazakarlar – liberaller' gibi bakış, üslup, yaklaşım farklılıklarından oluşmaz. Politik pozisyonlarını belirleyen tek motivasyon, patronaj sisteminin içinde olmak veya dışlanmak. Yönetici daireden dışlandığı ve bir daha sistemin içine giremeyeceğini düşünen her üye, muhalif zemin için potansiyel yapı taşı olur. Neopatrimonyal rejimlerde üst düzey makamlarda sürekli işten almaların ve yeni atamaların yapılmasının nedeni de budur. Lider, "yakın zamanda bahşedilebilir makam, statü, adaylık" beklentisini diri tutarak kadrosunun sadakatini besler. 'Kabinede değişiklik hazırlığı', 'X kurumunun yönetiminde değişiklik hazırlığı', 'erken seçim' kulisleri hiç eksik olmaz. Yine lider, kendisi dışında ikinci bir kişinin güçlenmesini engellemek ve asıl patronun kim olduğunu göstermek için de, üst düzey makamlardakileri dönüşümlü olarak değiştirir.
Neopatrimonyalizm, onlarca yıl, zaten, kabile şefliğinin ve kişi kültünün görece yüksek olduğu Afrika'da uygulandığında çok fazla dikkat çekmemişti. Afrika politikası konusundaki en uzman isimlerden biri olan Cambridge Üniversitesi profesörü Christopher Clapham'ın 1990'ların başında neopatrimonyalizmi, 'otoriterliğin en sessiz formu' diye nitelemesinin nedeni buydu. Ancak, neopatrimonyalizm, son 10 yılda görece kentlileşmiş, sanayileşmiş, eğitim düzeyi yüksek demokrasilerde de ortaya çıktıkça, günümüzde otoriterliğin en gürültülü, en dikkat çekici formuna dönüştü.
Öyle ki, dünyanın en güçlü demokrasisi için bile 'neopatrimonyalizm' ciddi bir olasılığa dönüşmüş durumda. Van de Walle, 2017 yılında gazeteci Zack Beauchamp'a verdiği bir demeçte, Donald Trump'ı kast ederek, "Görevdeki başkanın neopatrimonyal bir yönü var. Monarşik temayülü var" diye uyaracaktı.
5 Şubat 2020 günü Senato'nun da aklamasından sonra Trump'ın, arkadaşı hakkındaki bir ağır ceza davasına hem de Twitter üzerinden müdahale edebilme cüreti bulması da oldukça alarm verici. Tıpkı aynı günlerde istihbarat başkanlığına, şahsına, ABD anayasasından daha çok sadık olacak bir politik ismi ataması gibi… Cumhuriyetçi Partiyi tamamen kendisinden ibaret hale getirmenin avantajıyla Kongre'yi, art arda yaptığı atamalarla yargı erkini adım adım işlevsiz hale getiriyor. Devlet gücünü, Amerikan tarihinde görülmemiş ölçüde, seçime etki etmek için kullanacağını gösteriyor.
Sopranos dizisinde Tony Soprano'nun, psikiyatristine, "Ters bir Kral Midas gibiyim. Dokunduğum her şey çöpe dönüşüyor" diye yakınması gibi, Neopatrimonyal liderlerin de, 'millileştiriyoruz' iddiasıyla kişisel egemenliklerine alıp da birer çöpe dönüştürmedikleri bir kurum kalmıyor.
Sovyet sonrası Orta Asya cumhuriyetleri konusundaki çalışmalar yapan, Toronto Üniversitesi otoriter yönetimler uzmanı Seva Gunitsky'nin, neopatrimonyal düzen oluşması sürecini bir tür darbe olarak nitelendirmesi bundan. Demokrasiyi kullanarak iktidara gelmiş devlet başkanının, yolsuzlukları, baskıları, suistimalleri, anayasal çizgileri aşması, yaptırımsız kaldıkça, bunlar normale dönüşüyor. Anayasal kurumlar hızla erimeye başlıyor:
"Kurumların bu şekilde hızla erozyona uğraması, günlük olarak gözlemlenecek açıklıkta olmuyor. Yani, silahlı kişiler gönderilip, televizyonlar ele geçirilmiyor. Bir gece her yere baskın yapılıp sokağa çıkma yasağı ilan edilmiyor. Birbirinden bağımsız olması gereken kurumları ayıran çizgiler, adım adım ilerleyen bir süreçte neredeyse görünmez hale getiriliyor".
Bugünlerde bütün dünya, yeni bir demokratik eğitimden geçiyoruz. Kuvvetler ayrılığı, yargı bağımsızlığı, milli iradenin en yüksek tecelligâhının devlet başkanı değil parlamento olması, hukukun üstünlüğü, üniversite, basın ve protesto özgürlüğü gibi kurumlar niçin oluştu yeniden hatırlamaya başlıyoruz.
Efsane aktör Jimmy Stewart, demokrasinin en kara günlerinde, 1939'da çekilen Mr. Smith Washington'a Gidiyor filminin en etkileyici sahnelerinden birinde Senato'ya hitap ederken, "Hiçbir şey için çok geç değil. Büyük ilkeler, bir kez inkişaf etti mi bir daha kaybolup gitmezler. O ilkeler hâlâ gözümüzün önünde. Sadece yeniden görmeye ihtiyacımız var" diye konuşmuştu.
Harvard Üniversitesi tarih profesörü Jill Lepore, New Yorker dergisinin 3 Şubat sayısında bu ünlü sahneyi de hatırlattığı yazısında, 1930'larda herkesin demokrasinin bir daha dirilmemek üzere öldüğü düşüncesinin yaygınlaştığı günlere götürüyor bizi ve demokrasinin ünlü paradoksuna dikkatimizi çekiyor. Demokrasiyi savunmanın en iyi yolu, yine demokrasiyi eleştirmek ve demokrasinin ortaya çıkardıklarına itiraz etmek. Mükemmel bir demokrasi geçmişte yoktu zaten. Onu en uygar yönetim şeklinde dönüştüren ve sürekli geliştiren şey, hep insanların yine onun ürettiği sorunlara karşı mücadelesi oldu.
İkinci Dünya Savaşının şiddetlendiği 1943 yılında yazar E. B. White, Amerikan propaganda organizasyonu Savaş Yazarları Kurulundan, 'bize demokrasiyi tarif eder misiniz?' sorusu içeren bir mektup alacaktı. Usta yazar, "Demokrasi, maçın 89'ncu dakikasıdır. Henüz ispatlanması tamamlanmamış bir fikirdir. İnsanlığın dinlemekten henüz bıkmadığı bir şarkıdır. Savaşın Yazarları Derneğinin bile, savaşın ortasında bir sabah, ne olduğunu merak ettiği şeydir" diye yazacaktı yanıtında. "Demokrasi, bir zamanlar insanlık için bir anlam ifade ediyordu" diyor Profesör Lepore, "Hâlâ çok ciddi bir anlam ifade etmeye de devam ediyor".
https://t24.com.tyazarlacemal-tuncdemineopatrimonyal-liderler-cagi-ve-demokrasi,25807
submitted by karanotlar to u/karanotlar [link] [comments]


Seçim Anketleri Yanılıyor Mu, Yalan Mı Söylüyor? Teke Tek Seçim Özel - 12 Mart 2019 (AK Parti İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Nihat Zeybekci) 'ANAP'lıyız ANAP'lı' - ANAP [Anavatan Partisi] Seçim Şarkısı Baskın Seçim Yükleniyor... Cemre, Cenk'e Mektup Bırakıp Gitti - Zalim İstanbul 12. Bölüm YSK TARAFINDAN İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE SEÇİMLERİ İPTALİNE İLİŞKİN TBB’NİN KAMUOYU DUYURUSU. Son Seçim Anketi İstanbul ve Ankara el değiştirecek mi?

2011 CHP Seçim Reklamları Bağlamında Siyasal Reklâmcılığın ...

  1. Seçim Anketleri Yanılıyor Mu, Yalan Mı Söylüyor?
  2. Teke Tek Seçim Özel - 12 Mart 2019 (AK Parti İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Nihat Zeybekci)
  3. 'ANAP'lıyız ANAP'lı' - ANAP [Anavatan Partisi] Seçim Şarkısı
  4. Baskın Seçim Yükleniyor...
  5. Cemre, Cenk'e Mektup Bırakıp Gitti - Zalim İstanbul 12. Bölüm
  6. YSK TARAFINDAN İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE SEÇİMLERİ İPTALİNE İLİŞKİN TBB’NİN KAMUOYU DUYURUSU.
  7. Son Seçim Anketi İstanbul ve Ankara el değiştirecek mi?

Zalim İstanbul 12. Bölüm - Cemre, Cenk'e mektup bırakıp yanından ayrılıyor. Cenk, haksız yere memlekete gönderildiğini düşündüğü Cemre'yi, Agah Beyin adamlar... Bağımsız Gazeteci Gökhan Özbek tarafından 07 Temmuz 2020’de canlı gerçekleştirilen #23DERECE programının 699. bölümü. 🟡 Youtube Üzerinden Destek: https://www... Bilgi Anavatan Partisi (kısaltması ANAP), 1983 yılında Turgut Özal tarafından kurulmuş olan eski siyasi parti. 1983'ten 1991'e kadar aralıksız olarak tek başına iktidarda kalmış, 1996 ... Teke Tek Seçim Özel - 24 Mart 2019 (Millet İttifakı İstanbul Büyükşehir Adayı Ekrem İmamoğlu) - Duration: 1:52:04. Habertürk TV 570,951 views 1:52:04 6-İlçe seçim kurulları tarafından usulsüz atandıkları iddia edilen bu görevlilerin seçim sonuçlarına nasıl müdahale ettiklerinin kararda delilleriyle açıklanması zorunluluğu vardır. Ülkemizde yaygın 2 inanış anketlerin ya hep yanlış sonuç verdiği, ya da bir parti tarafından bizi kandırmak için yaptırıldığıdır. Bunlar gerçek mi? İstatistik yöntemlerini ... Teke Tek Seçim Özel - 24 Mart 2019 (Millet İttifakı İstanbul Büyükşehir Adayı Ekrem İmamoğlu) - Duration: 1:52:04. Habertürk TV 570,764 views 1:52:04